Avukatlar İçin Yapay Zekâ Asistan mı, Ortak mı?

hammurabi
Avukatlar İçin Yapay Zekâ Asistan mı, Ortak mı?

1. Giriş: Yanlış Soruyla Başlamak

Hukuk camiasında bugünlerde en sık duyduğumuz soru şu: "Yapay zekâ avukatın asistanı mı olacak, yoksa ortağı mı?" Bu soru, hukuk teknolojileri (LegalTech) tartışmalarının merkezine oturmuş durumda. Ancak bu sorunun bu kadar popüler olmasının nedeni, sunduğu yanıttan ziyade, içinde barındırdığı iki temel korkudur: Kontrol kaybı ve mesleki değersizleşme.

Avukatlar, yapay zekâyı bir "insan" prototipi üzerinden tanımlamaya çalışarak aslında kendi pozisyonlarını korumaya çalışıyorlar. Onu bir asistan olarak gördüğümüzde, hiyerarşiyi korumanın rahatlığını yaşıyoruz; bir ortak olarak gördüğümüzde ise, teknolojinin getireceği o kaçınılmaz yükün sorumluluğunu paylaştığımızı hayal ediyoruz.

Oysa asıl sorun, yapay zekâyı yanlış metaforlarla düşünmektir. Onu bir "rol" (insan benzeri bir çalışan) üzerinden tanımlamak, onun hukuk pratiğindeki asıl yıkıcı ve yapıcı etkisini görmemizi engeller. Yapay zekâ, büronuzun bordrosunda yer alan bir karakter değil, zihinsel süreçlerinizin üzerine inşa edildiği yeni bir katmandır.

2. Yapay Zekâyı “Asistan” Olarak Görmek (Geleneksel ve Güvenli Bakış)

Hukuk pratiğinde yapay zekayı bir "asistan" olarak konumlandırmak, bugün pek çok hukukçu için en güvenli limandır. Bu bakış açısı, teknolojiyi bir tür gelişmiş sekreter veya dijital bir kütüphaneci olarak kurgular. Temel motivasyon "hız" ve "verimlilik" üzerinedir: Yapay zekadan beklenen, avukatın vaktini çalan mekanik işleri üstlenmesi ancak nihai karara asla dokunmamasıdır.

Hızlandırıcı Araç Algısı

Bu modelde yapay zekâ; dilekçe taslağı hazırlar, belgeleri tasnif eder veya ilgili mevzuatı saniyeler içinde bulup getirir. Avukat için bu, "bana yardımcı olsun ama benim yerime düşünmesin" konforudur.

Avantajları: Kontrol ve Düşük Risk

  • Net Sorumluluk: Hiyerarşi bozulmaz. Üretilen her çıktının kontrolü avukattadır.
  • Psikolojik Güven: Teknoloji, avukatın otoritesini sarsan bir rakip değil, ona hizmet eden bir araçtır.
  • Düşük Risk Profili: Yanlış bir bilgi üretildiğinde, hata "asistanın" hatasıdır ve avukatın denetim süzgecinden geçmediği sürece sisteme zarar vermez.

Sınırları: Bilinçli Bir Kısıtlama

Asistan metaforunun en büyük handikapı, yapay zekanın sunduğu "keşif kapasitesini" tamamen devre dışı bırakmasıdır. Eğer sistemi sadece mekanik işlere indirgerseniz:

  • Yaratıcı Katkı Yoktur: Yapay zekadan sadece talep ettiğiniz şeyi alırsınız; oysa LLM'lerin asıl gücü, sizin sormadığınız ama sormanız gereken soruları işaret edebilmesidir.
  • Mekanik İndirgeme: Sistem, hukuki bir muhakeme aracı olmaktan çıkar ve sofistike bir kelime işlemciye dönüşür.

3. Yapay Zekâyı “Ortak” Olarak Düşünmek (Heyecan Verici Ama Tehlikeli)

Yapay zekayı bir "ortak" (partner) olarak tanımlamak, asistan modelinin ötesine geçen, çok daha iddialı ve modern bir yaklaşımdır. Burada sistem, sadece kendisine verilen görevi yerine getiren bir araç değil; avukatla birlikte düşünen, fikir yürüten ve hukuki analiz süreçlerine aktif katılım sağlayan bir "akıl" olarak algılanır.

Birlikte Düşünen Sistem Algısı

Bu modelde avukat, yapay zekayı bir meslektaşıyla beyin fırtınası yapıyormuşçasına kullanır. Karmaşık bir davanın stratejisini kurgularken ondan alternatif bakış açıları geliştirmesini, karşı tarafın olası argümanlarını çürütmesini veya hukuki bir boşluğu dolduracak yaratıcı yorumlar sunmasını bekler.

Cazibesi: Derin Analiz ve Keşif Hızı

  • Alternatif Bakış Açıları: İnsan zihni, bilişsel ön yargılar (confirmation bias) nedeniyle genellikle belirli bir yöne odaklanır. Bir "ortak" olarak AI, avukatın radarında olmayan kör noktaları saptayabilir.
  • Keşif Kapasitesinde Artış: Devasa içtihat havuzları içinde sadece arama yapmaz, bu veriler arasındaki anlamsal ilişkileri kurarak stratejik çıkarımlarda bulunur.

Riskleri: Yetki Bulanıklığı ve Sorumluluk Kayması

Ortaklık metaforunun en büyük tehlikesi, hukukun en temel direği olan "kişisel sorumluluk" ilkesini zedelemesidir:

  • Yetki Bulanıklığı: Eğer AI bir ortaksa, onun ürettiği hatalı bir hukuki yorumun faturası kime kesilecektir? Ortaklık, yetki paylaşımını getirir ancak hukukta yetki paylaşılamaz; sadece delege edilebilir.
  • “AI Söyledi” Savunması: Avukatın, yapay zekanın sunduğu analize aşırı güven duyması (automation bias), kendi muhakeme yeteneğini köreltebilir. Bu durum, savunmanın veya hukuki görüşün entelektüel mülkiyetinin avukattan teknolojiye geçmesi riskini taşır.

4. Yanlış İkilem: Asistan mı, Ortak mı?

Yapay zekayı ya bir "alt kademe çalışan" (asistan) ya da bir "eş düzey meslektaş" (ortak) olarak kutuplaştırmak, hukukçu için sahte bir seçim yaratır. Bu iki tanım da insan-merkezli rollerdir ve teknolojiyi, bizim hiyerarşik dünyamıza sığdırmaya çalışırlar. Oysa hukuk pratiği söz konusu olduğunda, bu ikilem geçerliliğini yitirir çünkü hukukun ontolojik bir kuralı vardır: Sorumluluk devredilemez.

Hukukta Sorumluluk ve Karar Yetkisi

Bir avukat, sekreterinin hatasından veya ortağının yanlış stratejisinden sorumlu tutulabilir; ancak karar verme yetkisini bir makineyle paylaştığı anda mesleki varlık zeminini kaybeder. Yapay zekâ, baro levhasına kayıtlı bir suje olmadığı gibi, imza yetkisine sahip bir irade de değildir. Dolayısıyla karar verme yetkisi paylaşılmaz bir bütündür.

Metaforu Kırmak: Ne Asistan Ne Ortak

Yapay zekâ ne size sadece kahve getiren (veri getiren) bir yardımcıdır ne de son kararda el sıkıştığınız bir ortaktır. O, avukatın düşünme alanını genişleten bir araçtır.

Yapay zekâyı bir araç olarak konumlandırdığımızda, onun başarısı kendi başına ürettiği yanıtta değil, avukatın o yanıtla ne yaptığına bağlı hale gelir. Bu, teknolojiyi hukukçunun dışındaki bir varlık olmaktan çıkarıp, hukukçunun muhakeme sürecindeki bir mercek, bir kaldıraç veya bir filtre haline getirir.

5. Yapay Zekâ Hukukçunun Neresine Dokunur?

Yapay zekanın hukuk pratiğindeki rolünü kavramsal bir düzlemden pratik bir farkındalığa indirdiğimizde, onun "ne olduğu" sorusu yerini "ne yaptığı" sorusuna bırakır. Yapay zekâ, bir dilekçe yazım motorundan çok daha fazlasıdır; o, hukukçunun zihinsel iş akışındaki kritik düğüm noktalarına temas eder.

Araştırma Süreci ve İlişkisel Veri

Geleneksel hukuk araştırması, anahtar kelimeler üzerinden bir "bulma" faaliyetidir. Yapay zekâ ise bu süreci "anlama" ve "ilişkilendirme" boyutuna taşır. Sadece benzer kararları listelemez; o kararların sizin somut olayınızla olan anlamsal bağını kurar.

Alternatif Senaryolar ve "Şeytanın Avukatlığı"

Bir hukukçunun en büyük zaafı, kendi kurduğu stratejiye aşık olmasıdır. Yapay zekâ, sunduğunuz argümanları karşı tarafın gözüyle inceleyebilir. "Bu savunma hangi noktalardan kırılabilir?" veya "Hâkim bu noktada hangi zayıf halkaya odaklanabilir?" gibi sorularla alternatif senaryoları görünür kılar.

Riskli Noktaların Görünür Kılınması

Yapay zekâ, binlerce sayfalık doküman yığını içindeki çelişkili ifadeleri, süre aşımı risklerini veya gözden kaçan usul hatalarını milisaniyeler içinde saptar. Bu, bir asistanın dikkatiyle değil, bir sistemin kusursuz tarama kapasitesiyle gerçekleşir.

Kritik Ayrım: Karar ≠ Analiz

Burada avukatın kavraması gereken en temel sınır şudur: Yapay zekâ size bir analiz sunar, ancak bu bir karar değildir.

  • Analiz: Mevcut verilerin, içtihatların ve yasaların bir sentezidir.
  • Karar: Bu sentezi vicdani kanaat, toplumsal bağlam ve hukuki etik süzgecinden geçirerek bir irade ortaya koymaktır.

6. Hukukta “Düşünme Yardımı” Kavramı

Yapay zekânın hukuk pratiğindeki konumunu asistanlık veya ortaklıktan ayıran asıl tanım, onun bir düşünme yardımı (thinking support) olmasıdır. Bu kavram, sistemin avukat adına bir sonuç üretmesinden ziyade, avukatın kendi zihinsel süreçlerini daha nitelikli hale getirmesini ifade eder. LLM (Büyük Dil Modelleri) dünyasında yapay zekâ, bir "cevap makinesi" olarak değil, bir "muhakeme tetikleyicisi" olarak konumlandırılmalıdır.

Varsayım Üretmek ve Soruları Çoğaltmak

Bir hukukçu için en tehlikeli an, bir vakaya dair tüm soruların sorulduğuna emin olduğu andır. Yapay zekâ, verili bir durumdan yola çıkarak onlarca farklı varsayım (probabilistic scenarios) üretebilir. Bu, avukata "hakikati" sunmak için değil, avukatın bakış açısını esnetmek, onu henüz sorulmamış sorularla yüzleştirmek için yapılır.

Çelişkileri İşaretlemek

Düşünme yardımı olarak AI, bir metnin içindeki mantıksal boşlukları veya bir tanığın ifadeleri arasındaki mikroskobik tutarsızlıkları saptar. Burada yaptığı şey hukuki bir hüküm kurmak değil, avukatın dikkatini yoğunlaştırması gereken "sorunlu alanları" haritalandırmaktır.

Cevap Makinesi Değil, Provokasyon Sistemi

Yapay zekâdan doğrudan "Bu davayı kazanır mıyız?" cevabını beklemek, teknolojiyi yanlış konumlandırmaktır. Doğru yaklaşım, sistemi düşünceyi provoke eden bir yapı olarak kullanmaktır:

  • "Mevcut Yargıtay içtihatları ışığında, bu savunmanın en zayıf üç halkası nedir?"
  • "Karşı taraf bu delili hangi hukuki doktrine dayanarak geçersiz kılmaya çalışabilir?"

Bu soruların yanıtları, avukata hazır bir paket sunmaz; aksine avukatın kendi stratejisini daha derin bir temele oturtması için gereken bilişsel materyali sağlar.

7. Avukatlar Yapay Zekâyı Neden Yanlış Konumlandırıyor?

Yapay zekânın hukuk dünyasındaki potansiyeli ile fiili kullanımı arasındaki uçurum, genellikle yanlış bir "kullanıcı alışkanlığından" kaynaklanır. Avukatların büyük bir çoğunluğu, bu devrimsel teknolojiyi yanlış bir pencereden, eski alışkanlıkların bir uzantısı olarak görüyor.

Chatbot Arayüzlerinin Yarattığı İllüzyon

En büyük yanılgı, yapay zekâyı sadece bir "chatbot" (sohbet robotu) olarak görmektir. Karşıda cevap veren bir arayüzün olması, avukatta "soru sor – cevap al" refleksini tetikler. Bu durum, yapay zekâyı bir Google aramasına veya bir stajyere verilen talimata indirger. Oysa LLM’ler bir bilgi deposu değil, bir işlem birimidir.

Hız Takıntısı ve Otomasyon Yanılgısı

Mesleki iş yükü altında ezilen hukukçular, yapay zekâyı bir "zaman kazanma aracı" olarak kodluyor. "Bana hemen bir dilekçe yaz" komutu, hız kazandırsa da derinliği yok eder. Bu yaklaşımın sonucu şudur:

  • Yanlış Güven: Sistemin akıcı dili, içeriğin doğruluğu konusunda sahte bir güven telkin eder.
  • Yüzeysel Analiz: Hızlıca üretilen çıktı, avukatın metin üzerindeki bilişsel emeğini (cognitive effort) azaltır, bu da kalitesiz bir hukuki hizmete yol açar.

Bilgi ile Muhakemenin Karıştırılması

Birçok avukat, yapay zekâyı bir "hafıza desteği" sanıyor. Oysa yapay zekânın asıl gücü bildiği verilerde değil, o verileri sizin sunduğunuz bağlam (context) içinde nasıl işlediğindedir. Onu bir ansiklopedi gibi kullanmak, bir süper bilgisayarı sadece hesap makinesi olarak kullanmaya benzer.

8. Hammurabi Bu Tartışmada Nerede Duruyor?

Hammurabi’nin felsefi duruşu, yapay zekâyı bir "otomasyon öznesi" olmaktan çıkarıp bir "muhakeme zemini" haline getirme üzerine kuruludur. Bu yaklaşım, teknolojiyi avukatın yerine geçen bir güç olarak değil, avukatın profesyonel kapasitesini kristalize eden bir disiplin olarak konumlandırır.

Chat Değil, Araştırma ve Analiz

Hammurabi için yapay zekâ, havadan sudan konuşulan bir chatbot değildir. O, hukuki verinin ham halini işleyen, yapıbozuma uğratan ve yeniden inşa eden bir laboratuvardır. Soru sorup hazır yanıt beklemek yerine; veriyi yükleyip o veriden stratejik anlamlar süzmek esastır.

Asistan Değil, “Thinking Support”

Yapay zekâ Hammurabi perspektifinde bir emir eri değildir. O, avukatın kendi düşünce silsilesindeki boşlukları ona aynalayan bir "düşünme desteği"dir. Sistemin görevi işi bitirmek değil, avukatın işi en doğru şekilde bitirmesini sağlayacak tüm analitik katmanları önüne sermektir.

Otomasyon Değil, Yönlendirme

Hukukta "tek tuşla çözüm" bir yanılsamadır. Hammurabi’nin yaklaşımı, yapay zekâyı bir otomasyon aracı olarak değil, bir yönlendirme (navigation) sistemi olarak görür. Avukat dümendedir; yapay zekâ ise akıntıları, gizli kayalıkları ve en güvenli rotaları hesaplayan ileri teknoloji bir radardır.

9. Geleceğe Bakış: Avukat + Yapay Zekâ İşbirliği

Yapay zekâ ve hukuk ilişkisine dair çizdiğimiz bu tablo, bir yol ayrımına işaret ediyor. Geleceğin hukuk pratiğinde meslek ortadan kalkmıyor; aksine, teknik ve mekanik olanın makineye devredildiği, entelektüel ve stratejik olanın ise hiç olmadığı kadar değer kazandığı bir sürece giriyoruz.

Meslek Derinleşiyor

Geleceğin avukatı, vaktinin büyük kısmını içtihat kopyalamakla veya standart sözleşme maddelerini düzenlemekle geçirmeyecek. Yapay zekâyı bir "düşünme desteği" olarak konumlandıran hukukçu, uyuşmazlığın özündeki felsefi, insani ve stratejik derinliğe odaklanma fırsatı bulacak. Bu durum, avukatlığın sadece teknik bir zanaat olmaktan çıkıp, yeniden bir "yüksek yargılama sanatı" haline gelmesini sağlayacak.

Sorumluluk Daha Bilinçli Hale Geliyor

Teknoloji geliştikçe, avukatın "denetleme" sorumluluğu da artıyor. Yapay zekânın sunduğu analizleri körü körüne kabul etmeyen, aksine bu analizleri kendi mesleki etik ve bilgi süzgecinden geçiren avukat, sorumluluğunu çok daha bilinçli bir düzeyde üstlenecektir. "Algoritmik dürüstlük", geleceğin hukukçusunun yeni etik pusulası olacaktır.

Güçlü Kapanış: Yeni Nesil Hukukçu Profili

Yapay zekâ, bir gün "avukatın yerini alır mı?" sorusu artık geçerliliğini yitirmiştir. Asıl soru şudur: "Yapay zekâyı doğru konumlandıran bir avukatla, geleneksel yöntemlere hapsolmuş bir avukat arasındaki uçurum nasıl kapanacak?"

Yapay zekâ avukatın yerini almaz; ancak veriyi hızla işleyebilen, riskleri önceden sezen ve düşünme alanını teknolojiyle genişleten "yeni nesil hukukçu", bu değişime direnen meslektaşlarının yerini alacaktır. Düşünen avukat, yapay zekâyı ne bir efendi ne de bir köle olarak görmeli; onu kendi zihninin sınırlarını aşmasını sağlayan sessiz ve güçlü bir kaldıraç olarak konumlandırmayı öğrenmelidir.

Sorularınız mı var? Bizimle iletişime geçin.

İletişime Geç