Kızılcahamam Vakası: Uydurulan Yargıtay Künyeleri

Haziran 2026’da Ankara’nın Kızılcahamam ilçesindeki bir yerel mahkemede, savunma dilekçesinde yer alan Yargıtay kararı künyelerinin karşılığı bulunmadığı tespit edildi. Karşı taraf vekili duruşmada şüphe dile getirdi, mahkeme heyeti UYAP üzerinden sorgulama yaptı ve esas ile karar numaralarının karşılığı olmadığını gördü. Mahkeme aynı gün Ankara Barosu’na ve Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulundu. Yirmi beş yıllık meslek kıdemine sahip avukat, künyeleri yapay zekâdan aldığını ve olayın sehven yapılmış bir hata olduğunu belirtti. Bu, Türkiye’de kamuya yansımış ve birden çok bağımsız kaynakça teyit edilmiş ilk yapay zekâ halüsinasyonu olayıdır. Yayımlanmış bir mahkeme kararı veya baro disiplin kararı bulunmamaktadır; olaya ilişkin tüm bilgi basına dayanmaktadır ve her iki soruşturmanın sonucu 13 Ağustos 2026 itibarıyla bilinmemektedir. Avukat yalnızca baş harfleriyle bilinmekte olup bu yazıda da kimliğine ilişkin hiçbir çıkarım yapılmayacaktır. Aşağıdaki analiz, olayı bir haber olarak değil, hangi mesleki normların devreye girdiği ve uluslararası örüntüde nereye oturduğu sorusu üzerinden ele alır.

Bu yazıyı okumadan önce: dört zorunlu çekince

Aşağıdaki değerlendirmenin tamamı bu dört sınır içinde okunmalıdır.

  1. Yayımlanmış bir mahkeme kararı veya baro disiplin kararı yoktur. Olaya ilişkin tüm bilgi basına dayanmaktadır. Aşağıda anlatılanlar, doğrulanmış yargısal tespitler değil, birden çok bağımsız haber kaynağında yer alan aktarımlardır.
  2. Her iki soruşturmanın sonucu 13 Ağustos 2026 itibarıyla bilinmemektedir. Ne disiplin soruşturmasının ne de ceza soruşturmasının akıbeti hakkında kamuya açık bir bilgi bulunmaktadır. Soruşturma başlatılmış olması, hiçbir hukuk düzeninde sorumluluğun tespiti anlamına gelmez.
  3. Avukat yalnızca baş harfleriyle bilinmektedir. Tam ad yayımlanmamıştır. Bu yazıda da yayımlanmayacak, kimliğine ilişkin çıkarım yapılmayacaktır.
  4. Uydurulan künye sayısı bildirilmemiştir. Bazı yayınlarda geçen “Türkiye’de bir ilk” nitelemesi bir medya nitelemesidir; resmî bir tespit değildir.

Bu yazı bir meslektaş hakkında ahlaki değerlendirme yapmaz. TBB Meslek Kuralları m.26 uyarınca hiçbir avukat, bir meslektaşının mesleki tutum ve davranışları hakkındaki düşüncelerini kamuoyuna açıklayamaz. Buradaki ilgi, kişiye değil, olayın ortaya çıkardığı yapısal soruna yöneliktir.

Kısaca

  • Olay Haziran 2026’da Kızılcahamam’da bir yerel mahkemede yaşandı; basına 18-20 Haziran 2026 arasında yansıdı.
  • Uydurulan içerik, var olmayan Yargıtay kararlarının künyeleriydi: esas numarası, karar numarası ve daire numarası.
  • Halüsinasyonu yakalayan araç UYAP oldu. Karşı taraf vekilinin itirazı üzerine heyet sorgulama yaptı.
  • Mahkeme aynı gün baroya ve savcılığa bildirimde bulundu; iki ayrı soruşturma başladı.
  • Avukatın savunması “içerik doğruydu, numaralar yanlıştı” biçimindeydi. Bu ayrımın hukuken ne kadar taşıdığı tartışmaya açıktır.
  • Türkiye’de yapay zekâya özgü bir norm yoktur. Devreye giren hükümler Avukatlık Kanunu m.34, 7571 sayılı Kanun ile değişik m.134 ve TBB Meslek Kuralları’dır.

Ne oldu

Bilinen olgular kısadır ve birden çok bağımsız kaynakta tutarlıdır. Bir avukat, savunma dilekçesini güçlendirmek amacıyla yapay zekâ kullandı. Sistem, gerçekte var olmayan Yargıtay kararlarına ait künyeler üretti. Üretilen bilgiler esas ve karar numaraları ile daire numaralarıydı. Bu künyeler dilekçeye girdi ve dosyaya sunuldu.

Olay 18 Haziran 2026’da Sözcü’de, 19 Haziran’da SON TV’de, 20 Haziran’da Yeni Akit’te yer aldı. T24, Memurlar.net, CNN Türk ve Kısa Dalga da haberi aktardı. Kaynakların çokluğu, temel olgu örgüsü bakımından teyit düzeyini yükseltmektedir; ancak hiçbiri bir yargısal belgeye dayanmamaktadır.

Avukatın basına yansıyan iki ifadesi vardır. Birincisi savunmasının özüdür: “Daire numaraları ve karar künyeleri yanlış yazılmıştı. İçerik doğruydu, numaralar yanlıştı.” Olayı sehven yapılmış bir hata olarak nitelemiş, kasıt bulunmadığını belirtmiştir. İkincisi mesleki maliyetine ilişkindir: “Keşke yararlanmasaydım… şaka konusu oldum.”

Bağlam tarafında Avukat Hakları Grubu, olayın savunma faaliyeti üzerinde baskı anlamına geldiğini savunmuştur. Bu değerlendirme, olayın ceza soruşturmasına konu edilmiş olmasıyla ilgilidir ve aşağıda ayrıca ele alınmaktadır.

Nasıl yakalandı: UYAP ayrıntısı

Halüsinasyonu yakalayan şey bir yazılım denetimi değil, karşı taraf vekilinin itirazı ve UYAP sorgusu oldu. Sıra şudur: karşı taraf vekili duruşmada künyelerle ilgili şüphesini dile getirdi, mahkeme heyeti UYAP üzerinden sorgulama yaptı, karar numaralarının karşılığı bulunmadığı görüldü ve mahkeme aynı gün her iki mercie bildirimde bulundu.

Bu ayrıntı, olayın en öğretici kısmıdır. Uyuşmazlık, dilekçedeki hukuki muhakemenin zayıflığından değil, doğrulanabilir bir olgunun doğrulanmasından çıktı. Künye, bir dilekçedeki en denetlenebilir unsurdur. Bir yorumun isabetini tartışmak zaman alır; bir esas numarasının karşılığı olup olmadığını görmek bir sorgu kadar sürer.

İkinci ve daha az konuşulan nokta şudur. UYAP, Adalet Bakanlığı tarafından işletilen yargı bilişim altyapısıdır. 12 Mayıs 2026’da yargıda yapay zekâ destekli bir karar destek sistemi duyurulmuştur; bu sistemin teknik mimarisi, takvimi ve UYAP ile ilişkisinin niteliği kamuya açık kaynaklarda teyit edilememiştir. Aynı altyapı bu olayda fiilen yer gerçeği katmanı olarak çalışmıştır. Yani yapay zekânın hukuktaki geleceği tartışılırken, bir yapay zekâ hatasını tespit eden şey, mevcut ve sıkıcı sayılan kayıt sistemi olmuştur. Doğrulama katmanının bir modelden değil, bir kütükten geldiğini gösteren somut örnektir.

Bu, doğrulama pratiği için bir sonuç doğurur. Türkiye’de bir avukatın künye teyidi için gitmesi gereken yer bellidir ve zaten masasındadır. Halüsinasyonun yakalanması yeni bir araç değil, mevcut aracın kullanılmasını gerektirir.

“İçerik doğruydu, numaralar yanlıştı” savunması tutar mı

Bu savunmanın hukuki ağırlığı, hangi soru bakımından ileri sürüldüğüne göre değişir. İki ayrı süreç vardır ve ayrım her ikisinde aynı ağırlığı taşımaz.

Kasıt bakımından savunmanın ciddi bir dayanağı vardır. Ceza soruşturması “yanıltıcı bilgi vermek” çerçevesinde bildirilmiştir. Yanıltma tipik olarak kastı arayan bir kavramdır. Bir avukatın, karşılığı olmadığını bilerek uydurma künye sunması ile, aracın ürettiği künyeyi doğru sanarak sunması arasında sübjektif unsur bakımından temel bir fark bulunur. İkinci durumda avukat mahkemeyi yanıltmak istememiş, aracın çıktısına güvenmiştir. Bu ayrım, kasıt aranan her değerlendirmede dikkate alınması gereken bir ayrımdır. Kaldı ki soruşturmanın sonucu bilinmemektedir ve bu yazıda sonucu hakkında bir öngörüde bulunulmayacaktır.

Özen yükümlülüğü bakımından savunmanın taşıyıcılığı daha zayıftır. Disiplin sorumluluğu kasta değil, özen ve doğruluk yükümlülüğüne bağlıdır. Avukatlık Kanunu m.34, avukatların yüklendikleri görevleri “özen, doğruluk ve onur içinde” yerine getirmekle yükümlü olduğunu söyler. Burada sorulan soru, avukatın yanıltmak isteyip istemediği değil, sunduğu belgedeki bilginin doğruluğunu sağlamak için gereken özeni gösterip göstermediğidir. Künyenin doğruluğu, sunulmadan önce sorgulanabilir bir olgudur.

Üçüncü bir katman daha vardır ve genellikle atlanır: “içerik doğruydu” ifadesinin kendisi doğrulanabilir bir iddia değildir. Bir künyenin karşılığı yoksa, o künyeye atfedilen içeriğin doğruluğu neye göre saptanacaktır. Var olmayan bir kararın “içeriği” olmaz. Savunma en iyi ihtimalle şu anlama gelir: dilekçede ileri sürülen hukuki görüş, Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımıyla uyumluydu, yalnızca o görüşü destekleyen kaynak yanlış gösterildi. Bu, hukuken anlamlı bir iddiadır ama künye hatasını bir biçim kusuruna indirgemez.

Sebebi usuldedir. Bir emsale yapılan atıf, o emsalin bağlayıcı veya ikna edici gücünü dosyaya taşımak için yapılır. Karşılığı olmayan bir künye, dosyaya hiçbir güç taşımaz; taşıdığı izlenimi verir. Karşı taraf ve hâkim, atfı gerçek sanarak değerlendirme yapar. Zarar, içeriğin yanlış olmasından değil, dosyaya var olmayan bir otoritenin sokulmuş olmasından doğar.

Uluslararası uygulamada tam bu argüman ileri sürülmüş ve karşılık bulmamıştır. Concord Music Group v. Anthropic dosyasında Latham & Watkins, modelin yalnızca atfı biçimlendirmek için kullanıldığını, buna rağmen kurgusal başlık ve yazar ürettiğini ve bunun “dürüst bir hata” olduğunu belirtmiştir. Hâkim beyanın bir kısmını yine de çıkarmıştır. Kastın yokluğu, çıktının dosyada kalmasını sağlamamıştır.

Buna karşılık kastın yokluğunun tümüyle etkisiz olduğunu söylemek de yanlıştır. Kanada’da Zhang v. Chen dosyasında iki var olmayan karar duruşmadan önce geri çekilmiş, mahkeme karşı tarafın iki duruşma günlük masrafını ödemesine hükmetmiş, ancak özel masraf talebini reddederek geri çekmeyi hafifletici saymıştır. Kastın yokluğu ve düzeltme iradesi, yaptırımın ağırlığında rol oynamıştır. Türkiye’deki olayda da savunmanın bu yönde bir ağırlık taşıması mümkündür. Sonucu bilinmemektedir.

Hangi normlar devrede

Türkiye’de yapay zekâya özgü bir norm yoktur; devreye giren hükümler genel meslek ödevleridir. 13 Ağustos 2026 itibarıyla yürürlükte özel bir yapay zekâ kanunu bulunmamaktadır ve avukatın mahkemeye sunduğu yapay zekâ üretimi içerikten sorumluluğunu düzenleyen bir hüküm de yoktur. Türkiye Barolar Birliği düzeyinde yayımlanmış, bağlayıcı bir yapay zekâ rehberi de mevcut değildir.

Bu boşluk, sorumluluğun bulunmadığı anlamına gelmez. Uygulanabilecek zincir şudur.

NormMetin veya içerikOlayla bağlantısı
Avukatlık Kanunu m.34Avukatlar görevlerini “özen, doğruluk ve onur içinde” yerine getirmek ve TBB Meslek Kuralları’na uymakla yükümlüdürDoğrulanmamış künyenin dosyaya sunulması doğrudan bu yükümlülük altında değerlendirilir
Avukatlık Kanunu m.134 (7571 s. K. ile değişik)Avukatlık onur ve unvanına, savunma hakkının kutsallığının gerektirdiği saygı ve güvene “veya özen ve doğruluk yükümlülüklerine uymayan hâl ve hareketlerin” tespiti üzerine disiplin cezası verilirYeni lafız, özen ve doğruluk ihlalini açıkça saymaktadır
TBB Meslek Kuralları m.3“Avukat, mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür”Yargıya sunulan bilginin güvenilirliği bu kuralın çekirdeğindedir
TBB Meslek Kuralları m.38“Avukat, zamanının ve yeteneklerinin erişemediği bir işi kabul etmez”Doğrulama kapasitesi olmayan bir araca dayanma tartışması buradan yürütülür
Avukatlık Kanunu m.135Disiplin cezaları: uyarma, kınama, para cezası, işten çıkarma, meslekten çıkarmaCeza türleri budur; tutarlar ve süreler bakımından kamuya açık kaynaklar çelişmektedir ve burada yazılmamaktadır

En kritik nokta m.34 ile m.134 arasındaki zincirdir. m.34 hem özen ve doğruluk yükümlülüğünü hem de TBB Meslek Kuralları’na uyma yükümlülüğünü kanun düzeyine taşır. Dolayısıyla Meslek Kuralları’nın ihlali doğrudan m.34 ihlali sayılır. m.134 ise disiplin cezasının uygulanacağı halleri düzenleyen çerçeve hükümdür ve 7571 sayılı Kanun ile değişen yeni metninde “özen ve doğruluk yükümlülüklerine uymayan hâl ve hareketler” açıkça sayılmıştır.

Bu değişikliğin zamanlaması dikkat çekicidir. Anayasa Mahkemesi, 6/3/2025 tarihli E.2025/50, K.2025/47 sayılı kararıyla m.134 ve m.135’i iptal etmiş, karar 22/5/2025 tarihli ve 32907 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Yasama tepkisi 7571 sayılı Kanun ile gelmiş, kanun 24/12/2025’te kabul edilerek 25/12/2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Yani Kızılcahamam olayının yaşandığı sırada yürürlükte olan m.134, yalnızca altı ay önce yeniden yazılmış ve özen ile doğruluk ihlallerini eskisinden daha açık biçimde anmış bir metindi.

Ceza tarafında ise yalnızca şu söylenebilir: olay Cumhuriyet Başsavcılığı’na “yanıltıcı bilgi vermek” çerçevesinde bildirilmiştir. Hangi hükmün tartışıldığı, iddianame düzenlenip düzenlenmediği ve sürecin akıbeti kamuya açık kaynaklarda teyit edilememiştir. Bu nedenle ceza hukuku değerlendirmesi bu yazının kapsamı dışındadır.

İki ayrı soruşturma neden tartışma yarattı

Olayın hem baroya hem savcılığa bildirilmiş olması, mesleki tartışmanın asıl kaynağıdır. Avukat Hakları Grubu, olayın savunma faaliyeti üzerinde baskı anlamına geldiğini savunmuştur. Bu itiraz, künyelerin doğruluğuna değil, sürecin ikiye ayrılmasına yöneliktir ve ciddiye alınmayı hak eder.

Ayrımı şöyle koymak mümkündür. Bir dilekçedeki hatalı atıf, kural olarak mesleki özen sorunudur ve mesleki özenin denetim mercii barodur. Avukatlık Kanunu m.134, tam da bu tür halleri, yani özen ve doğruluk yükümlülüklerine uymayan hâl ve hareketleri disiplin cezasının uygulanacağı haller arasında saymaktadır. Disiplin hukuku, kastı aramadan da işleyebilen ve yaptırım yelpazesi uyarmadan meslekten çıkarmaya kadar uzanan bir sistemdir. Bu haliyle sorunun karşılığını üretebilecek bir mekanizmadır.

Ceza soruşturması ise farklı bir eşik gerektirir. Olay basına “yanıltıcı bilgi vermek” çerçevesinde bildirilmiş olarak yansımıştır. Yanıltma kavramı tipik olarak kastı arar ve avukatın beyanı kastın bulunmadığı yönündedir. Buradaki endişe, savunma faaliyeti sırasında yapılan bir özen kusurunun ceza soruşturmasına konu edilmesinin, avukatın dilekçe yazarken taşıdığı riski yükselteceği ve dolaylı olarak savunmanın hareket alanını daraltacağıdır.

Karşı görüş de aynı ölçüde açıktır. Mahkemeye sunulan bir belgede karşılığı bulunmayan bir yargı kararının gösterilmesi, yalnızca meslek içi bir özen sorunu değil, yargılamanın maddi temeline yönelmiş bir müdahaledir. Karşı taraf ve hâkim, atfı gerçek sayarak değerlendirme yapar. Bu nedenle bildirimin savcılığa da yapılması, mahkemenin takdirinde kalan bir usul tercihidir.

Bu tartışmanın burada bir sonuca bağlanması mümkün değildir; her iki soruşturmanın akıbeti bilinmemektedir ve hangi hükmün tartışıldığı kamuya açık kaynaklarda teyit edilememiştir. Kaydedilmesi gereken tek nokta şudur: yapay zekâ kaynaklı bir hatanın hem disiplin hem ceza mekanizmasını aynı anda harekete geçirdiği, kamuya yansımış bilinen ilk örnektir. Bunun daha önce yaşanmış benzeri bir olay bulunup bulunmadığı kamuya açık kaynaklarda teyit edilememiştir. Her hâlükârda bu, yerleşik bir uygulamanın değil, tekil bir mahkeme tercihinin sonucudur. Uluslararası uygulamada da yaptırımın ağırlıklı olarak mesleki ve usuli araçlarla verildiği görülmektedir; Ayinde‘de mahkemenin saydığı seçenekler arasında polise sevk bulunsa da, uygulanan yaptırımlar masraf kararı ve meslek kuruluşuna sevk olmuştur.

Uluslararası örüntüde nereye oturuyor

Olay, üç yıldır onlarca yargı çevresinde tekrarlanan bir örüntünün Türkiye’deki ilk kamuya açık örneğidir. Örüntü hemen her dosyada aynıdır: avukat bir dilekçeyi güçlendirmek için yapay zekâ kullanır, çıktı gerçek görünümlü künyeler üretir, künyeler doğrulanmadan dosyaya girer, karşı taraf veya mahkeme kontrol eder ve yaptırım süreci başlar.

HEC Paris’ten araştırmacı Damien Charlotin’in yürüttüğü AI Hallucination Cases Database, mahkemelerin bu konuyu esaslı biçimde ele aldığı kararları toplamaktadır. 13 Ağustos 2026 tarihli erişimde veritabanı 1.870 vaka içermekteydi; veritabanının son güncellemesi 11 Ağustos 2026 tarihlidir. Aynı tarihte ABD 1.298, Kanada 206, Avustralya 98, Birleşik Krallık 61 vakayla listenin başındadır ve elliden fazla ülke listede yer almaktadır.

Dört dosya, Kızılcahamam olayının hangi eksenlerde okunabileceğini gösterir.

Mata v. Avianca (S.D.N.Y., 2023). Altı uydurma karar. Hâkim P. Kevin Castel, 22 Haziran 2023 tarihli kararıyla iki avukat ve büroları hakkında 5.000 dolarlık müteselsil yaptırıma hükmetti ve sahte kararların yazarı olarak gösterilen gerçek hâkimlere bildirim yapılmasını zorunlu kıldı. Castel’in ifadesi bu alandaki başlangıç formülüdür: “Technological advances are commonplace and there is nothing inherently improper about using a reliable artificial intelligence tool for assistance. But existing rules impose a gatekeeping role on attorneys to ensure the accuracy of their filings.” Yani araç kullanmak kusur değildir; kapı bekçiliği ödevi avukattadır.

Ayinde ve Al-Haroun (EWHC, 6 Haziran 2025). Divisional Court’ta Dame Victoria Sharp P ve Johnson J tarafından karara bağlanan birleşik dosyalar. Birinde beş var olmayan karar gösterildi; ilk derecede iki bin sterlinlik boşa giden masraf kararı verildi ve dosya Bar Standards Board ile Solicitors Regulation Authority’ye sevk edildi. Diğerinde 45 atıf sorunluydu ve bunların 18’i tamamen kurguydu. Uydurma kararlardan biri, sevki yapan hâkimin kendisine atfedilmişti. Mahkemenin saydığı yaptırım seçenekleri, meselenin ağırlığını gösterir: kamuya açık kınama, boşa giden masraf kararı, dilekçenin reddi, meslek kuruluşuna sevk, mahkemeye saygısızlık yargılaması ve polise sevk. Kararın tespiti açıktır: “Freely available generative artificial intelligence tools … are not capable of conducting reliable legal research.”

Whiting v. City of Athens (6th Cir., 13 Mart 2026). Üç istinaf başvurusunda yirmiden fazla uydurma atıf. Yaptırım: avukat başına 15.000 dolar, karşı tarafın tüm vekâlet ücretlerinden müteselsil sorumluluk, iki katı masraf ve disiplin için baş hâkime sevk. Kararın formülü, kaynak ayrımını tamamen kaldırır: “no brief, pleading, motion, or any other paper filed in any court should contain any citations – whether provided by generative AI or any other source – that [counsel have not] read and verified.”

In re Greg Lake (Nebraska Yüksek Mahkemesi, 15 Nisan 2026). Bir boşanma istinafında 63 atıftan 57’si sorunluydu. Avukat kürsüden doğrudan sorulduğunda yapay zekâ kullanmadığını söyledi, iki gün sonra kullandığını kabul eden bir beyan sundu ve inkârını “ağır bir muhakeme hatası” olarak niteledi. Mahkeme, tam disiplin soruşturması sürerken “ikinci bir emre kadar” meslekten geçici men kararı verdi.

DosyaTarihUydurma atıfYaptırım
Mata v. Avianca22.06.20236 karar5.000 dolar müteselsil, hâkimlere bildirim
Ayinde / Al-Haroun06.06.20255 karar; ayrı dosyada 18 kurgusal atıfBoşa giden masraf, meslek kuruluşlarına sevk
Whiting v. City of Athens13.03.202620’den fazlaKişi başı 15.000 dolar, tüm vekâlet ücreti, iki katı masraf
In re Greg Lake15.04.202663 atıftan 57’siMeslekten geçici men

Eğri açıktır. 2023’te beş bin dolarlık müteselsil para cezası ve kamuya açık mahcubiyet vardı. 2025’te beş haneli para cezaları ve meslek kuruluşuna sevkler geldi. 2026’da avukat başına on beş bin dolar, karşı tarafın tüm vekâlet ücreti, iki katı masraf ve meslekten geçici men noktasına gelindi.

Bu eğriden Türkiye için iki çıkarım yapılabilir. Birincisi, ilk vakalar hemen her yargı çevresinde ılımlı karşılanmıştır; ağırlaşma tekrarla gelmiştir. Aynı avukatlara ikinci kez yaptırım uygulanan Coomer v. Lindell dosyası bunun örneğidir. İkincisi, ağırlaştırıcı sebep neredeyse her dosyada aynıdır: kullanımı gizlemek veya inkâr etmek. Nebraska dosyasında geçici men kararı, uydurma atıflardan değil, inkârın ardından gelmiştir.

Yarın büroda ne değişmeli

Değişmesi gereken şey, doğrulamanın bir alışkanlık değil, dosyanın kapanma şartı haline gelmesidir. Aşağıdaki altı madde, Kızılcahamam olayının doğrudan çıkarımlarıdır. Uygulaması büronuzun koşullarına bağlıdır.

  1. Künye teyidi, dilekçenin son okumasından ayrı bir adım olsun. Metni okurken künye kontrol edilmez; okuyan göz biçimi tanır ve geçer. Künyeler ayrı bir listeye çıkarılıp tek tek sorgulanmalıdır.
  2. Teyit yeri UYAP ve resmî karar erişim kanallarıdır. Aracın kendi listesi kaynak değildir. Bu olayda halüsinasyonu yakalayan sorgu, avukatın da yapabileceği bir sorguydu.
  3. Künyenin varlığı ile kararın o önermeyi desteklemesi ayrı iki kontroldür. Numara tutuyor olabilir ve karar, dilekçede iddia edilen şeyi söylemiyor olabilir. Pasaj okunmadan doğrulama tamamlanmaz.
  4. Kararın hâlâ ayakta olup olmadığı ayrıca kontrol edilir. Bozulmuş veya içtihat değişikliğiyle aşılmış bir karara yapılan atıf, var olmayan bir karara yapılan atıf kadar zarar verir.
  5. Doğrulamanın kim tarafından ve ne zaman yapıldığı yazılı kalsın. Özen ödevinin yerine getirildiğini gösterecek somut delil budur. Disiplin sürecinde beyandan fazlasını gerektirir.
  6. Kullanım gizlenmez. Uluslararası uygulamada yaptırımı ağırlaştıran en tutarlı unsur budur. Bir hata fark edildiğinde derhal düzeltmek, hafifletici sayılabilen tek davranıştır.

Olayın en rahatsız edici yanı, avukatın yirmi beş yıllık kıdemidir. Bu, tecrübe eksikliğinden kaynaklanan bir hata değildir. Halüsinasyonlu bir künye, bozuk bir çıktı değil, modelin ürettiği en tipik çıktıdır; biçimi kusursuzdur ve okuyarak ayırt edilemez. Bu yüzden hata, deneyimle değil, ancak dışarıdan bir doğrulama adımıyla yakalanır.

Sık sorulan sorular

Kızılcahamam vakasında kesinleşmiş bir karar var mı?

Hayır. 13 Ağustos 2026 itibarıyla yayımlanmış bir mahkeme kararı veya baro disiplin kararı bulunmamaktadır. Ankara Barosu nezdinde bir disiplin soruşturması ve Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde bir ceza soruşturması başlatıldığı basına yansımıştır. Her iki sürecin sonucu bilinmemektedir. Olaya ilişkin tüm bilgi basın kaynaklarına dayanmaktadır.

Bu, Türkiye’deki ilk vaka mı?

Kamuya yansımış ve birden çok bağımsız kaynakta yer almış ilk olaydır. Bazı yayınlarda kullanılan “Türkiye’de bir ilk” ifadesi bir medya nitelemesidir, resmî bir tespit değildir. Fark edilmemiş veya kamuya yansımamış olayların bulunup bulunmadığı bilinemez. Doğru ifade şudur: Türkiye’de belgelenmiş bir olay vardır, yayımlanmış bir karar yoktur.

Avukat yapay zekâ kullandığı için mi soruşturuluyor?

Basına yansıyan bilgilere göre soruşturmanın konusu araç kullanımı değil, dosyaya karşılığı olmayan künyelerin sunulmuş olmasıdır. Uluslararası uygulamada da ayrım aynıdır. Mata v. Avianca kararında Hâkim Castel, güvenilir bir yapay zekâ aracından yararlanmakta özünde uygunsuz bir yan bulunmadığını, ancak mevcut kuralların avukata dosyanın doğruluğunu sağlama ödevi yüklediğini belirtmiştir.

“İçerik doğruydu, numaralar yanlıştı” savunması geçerli mi?

Kasıt aranan değerlendirmelerde dikkate alınması gereken ciddi bir ayrımdır. Özen yükümlülüğü bakımından taşıyıcılığı daha zayıftır, çünkü disiplin sorumluluğu kasta değil, doğruluğu sağlamak için gösterilen özene bağlıdır. Ayrıca karşılığı olmayan bir künyeye atfedilen içeriğin doğruluğu bağımsız olarak sınanamaz. Sonucu hakkında öngörüde bulunmak mümkün değildir.

Türkiye’de avukatın yapay zekâ kullanımını düzenleyen bir kural var mı?

Yapay zekâya özgü, yürürlükte bir Türk kanunu veya bağlayıcı bir TBB düzenlemesi yoktur. Uygulanan hükümler genel meslek ödevleridir: Avukatlık Kanunu m.34, 7571 sayılı Kanun ile değişik m.134 ve TBB Meslek Kuralları. Ankara Barosu’nun yayımladığı yapay zekâ araçlarının kullanımına ilişkin rehber ise tavsiye niteliğindedir ve bağlayıcı mevzuat değildir.

Aynı durum bir stajyerin hatasıyla nasıl karşılaştırılır?

Avukatlık Kanunu m.46, avukatın işlerini kendi sorumluluğu altındaki stajyeri veya yanında çalışan sekreteri eliyle takip ettirebileceğini söyler. Her iki halde de sorumluluk avukattadır. Fark, hatanın niteliğindedir: bir stajyer künyeyi yanlış kopyalayabilir ve bu dikkatle giderilebilir. Dil modelinin ürettiği künye ise biçim olarak kusursuzdur ve ancak dış kaynaktan sorgulanarak ayırt edilir.

Kaynakça

  1. Sözcü, “Dilekçedeki yapay zekâ detayı 25 yıllık avukatı yaktı”, 18.06.2026. sozcu.com.tr/dilekcedeki-yapay-zeka-detayi-25-yillik-avukati-yakti-p329150 (erişim: 13.08.2026)
  2. T24, “Yapay zekâ Yargıtay künyelerini uydurdu, avukat soruşturmalık oldu: Keşke yararlanmasaydım, şaka konusu oldum”. t24.com.tr/gundem/yapay-zek-yargitay-kunyelerini-uydurdu-avukat-sorusturmalik-oldu-keske-yararlanmasaydim-saka-konusu-oldum,1329644 (erişim: 13.08.2026)
  3. CNN Türk, “Yapay zekâlı dilekçeye soruşturma” (video). cnnturk.com/video/turkiye/yapay-zekali-dilekceye-sorusturma-3433010 (erişim: 13.08.2026)
  4. Kısa Dalga, özel haber. kisadalga.net/haber/ozel-haber/avukat-hakkinda-acilan-sorusturmanin-yapay-zekanin-ekledigi-hatali-ictihat-kunyelerinden-kaynaklandigi-one-suruldu-138719 (erişim: 13.08.2026)
  5. Memurlar.net, “Yapay zekânın yazdığı hatalı Yargıtay kararları avukata soruşturma getirdi”. memurlar.net/haber/1170388/ (erişim: 13.08.2026)
  6. SON TV, 19.06.2026. son.tv/yapay-zekaya-guvenen-avukat-sorusturmalik-oldu-hakim-durusmada-fark-etti/ (erişim: 13.08.2026)
  7. Yeni Akit, 20.06.2026. yeniakit.com.tr/haber/yapay-zekanin-kurbani-oldu-ankarada-sahte-yargitay-karari-veren-avukata-cifte-sorusturma-2008428.html (erişim: 13.08.2026)
  8. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.34 (Değişik: 2/5/2001-4667/21), m.46 (Değişik: 2/5/2001-4667/32), m.134 (Değişik: 7571 s. K. m.5), m.135.
  9. Anayasa Mahkemesi, E.2025/50, K.2025/47, karar tarihi 6/3/2025; RG 22/5/2025, S.32907.
  10. 7571 sayılı Kanun, kabul 24/12/2025; RG 25/12/2025, S.33118.
  11. Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları (Kabul: 8-9 Ocak 1971, IV. Genel Kurul), m.3, m.26, m.38.
  12. Charlotin, D., AI Hallucination Cases Database, HEC Paris. damiencharlotin.com/hallucinations/ (veritabanı son güncelleme: 11.08.2026; erişim: 13.08.2026)
  13. Mata v. Avianca, Inc., No. 1:22-cv-01461 (S.D.N.Y.), 678 F. Supp. 3d 443; yaptırım kararı 22.06.2023.
  14. R (Ayinde) v London Borough of Haringey; Al-Haroun v Qatar National Bank QPSC [2025] EWHC 1383 (Admin), 06.06.2025.
  15. Whiting v. City of Athens (6th Cir., 13.03.2026). reason.com/volokh/2026/03/14/lawyers-citing-nonexistent-cases-ordered-to-pay-opponents-attorney-fees-double-costs-15k-fine/ (erişim: 13.08.2026)
  16. In re Greg Lake, Nebraska Yüksek Mahkemesi, 15.04.2026. wowt.com/2026/04/16/nebraska-supreme-court-suspends-omaha-attorney-over-ai-use/ (erişim: 13.08.2026)
  17. Zhang v. Chen, 2024 BCSC 285, Justice D. M. Masuhara.
  18. T.C. Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği, “Yargıda yapay zekâ destekli yeni dönem”, 12.05.2026. basin.adalet.gov.tr/yargida-yapay-zek-destekli-yeni-donem (erişim: 13.08.2026)

Son güncelleme: 13 Ağustos 2026.


Bu yazı, Türk hukukuna özel yapay zekâ altyapısı geliştiren Hammurabi ekibi tarafından hazırlanmıştır. hammurabi.tr