Hukukta “Arama” Problemi Gerçekten Nedir?

1. Giriş
Bir hukukçunun çalışma masasında, ekranında veya zihninde bitmek bilmeyen bir döngü vardır: Doğru bilgiyi, doğru bağlamda bulmak. Ancak bugün hukuk dünyasının karşı karşıya olduğu asıl kriz, bilgiye erişememek değil; bilginin çokluğu içinde "anlamı" yitirmektir.
Genellikle bir hukukçu arama çubuğuna bir kavram yazdığında, aslında teknik bir terimi değil, o terimin hayat bulduğu bir hukuki sonucu arar. Ancak geleneksel sistemler bize sadece "kelimeleri" verir. İşte "arama" probleminin kalbinde yatan temel ayrım buradadır: Hukukçular neyi aradığını zanneder, aslında neyi ister?
- Zannedilen: "İşçinin sadakat borcu" ibaresinin geçtiği tüm kararları bulmak.
- İstenen: İşçinin rakip firmaya bilgi sızdırması durumunda Yargıtay’ın tazminat konusundaki güncel eğilimini anlamak.
“Anahtar Kelime” ile “Anlam” Arasındaki Uçurum Hukuk, dilin en esnek ama aynı zamanda en katı kullanıldığı disiplindir. Aynı hukuki kavram; farklı terimlerle ifade edilebilir, farklı bağlamlarda bambaşka sonuçlar doğurabilir veya zamanla içtihat değişikliğiyle kabuk değiştirebilir. Kelimeye dayalı bir arama, size metni getirir; ancak o metnin sizin somut olayınızdaki "hukuki değerini" söyleyemez.
Tez Cümlemiz: Hukuki metinlerde temel sorun bir veri eksikliği değil, anlamın doğru temsil edilememesidir. Gerçek bir hukuki araştırma, kelimelerin eşleştirilmesi değil; kavramların, bağlamların ve hukuki mantığın dijital düzlemde yeniden inşa edilmesidir.
2. Kategorilere Dayalı Arama Nedir? (Klasik Yaklaşım)
Geleneksel hukuk yayıncılığı ve dijital veri tabanları, yüzyıllardır süregelen bir alışkanlığa dayanır: Sınıflandırma. Bu yaklaşımda hukuk, önceden belirlenmiş kompartımanlara ayrılır. Bir metin ya "Borçlar Hukuku"dur ya da "Ceza Hukuku". Ya "Geçersizlik" başlığı altındadır ya da "Butlan".
Bu sistemde arama süreci; konu başlıkları, hukuk dalları, madde numaraları ve editöryal etiketler (tagler) üzerinden yürür. Bilgi, hiyerarşik bir ağaç yapısı içinde istiflenmiştir.
Kategorizasyonun Avantajları
- Öğrenmesi Kolay: Hukuk fakültesindeki kürsü mantığıyla birebir örtüşür; hukukçu tanıdığı bir yapıda hareket eder.
- Denetlenebilir: Bir kararın neden "İş Hukuku" kategorisinde olduğunu anlamak için uzman gözü yeterlidir; sonuçlar sürpriz içermez.
- Kesin Sınırlar: Aradığınız şey belirli bir kanun maddesiyse, kategorik sistem size o maddeyi doğrudan sunar.
Kategorilerin Görünmez Sınırları
Ancak hukukun yaşayan doğası, bu statik kutulara her zaman sığmaz. Klasik yaklaşımın tıkandığı üç ana nokta şöyledir:
- Hukuki Dilin Akışkanlığı: Mevzuat ve içtihat dili durağan değildir. 1980’lerdeki bir hukuki problemin bugünkü tanımları, eski kategorilerin dışına taşabilir.
- Kesişim Kümeleri: Bir "kira uyuşmazlığı" aynı zamanda bir "tüketici sorunu" veya "borçlar hukuku" meselesi olabilir. Katı kategoriler, bu disiplinlerarası geçişleri görmezden gelme eğilimindedir.
- Yeni İçtihatların Yıkıcı Gücü: Yüksek mahkemelerin verdiği devrim niteliğinde bir karar, eski kategorik yapıyı geçersiz kılabilir. Ancak sistemin bu değişimi özümseyip kategorileri güncellemesi aylar, hatta yıllar sürebilir.
3. Vektör Tabanlı Anlam Arama Nedir? (Modern Ama Yanlış Anlaşılan Yaklaşım)
Son yıllarda yapay zeka ile birlikte hayatımıza giren en kritik kavramlardan biri "Vektör Tabanlı Arama" oldu. Bu yöntem, metni sadece harf dizileri olarak değil, matematiksel değerlerden oluşan çok boyutlu birer "nokta" (vektör) olarak görür. Bir arama yaptığınızda sistem, "Hangi kelimeler eşleşiyor?" diye sormaz; "Bu metin, kavramsal uzayda hangi metne benziyor?" sorusunun peşine düşer.
Metnin Sayısal Temsili ve Benzerlik
Vektör tabanlı bir sistemde, "iş akdinin feshi" ifadesi ile "kovulma" veya "hizmet sözleşmesinin sonlandırılması" ifadeleri birbirine çok yakın konumlarda yer alır. Sistem, bu kelimelerin aynı anlamsal bağlamda kullanıldığını istatistiksel olarak "öğrenmiştir".
Vektörlerin Güçlü Yönleri
- Dil Varyasyonlarına Dayanıklılık: Hukukçunun kullandığı dil ile mahkeme ilamındaki dil farklı olsa bile, anlamsal yakınlık sayesinde doğru sonuca ulaşılabilir.
- Dolaylı İlişkileri Yakalama: Metinde açıkça geçmeyen ama konunun özüyle ilgili olan "gizli" bağlantıları (latince tabirler, doktrinsel atıflar vb.) keşfedebilir.
- Hız ve Güncellik: Yeni bir içtihat sisteme girdiğinde, manuel bir etiketleme gerektirmeden anlamsal haritadaki yerini kendiliğinden bulur.
Vektörlerin "Karanlık" ve Zayıf Yanları
Vektörler büyüleyicidir ama hukuk gibi "nedensellik" üzerine kurulu bir disiplinde tek başlarına tehlikeli olabilirler:
- Açıklanabilirlik Sorunu (Black Box): Bir vektör arama motoru size bir sonucu getirdiğinde, "Neden bu sonucu verdin?" sorusuna hukuki bir gerekçe sunamaz. Sadece "matematiksel olarak benziyordu" diyebilir.
- Hukuki Bağlam Kaybı: Vektörler bazen "anlamsal benzerlik" ile "hukuki benzerliği" karıştırır. Örneğin, bir boşanma davasındaki "şiddet" ile ceza davasındaki "şiddet" anlamsal olarak benzerdir ancak hukuki sonuçları ve dayandıkları normlar tamamen farklıdır.
4. Yanlış Soru: “Hangisi Daha İyi?”
Hukuk teknolojileri tartışılırken genellikle bir kutuplaşma yaratılır: "Geleneksel kategoriler mi, yoksa modern vektörler mi?" Oysa bu, yanlış bir sorudur. Bir hukukçu için asıl mesele teknolojinin türü değil, hukuki anlamın nerede üretildiğidir.
Bu sorunun cevabı tek bir yerde değildir. Hukuki anlam; metnin kelimelerinde, o metni çevreleyen sistemin bağlamında ve nihayetinde o metnin hayattaki uygulamasında, yani bu üçünün kesişiminde üretilir.
Yeni Bir Çerçeve: Yapı ve Akışın Dengesi
Bu tartışmada kazananı seçmek yerine, her iki yaklaşımın hukuk sistemindeki karşılığını doğru konumlandırmak gerekir:
- Kategoriler = Normatif Yapı: Hukuk sisteminin iskeletidir. Bize sınırları, hiyerarşiyi ve meşruiyet dairesini çizer. Kategorisiz bir hukuk, kuralsız bir kaostur.
- Vektörler = Dilsel Yakınlık: Hukukun yaşayan damarlarıdır. Metinler arasındaki gizli geçitleri, kavramsal akrabalıkları ve dilin esnekliğini temsil eder. Vektörsüz bir hukuk araştırması, tozlu raflarda kaybolmaya mahkûmdur.
Hukuk, tam olarak bu ikisinin arasındaki gerilimde ortaya çıkar. Bir normun (kategori) somut bir olaya (bağlamsal benzerlik/vektör) uygulanması süreci, hukukçunun muhakeme yeteneğidir. Eğer bir sistem sadece kategorilere dayanıyorsa "yaratıcı hukukçuluğu" öldürür; sadece vektörlere dayanıyorsa "hukuki güvenliği" sarsar.
Uygulamada Karşılığı
Hukuki anlam arayışı; metnin içindeki kelimeleri (vektörler) alıp, onları hukuk sisteminin kurallarıyla (kategoriler) test etme sanatıdır. Dolayısıyla soru "hangisi daha iyi?" değil, "bu iki güç, doğru hukuki sonuca ulaşmak için nasıl bir arada çalıştırılabilir?" olmalıdır.
5. Hukuki Anlam Neden Tek Boyutlu Olamaz?
Dijital dünyada herhangi bir bilgiyi aramakla hukuki bir dayanak aramak arasındaki temel fark şudur: Hukukta bir "sonuç", sadece kelimenin sözlük anlamından değil, o kelimenin hangi otorite tarafından, hangi amaçla ve hangi koşullar altında söylendiğinden doğar.
Hukuki anlamın çok boyutluluğunu şu üç fenomen üzerinden görebiliriz:
5.1. Aynı Kelime, Farklı Hukuki Sonuç
"Kusur" kelimesini ele alalım. Ceza hukukunda kusur, bir cezalandırma şartıyken; Borçlar hukukunda tazminatın miktarını belirleyen bir unsurdur. Vektör tabanlı bir sistem bu kelimeyi "anlam" olarak birbirine yakınlaştırsa da, hukukçu için bu iki metin arasındaki mesafe fersah fersah uzaktır.
5.2. Aynı Olay, Farklı Hukuki Nitelenme
Bir işçinin iş yerindeki bir makineye zarar vermesi olayını düşünün.
- İş Hukuku bağlamında bu bir "haklı fesih" sebebidir.
- Ceza Hukuku bağlamında "mala zarar verme" suçudur.
- Sigorta Hukuku bağlamında bir "rücu" meselesidir. Sadece olay metnine bakarak (vektör) veya sadece "İş Hukuku" etiketine bakarak (kategori) bu davanın tüm boyutlarını kapsayamazsınız.
5.3. Aynı İçtihat, Farklı Kullanım Amacı
Bir Yargıtay kararı, bir avukat için "kazanma stratejisi", bir hakim için "karar gerekçesi", bir akademisyen için ise "eleştiri konusu"dur. Metin aynıdır ama o metne yüklenen işlevsel anlam kullanıcının niyetine göre değişir.
6. Hibrit Yaklaşım: Anlam + Yapı
Hukuki araştırmada mükemmellik, bir tarafı seçmekte değil; her iki yöntemin zayıflıklarını birbirinin gücüyle kapatmaktadır. Modern hukuk teknolojilerinde "Hibrit Yaklaşım", vektörlerin sezgisel gücü ile kategorilerin mantıksal çerçevesini bir araya getirir.
Bu modelde süreç şöyle işler:
Kategoriler: Hukuki Sınırı Çizer
Kategoriler, arama uzayını "ehlileştirir". Bir "filtre" görevi görerek, anlamsal olarak benzese de hukuk mantığına aykırı sonuçları (örneğin bir ceza davası ararken karşınıza çıkan alakasız bir ticaret hukuku metnini) dışarıda bırakır. Kategoriler, hukukçunun "hangi evrende" konuştuğunu belirleyen normatif çapalarıdır.
Vektörler: Beklenmeyen Bağlantıları Yakalar
Vektörler, o sınırların içindeki "yaratıcı keşif" motorudur. Klasik bir konu dizininde asla yan yana gelemeyecek, ancak hukuki mantık açısından bir davanın kaderini değiştirebilecek o "gizli" emsal kararı bulup çıkarır. Hukukçunun sınırlı kelime dünyasını, kavramların çok boyutlu evrenine bağlar.
Arama Değil, Bir "Keşif" Süreci
Hibrit yaklaşım, hukuki araştırmayı bir "anahtar kelime avcılığı" olmaktan çıkarıp bir keşif yolculuğuna dönüştürür. Sistem size sadece "bunu mu arıyordunuz?" diye sormaz; "bu kavramla ilgili şu perspektifi de değerlendirmek ister misiniz?" diyerek hukukçunun zihnindeki anlamsal boşlukları doldurur.
Kritik Tespit: İyi bir hukuk teknolojisi, hukukçunun yerine karar veren değil; hukukçunun doğru karara varması için gereken tüm anlamsal haritayı (yapı + akış) önüne seren araçtır.
7. Hukukçular Neden Bu Ayrımı Bilmek Zorunda?
Teknoloji geliştikçe, hukukçunun "araç bilgisi" sadece bir konfor meselesi olmaktan çıkıp bir mesleki özen (due diligence) şartına dönüşüyor. Kategoriler ile vektörler arasındaki farkı bilmeyen bir hukukçu, kullandığı aracın nerede yanılıp nerede parladığını fark edemez.
Yanlış Araç → Yanlış Güven
Eğer bir sistem sadece anahtar kelimelere (kategorilere) dayanıyorsa, hukukçu "bulamadığı" bir içtihadın var olmadığı yanılgısına düşer. Eğer sistem sadece vektörlere dayanıyorsa, "bulduğu" sonucun anlamsal benzerliğine kanıp hukuki geçerliliğini sorgulamayı ihmal edebilir.
- "Bulduysam Doğrudur" Yanılgısı: Algoritmalar her zaman bir sonuç döndürür. Ancak o sonucun davanın esasına uygunluğu, algoritmanın değil, hukukçunun sorumluluğundadır.
- Otomasyonun Görünmez Riskleri: Hukukçu, sistemin hangi mantıkla çalıştığını bilmediğinde, yapay zekanın "halüsinasyon" veya "bağlam kayması" risklerine karşı savunmasız kalır.
Hukukçunun Rolü Azalmaz, Sorumluluğu Artar
Geleceğin hukukçusu, sadece kanunları bilen değil; bilginin hangi teknolojik süzgeçlerden geçerek önüne geldiğini analiz edebilen kişidir. Bu ayrımı bilmek, teknolojiye teslim olmak değil, teknolojiyi yönetmektir. Artık asıl yetenek "aramak" değil, sistemin sunduğu çok boyutlu anlamlar arasından hukuki tercihi yapabilmektir.
8. Hammurabi Bu Tartışmada Nerede Duruyor?
Bizce soru, "Hangi algoritma daha hızlı sonuç getirir?" sorusundan çok daha derindir. Bizim için asıl mesele, teknolojinin hukukun o kadim ve karmaşık dokusuna ne kadar sadık kaldığıdır.
Hukuk teknolojilerine bakışımızda bir yöntemi, bir tekniğe tercih ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki: Araştırma, sohbetten önce gelir.
Bir yapay zekanın size "cevap" vermesi kolaydır; zor olan, o cevabın dayandığı tüm hukuki koordinatları, kategorik disiplini ve anlamsal bağlamı size şeffaf bir şekilde sunabilmesidir. Bu yüzden biz, teknolojiyi hukukun yerine koymak yerine, hukukun hizmetine sunan bir mimariyi savunuyoruz.
Bu tartışmada durduğumuz yer şurasıdır:
- Hukuki veriyi sadece birer sayı dizisi (vektör) olarak görmüyoruz; her metnin arkasındaki normatif iradeyi önemsiyoruz.
- Kategorileri birer pranga olarak değil, hukuki güvenliğin teminatı olarak konumlandırıyoruz.
- Araştırmayı bir "sonuç alma" işlemi değil, hukukçunun muhakeme gücünü besleyen bir keşif süreci olarak tasarlıyoruz.
Bizim yaklaşımımızda teknoloji, hukukçunun zekasına alternatif değil; o zekanın binlerce sayfalık veri içinde kaybolmadan, en keskin haliyle çalışmasını sağlayan bir mercektir.
9. Sonuç: Hukuki Anlam Aramak, Hukuku Anlamaktır
Hukuk teknolojilerinin evrimi, aslında hukukçunun bilgiyle kurduğu ilişkinin evrimidir. Kategorilerin statik güvenliği ile vektörlerin dinamik keşif gücü arasındaki tartışma, bize tek bir gerçeği fısıldıyor: Hukuk, ne sadece bir sınıflandırma sanatıdır ne de sadece bir kelime benzerliği oyunudur.
Geleceğin hukuk pratiğinde:
- Kategoriler tek başına yetmez; çünkü hayat, önceden tanımlanmış kutuların çok daha ilerisinde akar.
- Vektörler tek başına tehlikelidir; çünkü neden-sonuç ilişkisinden kopuk bir benzerlik, adaletin temeli olan "gerekçe"yi açıklayamaz.
Gerçek hukukçu, teknolojiyi bir "kara kutu" olarak değil, bir "ışık kaynağı" olarak kullanandır. Hukuki metinlerde anlam aramak, sadece doğru belgeyi bulmak değil; o belgenin hukuk sisteminin bütünü içindeki yerini kavramaktır. Bu ise ancak anlam ve yapının kusursuz bir hibrit birlikteliği ile mümkündür.
Unutulmamalıdır ki; hukuki metinlerde anlam aramak, doğru aracı seçmekten önce doğru soruyu sormayı gerektirir.
Sorularınız mı var? Bizimle iletişime geçin.
İletişime Geç