Avukatın Yapay Zekâ Çıktısından Hukuki Sorumluluğu

Türk hukukunda avukatın yapay zekâ çıktısından doğan sorumluluğunu düzenleyen özel bir hüküm yoktur, ancak sorumluluk vardır ve tamamen avukattadır. Bunun en güncel ve en az bilinen dayanağı, Avukatlık Kanunu m.134’ün 2025 sonunda yeniden yazılmış olmasıdır. Anayasa Mahkemesi m.134 ve m.135’i iptal etti, yasama 7571 sayılı Kanun ile karşılık verdi ve yeni metin, disiplin cezasının uygulanacağı haller arasında “özen ve doğruluk yükümlülüklerine uymayan hâl ve hareketler”i açıkça saydı. Yapay zekâ kelimesi bu metinde geçmez, geçmesine de gerek yoktur. Kural aracı değil, ödevi tanımlar. Doğrulanmamış bir çıktının dosyaya sunulması, m.34 ile m.134 arasındaki zincir üzerinden değerlendirilir. Türkiye’de bu yönde verilmiş yayımlanmış bir mahkeme kararı veya TBB Disiplin Kurulu kararı ise tespit edilememiştir; aşağıdaki değerlendirme yürürlükteki metinlerin lafzına dayanır. Bu yazı o zinciri, aracın hukuki niteliğini, sorumluluğun neden devredilemediğini ve uluslararası mahkemelerin özen ölçütü hakkında söylediklerini ele alır.

Kısaca

  • Yapay zekâya özgü bir Türk normu yoktur. 13 Ağustos 2026 itibarıyla yürürlükte özel bir yapay zekâ kanunu, bağlayıcı bir TBB düzenlemesi ve yayımlanmış bir Türk mahkeme kararı bulunmamaktadır.
  • Bu, sorumluluğun bulunmadığı anlamına gelmez. Uygulanan hükümler genel meslek ödevleridir ve bunlar araç ayrımı yapmaz.
  • m.134 yeniden yazıldı. AYM’nin 6/3/2025 tarihli iptal kararı sonrası 7571 sayılı Kanun ile gelen yeni metin, özen ve doğruluk ihlalini açıkça saymaktadır.
  • Yapay zekâ aracı m.46 anlamında “yardımcı” değildir. Kanun yardımcı kullanımını “kendi sorumluluğu altındaki” ve “yanında çalışan” kişilerle sınırlar. Harici bir yazılım sağlayıcısı bu lafza girmez.
  • Sorumluluk devredilemez. m.171/3, işin başka bir avukata tevkilinde bile sorumluluğu sürdürüyorsa, bir yazılıma devrinde evleviyetle sürdürür.
  • Uluslararası ölçüt tek cümledir: okunmamış ve doğrulanmamış hiçbir atıf dosyaya girmez.

Türkiye’de yapay zekâya özgü bir kural var mı

Hayır. 13 Ağustos 2026 itibarıyla üç şey birden yoktur.

Birincisi, Türkiye’de yürürlükte özel bir yapay zekâ kanunu bulunmamaktadır. TBMM’ye en az üç kanun teklifi sunulmuştur: 25 Haziran 2024’te bağımsız bir yapay zekâ kanunu önerisi, 10 Kasım 2025’te mevcut kanunlarda değişiklik öngören bir teklif ve 3 Aralık 2025’te 5651 sayılı Kanun üzerinden sektörel müdahale öngören bir teklif. Hiçbiri kanunlaşmamıştır; komisyon aşamasındaki akıbetleri kamuya açık kaynaklarda teyit edilememiştir. TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu, Mart 2026’da nihai raporunu yayımlamıştır; raporun hukuki çerçeve bölümü, çerçeve nitelikli bir Türk yapay zekâ kanunu ile bir Türkiye Yapay Zeka Kurumu kurulmasını önermektedir (Ergin Ergül’ün değerlendirmesi). Ayrıca bir Yapay Zeka Bakanlığı veya özel bir yapay zekâ düzenleyicisi de yoktur.

İkincisi, Türkiye Barolar Birliği düzeyinde bağlayıcı bir yapay zekâ düzenlemesi yoktur. TBB, 14-15 Şubat 2026’da Ankara’da bir çalıştay düzenlemiş ve bir Yapay Zeka Kullanım Rehberi’ni hedeflenen çıktı olarak belirlemiştir. Rehberin yayımlandığına dair bir kaynak bulunamamıştır. Ankara Barosu’nun HUBİTEM birimince yayımlanan “Avukatlıkta Yapay Zeka Araçlarının Kullanımı Rehberi v.1.0” ise en yüksek otoriteli Türk baro kaynağıdır, ancak bağlayıcı mevzuat değildir ve belgede yayım tarihi belirtilmemiştir.

Üçüncüsü, yapay zekâ tarafından uydurulmuş içtihat sunulması nedeniyle verilmiş, kamuya açık ve doğrulanabilir bir Türk mahkeme kararı veya TBB Disiplin Kurulu kararı tespit edilememiştir. Haziran 2026’da Ankara’da basına yansımış bir olay ve başlatılmış iki soruşturma vardır; her ikisinin de sonucu bilinmemektedir.

Bu üç boşluk dürüstçe söylenmelidir, çünkü aksi her cümle spekülasyondur. Ne var ki boşluğun bulunduğu yer, yapay zekâya özgü kurallardır. Avukatın mesleki ödevlerinde boşluk yoktur ve o ödevler hangi araçla çalışıldığına bakmaz.

m.134 neden yeniden yazıldı

m.134, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği için yeniden yazıldı ve yeni metin, yapay zekâ tartışması açısından eskisinden daha elverişli bir dayanak sunuyor. Kronoloji şudur.

AşamaDetay
AYM iptaliE.2025/50, K.2025/47; karar tarihi 6/3/2025. m.134 ve m.135 iptal edildi
GerekçeAnayasa m.2, 13 ve 38; hangi eyleme hangi cezanın verileceğinin öngörülebilir olmaması
Resmî Gazete22/5/2025, S.32907
Yürürlük ertelemesiKarar, RG’de yayımından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girecek şekilde verildi (6216 s. K. m.66/3)
Yasama tepkisi7571 sayılı Kanun; kabul 24/12/2025, RG 25/12/2025, S.33118

İptalin gerekçesi öğreticidir. Sorun, disiplin sorumluluğunun ağır olması değil, hangi eyleme hangi cezanın verileceğinin öngörülebilir olmamasıydı. Yasama, dokuz aylık erteleme süresi dolmadan yeni metni yürürlüğe koydu.

Yürürlükteki m.134 (7571/5 md. ile değişik):

“Avukatlara; avukatlık onur ve unvanına, savunma hakkının kutsallığının gerektirdiği saygı ve güvene veya özen ve doğruluk yükümlülüklerine uymayan hâl ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine, ihlalin niteliğine ve eylemin ağırlık derecesine göre bu Kanunda yazılı disiplin cezalarından biri verilir.”

Metnin yapısına dikkat edilmelidir. m.134, disiplin suç ve cezalarını saymaz; disiplin cezalarının uygulanacağı halleri düzenleyen bir çerçeve hükümdür. Cezaların listesi m.135’tedir.

Yeni lafız yapay zekâ açısından neden önemli

Önemi, “özen ve doğruluk yükümlülüklerine uymayan hâl ve hareketler” ifadesinin metinde açıkça sayılmış olmasıdır. Bu, doğrulanmamış bir yapay zekâ çıktısının dosyaya sunulmasını değerlendirirken kurulacak zinciri kısaltır.

Zincir şöyle işler. Avukatlık Kanunu m.34, avukatların yüklendikleri görevleri “özen, doğruluk ve onur içinde” yerine getirmekle yükümlü olduğunu söyler. Aynı madde, TBB Meslek Kuralları’na uyma yükümlülüğünü de kanun düzeyine taşır; dolayısıyla Meslek Kuralları’nın ihlali doğrudan m.34 ihlalidir. m.134 ise m.34’ün andığı özen ve doğruluk yükümlülüklerinin ihlalini, disiplin cezasının uygulanacağı haller arasında adıyla anar.

Eski metinle kıyaslandığında fark tekniktir ama pratikte belirleyicidir. Bir disiplin değerlendirmesinde, karşılığı olmayan bir künyenin dosyaya sunulmasının hangi hükme oturduğu sorusuna, artık lafzın kendisinden cevap verilebilmektedir. Yapay zekâ kelimesinin metinde geçmemesi bir eksiklik değildir. Kural, aracı değil, ödevi tanımlar.

Burada bir sınır çizilmelidir: bu, yapılmış bir yargısal veya disiplin tespiti değil, yürürlükteki metnin lafzından çıkan bir değerlendirmedir. Türkiye’de bu yönde verilmiş yayımlanmış bir karar bulunmamaktadır.

Yapay zekâ aracı m.46 anlamında “yardımcı” mıdır

Hayır. Avukatlık Kanunu m.46, yardımcı kullanımına izin verirken bunu iki sıfatla sınırlar ve bir yazılım sağlayıcısı bu sıfatların hiçbirine girmez.

m.46 (Değişik: 2/5/2001-4667/32):

“Avukat, işlerini kendi sorumluluğu altındaki stajyeri veya yanında çalışan sekreteri eliyle de takip ettirebilir, fotokopi veya benzeri yollarla örnek aldırabilir.”

Lafzın iki anahtarı vardır. Birincisi “kendi sorumluluğu altındaki” ifadesidir; hüküm, yardımcının bağımsız bir sorumluluk merkezi olmadığını baştan kabul eder. İkincisi “yanında çalışan” ifadesidir; bu, örgütsel bir bağı, gözetim ve talimat ilişkisini varsayar. Harici bir yazılım sağlayıcısı ne avukatın sorumluluğu altındadır ne de yanında çalışmaktadır. Aralarındaki ilişki bir hizmet sözleşmesidir.

Bunun sonucu yapısaldır. Yapay zekâ aracı, m.46 anlamında bir yardımcı değil, avukatın kullandığı bir araçtır. Bir araç, mesleki sorumluluğun taşıyıcısı olamaz. Dolayısıyla çıktının hukuki niteliğini belirleyen şey, çıktıyı üreten sistem değil, çıktıyı dosyaya koyan avukattır.

Bu ayrım pratik bir sonuç doğurur. Bir stajyerin hazırladığı taslakta hata varsa, avukat gözetim ödevini ihlal etmiş sayılır ama zincirde ikinci bir kişi vardır. Yapay zekâ çıktısında ise zincirde ikinci bir kişi yoktur. Sorumluluğun paylaşılabileceği bir muhatap bulunmaz.

Sorumluluk devredilebilir mi: m.171/3 argümanı

Devredilemez. Kanun, işin başka bir avukata tevkilinde bile sorumluluğu kaldırmadığına göre, bir yazılıma devrinde evleviyetle kaldırmaz.

Avukatlık Kanunu m.171/1, avukatın üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip edeceğini söyler. m.171/3 ise tevkil hâlinde dahi avukatın müvekkile karşı sorumluluğunun devam ettiğini, devralan veya birlikte takip eden avukatların kusurlarından şahsen ve müteselsilen sorumlu olduğunu düzenler.

Argümanın gücü, karşılaştırmanın asimetrisindedir. Tevkil edilen kişi ruhsatlı bir avukattır: baroya kayıtlıdır, disiplin denetimine tabidir, mesleki sorumluluk sigortası olabilir, kendi adına muhakeme yürütür. Buna rağmen kanun, tevkil eden avukatın sorumluluğunu sürdürür. Bir yazılım bunların hiçbirine sahip değildir. Baroya kayıtlı değildir, disiplin denetimine tabi değildir, muhakeme yürütmez. Ruhsatlı bir meslektaşa devirde sorumluluğu sürdüren bir sistemin, bir yazılıma “devirde” sorumluluğu sona erdirmesi düşünülemez.

Ankara Barosu rehberi de aynı sonuca varır ve bunu doğrudan söyler:

“avukatın mesleki sorumluluktan feragat etmesi mümkün olmadığı gi[bi], uzman kişi olarak hizmet sunması nedeniyle ortaya çıkabilecek zararların tazmin edilmesi için sorumluluğu devredeceği bir üçüncü taraf bulması da mümkün olmayabilir”

Bu cümle, satın alma sürecinde de anlam taşır. Bir sözleşmede yer alan sorumluluk sınırlaması hükmü, sağlayıcı ile avukat arasındaki ilişkiyi düzenler. Avukat ile müvekkil arasındaki ilişkiyi ve avukat ile baro arasındaki disiplin ilişkisini düzenlemez. Sağlayıcıya rücu edilebilmesi ayrı bir sorundur ve mesleki sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

TBB Meslek Kuralları ne diyor

Meslek Kuralları’nda yapay zekâ geçmez, ancak iki madde doğrudan uygulanabilir niteliktedir.

m.3: “Avukat, mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.” Bu hüküm, yargıya sunulan bilginin güvenilirliğini mesleğin kamusal boyutuna bağlar. Karşılığı olmayan bir künyenin dosyaya girmesi, tek bir dosyadaki bir kusur olmakla kalmaz; mahkemenin avukat beyanına duyduğu güveni aşındırır. Zararın muhatabı yalnızca müvekkil değildir.

m.38: “Avukat, kendisine teklif edilen işi gerekçe göstermeden de reddedebilir… Avukat, zamanının ve yeteneklerinin erişemediği bir işi kabul etmez.” Bu hüküm, yapay zekâ bağlamında sıra dışı bir okuma imkânı verir. Bir avukat, yeterliliğini bir aracın çıktısına dayandırarak bilmediği bir alanda iş kabul ediyorsa, m.38’in yasakladığı durum gerçekleşmiş olabilir. Aracın çıktısını değerlendirebilecek alan bilgisi yoksa, çıktı doğru olduğunda bile avukat bunu bilemez. Doğrulama kapasitesi, yetkinliğin bir parçasıdır.

Bunlara m.34 üzerinden bağlanan bir sonuç eklenir: Meslek Kuralları ihlali doğrudan m.34 ihlalidir ve m.34 ihlali m.134 üzerinden disiplin sorumluluğuna bağlanır. Zincir kapalıdır.

Ayrıca sır saklama boyutu vardır. Avukatlık Kanunu m.36 ve TBB Meslek Kuralları m.37, bu yazının kapsamı dışındadır, ancak bir noktanın kaydedilmesi gerekir: bir müvekkil dosyasının üçüncü taraf bulut veya SaaS hizmetine yüklenmesinin m.36’yı ihlal edip etmediğine dair Türkiye’de bağlayıcı bir düzenleme, yayımlanmış TBB görüşü veya yerleşik yüksek mahkeme içtihadı tespit edilememiştir. Bu konuda otoriter bir hüküm yoktur.

Ankara Barosu rehberi ne öneriyor

Ankara Barosu rehberi bağlayıcı mevzuat değildir, ancak Türkiye’de bu konudaki en yüksek otoriteli baro kaynağıdır ve dört tavsiye başlığı altında yapılandırılmıştır. Rehber, Ankara Barosu HUBİTEM bünyesinde hazırlanmıştır ve belgede yayım tarihi belirtilmemiştir. Atıf yaptığı ulusal hükümler Avukatlık Kanunu m.34 ve m.36, TBK m.508 ile TBB Meslek Kuralları m.43’tür.

Birinci başlık, kişisel verilerin korunması, gizlilik ve sır saklamadır. Rehberin ifadesi açıktır: “Müvekkillere ilişkin her türlü kişisel bilgi anonim hale getirilmeli”. Rehber ayrıca kendini eğiten araçlarda girilen verilerin depolanabileceğine ve gelecekteki taleplerde bu veriler üzerinden yanıt üretilebileceğine, bunun müvekkil bilgilerinin gizliliği açısından risk oluşturabileceğine dikkat çeker.

İkinci başlık fikri mülkiyet haklarının korunmasıdır.

Üçüncü başlık bilgilendirme yükümlülüğüdür: “Avukat, kullandığı yapay zeka araçları hakkında müvekkilini açık ve doğru şekilde bilgilendirmelidir”.

Dördüncü başlık müvekkil menfaatine uygunluktur ve doğrulama ödevini içerir: içerik kullanılmadan önce bağımsız kaynaklardan doğrulanmalıdır. Rehber bunu sorumluluk bölümünde de tekrarlar: “avukatlar, kullandıkları yapay zeka sistemlerinin ürettikleri sonuçların doğruluğunu kontrol etmeleri ve hukuki bağlamda uygunluğunu değerlendirmeli”. Halüsinasyon konusunda da doğrudan bir uyarı yer alır: “Yapay Zeka halüsinasyonları, kullanıcılar için yanıltıcı olabilir ve yanlış bilgi yayılmasına neden olabilir”. Bu uyarının ampirik karşılığı vardır: Stanford RegLab ekibinin hukuki araştırma araçlarını ölçen çalışması, halüsinasyonu ortadan kaldırdığını iddia eden ticari hukuk araçlarında dahi yüzde 17 ile 33 arasında hata oranı tespit etmiştir.

Rehberin sınırları da kaydedilmelidir. Bulut hizmetleri, SaaS sözleşmeleri, veri lokasyonu veya veri işleyen sözleşmeleri konusunda özel bir düzenleme içermez. Uluslararası referansları arasında The Bar Council’ın 30 Ocak 2024 tarihli rehberi, CCBE’nin 2022 tarihli rehberi, European Lawyers Federation’ın Haziran 2023 kılavuzu ve California Barosu davranış kuralları yer alır.

Baro düzeyinde ikinci bir kaynak arayan avukat için tablo şudur: İstanbul Barosu bünyesinde bir Yapay Zeka Çalışma Grubu bulunmakta ve 21-22 Şubat 2026’da bir konferans düzenlenmiştir, ancak yayımlanmış bir İstanbul Barosu rehberi tespit edilememiştir. İzmir Barosu’nun bağımsız bir yapay zekâ rehberi de tespit edilememiştir.

TBK vekâlet hükümleri ve HMK m.33

Disiplin sorumluluğunun yanında iki ayrı katman daha vardır ve bunlar birbirinden bağımsız işler.

Müvekkile karşı sorumluluk. Avukat ile müvekkil arasındaki ilişki, kural olarak vekâlet ilişkisidir ve Türk Borçlar Kanunu’nun vekâlet hükümlerine tabidir. Buradaki ödev, özen borcudur ve ihlali tazminat sorumluluğu doğurabilir. Disiplin süreci ile tazminat süreci ayrı yürür; birinde sonuç alınmaması diğerini etkilemez. Doğrulanmamış bir çıktının dosyaya girmesi sebebiyle bir hak kaybı doğduğunda, sorulacak soru aracın kalitesi değil, avukatın gösterdiği özendir.

Hâkimin hukuku resen uygulaması. HMK m.33, hâkimin Türk hukukunu resen uygulayacağını düzenler. Bunun yapay zekâ tartışmasındaki yeri şudur: taraf vekilinin sunduğu içtihat, hâkimi bağlayan bir kaynak değildir. Hâkim hukuku zaten resen uygular. Dolayısıyla uydurma bir künyenin dosyaya girmesi, hukuku değiştirmez; yalnızca hâkimin ve karşı tarafın zamanını, dosyanın maddi temelini ve avukatın kredisini tüketir. Bir emsale atıf, hukuku ispat etmek için değil, ikna etmek için yapılır. İkna edici gücün kaynağı, atfın gerçek olmasıdır.

Uluslararası mahkemeler özen ölçütünü nasıl tanımlıyor

Üç yargı çevresinden çıkan üç formül, birlikte okunduğunda tek bir ölçüt verir: araç serbesttir, doğrulama zorunludur.

Kapı bekçiliği ölçütü. Mata v. Avianca dosyasında Hâkim P. Kevin Castel, 22 Haziran 2023 tarihli yaptırım kararında şunu yazdı: “Technological advances are commonplace and there is nothing inherently improper about using a reliable artificial intelligence tool for assistance. But existing rules impose a gatekeeping role on attorneys to ensure the accuracy of their filings.” Bu formül iki şeyi aynı anda söyler. Araç kullanmak kusur değildir. Dosyanın doğruluğunu sağlama ödevi avukattadır ve bu ödev yeni bir kuraldan değil, mevcut kurallardan doğar.

Kaynak ölçütü. R (Ayinde) v London Borough of Haringey ve Al-Haroun v Qatar National Bank birleşik dosyalarında, Divisional Court adına Dame Victoria Sharp P ve Johnson J, 6 Haziran 2025 tarihli kararda serbestçe erişilebilen üretken yapay zekâ araçlarının “are not capable of conducting reliable legal research” tespitini yaptı ve doğrulamanın “by reference to authoritative sources” yapılması gerektiğini belirtti. Ölçüt burada nettir: doğrulama, aracın kendi listesine bakarak değil, otoritatif kaynağa giderek yapılır. Bu iki kararın tekil olmadığını gösteren bir veri seti de vardır: hukukçu Damien Charlotin’in yürüttüğü yapay zekâ halüsinasyonu kararları veritabanı, 19 Ağustos 2026 itibarıyla 48’den fazla ülkeden 1.934 karar listelemektedir.

Okuma ölçütü. Whiting v. City of Athens dosyasında Altıncı Daire, 13 Mart 2026 tarihli kararında ölçütü kaynaktan tamamen bağımsız formüle etti: “no brief, pleading, motion, or any other paper filed in any court should contain any citations – whether provided by generative AI or any other source – that [counsel have not] read and verified.” Bu formülasyonun önemi, yapay zekâyı ayrı bir kategori saymamasıdır. Kural, atfın nereden geldiğine bakmaz. Okunmamış ve doğrulanmamış hiçbir atıf dosyaya girmez.

KararÖlçütTürk hukukundaki karşılığı
Mata v. Avianca (2023)Doğruluğu sağlama ödevi avukattadırAK m.34 özen ve doğruluk yükümlülüğü
Ayinde (2025)Doğrulama otoritatif kaynağa başvurarak yapılırAK m.34; TBB MK m.3
Whiting (2026)Okunmamış hiçbir atıf dosyaya girmezAK m.134 kapsamındaki özen ve doğruluk ihlali

Bu kararların hiçbiri Türk mahkemelerini bağlamaz. Değerleri, aynı olgusal sorunun farklı hukuk düzenlerinde nasıl çözüldüğünü göstermeleridir ve üçü de sorumluluğu aynı yere koyar.

Türkiye’deki mesleki söylem de aynı yönü işaret etmektedir. TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, Şubat 2026 çalıştayında “avukatlık mesleği muhakeme, sorumluluk ve vicdani bir sorgulama barındırmaktadır; bu unsurların yerini hiçbir algoritma alamaz” ifadesini kullanmıştır. Aynı çalıştayda aktarılan somut bir örnek de kaydedilmeye değer: bir iddianameyi yapay zekâya yorumlatan bir meslektaşın deneyiminde sistem, Türk hukukunda o aşamada aranmayan “kuvvetli şüphe” kriterine dayanan hatalı bir sonuç üretmiştir. Hata bir künyede değil, uygulanan ölçütteydi.

Sorumluluk zinciri tek tabloda

Bugün Türkiye’de bir avukatın yapay zekâ çıktısından doğan sorumluluğu, yapay zekâya özgü tek bir hükümden değil, altı ayrı katmandan oluşur.

SıraDayanakNe kurar
1AK m.34Özen, doğruluk ve onur içinde görev yapma; TBB Meslek Kuralları’na uyma yükümlülüğü
2TBB MK m.3 ve m.38Tam sadakat; yeteneklerinin erişemediği işi kabul etmeme
3AK m.171/1 ve m.171/3İşi sonuna kadar takip; tevkilde dahi süren şahsi ve müteselsil sorumluluk
4AK m.134 (7571 ile değişik)“Özen ve doğruluk yükümlülüklerine uymayan hâl ve hareketler” halinde disiplin cezası
5TBK vekâlet hükümleriMüvekkile karşı özen borcu ve tazminat sorumluluğu
6HMK m.33Hâkim Türk hukukunu resen uygular; sunulan içtihat hukuku ikame etmez

Bu katmanların hiçbiri yapay zekâdan söz etmez ve hiçbirinin yapay zekâdan söz etmesi gerekmez. Hepsi ödevi tanımlar, aracı değil. Bir yapay zekâ kanunu çıktığında bu zincir ortadan kalkmayacak, üzerine yenisi eklenecektir.

Hangi yaptırımlar gündeme gelebilir

Avukatlık Kanunu m.135’te sayılan disiplin cezaları şunlardır: uyarma, kınama, para cezası, işten çıkarma ve meslekten çıkarma. m.134 uyarınca bunlardan biri, ihlalin niteliğine ve eylemin ağırlık derecesine göre verilir.

Para cezası tutarları ve işten çıkarma süreleri konusunda kamuya açık kaynaklar çelişmektedir; bu nedenle burada rakam verilmemektedir. Yürürlükteki tutarlar için doğrudan kanun metnine bakılması gerekir.

Disiplin sorumluluğunun yanında, olayın niteliğine göre müvekkile karşı tazminat sorumluluğu ve usul hukuku bakımından sonuçlar da gündeme gelebilir. Türkiye’de bu yönde verilmiş yayımlanmış bir karar bulunmadığından, uygulamanın nasıl şekilleneceği bugünden söylenemez.

Büroda hangi kayıt tutulmalı

Sorumluluk avukatta olduğuna göre, özenin gösterildiğini kanıtlayacak şey de avukatın elinde olmalıdır. Aşağıdakiler bir zorunluluk listesi değil, m.34’ün aradığı özenin somutlaştırılabileceği alanlardır. Uygulaması büronuzun koşullarına bağlıdır.

  1. Doğrulama kaydı. Hangi künyenin, kim tarafından, hangi tarihte ve hangi kaynaktan teyit edildiği yazılı kalsın. Disiplin sürecinde beyandan fazlasını sunabilecek tek unsur budur.
  2. Kaynak ayrımı. Aracın gösterdiği bağlantı ile otoritatif kaynaktan yapılan sorgu farklı şeylerdir. Kayıtta hangisinin kullanıldığı görünsün.
  3. İmza öncesi kontrol. Dilekçeyi imzalayan avukat, atıfları bizzat görmüş olmalıdır. Uluslararası dosyalarda en ağır yaptırımlar, okunmadan imzalanmış dilekçelerde verilmiştir.
  4. Müvekkil bilgilendirmesi. Ankara Barosu rehberi, avukatın kullandığı yapay zekâ araçları hakkında müvekkilini açık ve doğru şekilde bilgilendirmesini tavsiye etmektedir. Bu bir mevzuat hükmü değil, baro tavsiyesidir.
  5. Yetkinlik sınırı. Değerlendiremeyeceğiniz bir alanda üretilen çıktı, doğrulanmış sayılmaz. TBB MK m.38 bu noktada okunmalıdır.

Sık sorulan sorular

Yapay zekânın ürettiği hatalı içerikten yazılım sağlayıcısı sorumlu tutulabilir mi?

Sağlayıcı ile avukat arasındaki ilişki sözleşmeye tabidir ve koşullara göre rücu imkânı doğabilir. Ancak bu, avukatın müvekkile karşı sorumluluğunu ve baro nezdindeki disiplin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Ankara Barosu rehberinin ifadesiyle, avukatın mesleki sorumluluktan feragat etmesi mümkün olmadığı gibi, sorumluluğu devredeceği bir üçüncü taraf bulması da mümkün olmayabilir.

Yapay zekâ kullandığımı dilekçede belirtmem gerekir mi?

Türkiye’de bunu zorunlu kılan yürürlükte bir hüküm tespit edilememiştir. Ankara Barosu rehberi, müvekkilin kullanılan araçlar hakkında bilgilendirilmesini tavsiye etmektedir; bu, mahkemeye bildirimden farklı bir yükümlülüktür. Uluslararası uygulamada ise kullanımın gizlenmesi veya inkârı, yaptırımı ağırlaştıran en tutarlı unsur olarak görülmektedir.

Çıktıyı doğruladım ama yine de hata çıktı. Sorumlu muyum?

Özen borcu bir sonuç borcu değil, davranış borcudur. Değerlendirmede gösterilen özenin niteliği belirleyicidir: hangi kaynağa gidildiği, kontrolün kapsamı, kaydın varlığı. Bu nedenle doğrulamanın belgelenmesi önem taşır. Türkiye’de bu yönde verilmiş yayımlanmış bir karar bulunmadığından, uygulamanın hangi ölçüde katı olacağı bugünden söylenemez.

m.134’teki değişiklik yapay zekâ nedeniyle mi yapıldı?

Hayır. Değişikliğin sebebi, Anayasa Mahkemesi’nin 6/3/2025 tarihli E.2025/50, K.2025/47 sayılı kararıyla m.134 ve m.135’i iptal etmesidir. Gerekçe, hangi eyleme hangi cezanın verileceğinin öngörülebilir olmamasıydı. 7571 sayılı Kanun bu iptale karşılık verdi. Yeni metnin “özen ve doğruluk yükümlülüklerine uymayan hâl ve hareketler”i açıkça sayması, yapay zekâ bağlamında sonradan önem kazanmış bir sonuçtur.

Bir stajyerin hatası ile yapay zekâ çıktısındaki hata aynı mı değerlendirilir?

İkisinde de sorumluluk avukattadır, ancak yapı farklıdır. m.46, avukatın işlerini kendi sorumluluğu altındaki stajyeri veya yanında çalışan sekreteri eliyle takip ettirebileceğini söyler; burada zincirde ikinci bir kişi vardır. Yazılım bu lafza girmez ve zincirde ikinci bir kişi bulunmaz. Ayrıca stajyerin hatası genellikle görünür bir tutarsızlık taşırken, model çıktısındaki künye hatası biçim olarak kusursuzdur.

Yapay zekâ kullanmamak daha güvenli değil mi?

Bu bir risk tercihi sorusudur ve cevabı büronun iş yapısına bağlıdır. Hukuki açıdan kaydedilmesi gereken nokta şudur: mevcut hükümlerin hiçbiri araç kullanımını yasaklamaz. Yasaklanan, doğrulanmamış bilginin dosyaya girmesidir. Mata v. Avianca kararındaki formül de aynıdır: güvenilir bir araçtan yararlanmakta özünde uygunsuz bir yan yoktur, doğruluğu sağlama ödevi avukattadır.

Kaynakça

  1. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu (Kabul 19/3/1969, RG 7/4/1969, S.13168), m.34 (Değişik: 2/5/2001-4667/21), m.46 (Değişik: 2/5/2001-4667/32), m.171, m.134 (Değişik: 7571 s. K. m.5), m.135.
  2. Anayasa Mahkemesi, E.2025/50, K.2025/47, karar tarihi 6/3/2025; RG 22/5/2025, S.32907.
  3. 7571 sayılı Kanun, kabul 24/12/2025; RG 25/12/2025, S.33118.
  4. Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları (Kabul: 8-9 Ocak 1971, IV. Genel Kurul; yayım: 26 Ocak 1971 tarihli TBB Bülteni), m.3, m.38.
  5. Ankara Barosu HUBİTEM, “Avukatlıkta Yapay Zeka Araçlarının Kullanımı Rehberi v.1.0” (belgede yayım tarihi belirtilmemiştir). Hazırlayanlar: Av. Canset Yıldız, Av. Göksu Çelebi, Av. Maralgül Erol, Av. Aybüke Yılmaz, Av. Meltem Vural Yıldırım, Av. Naz Nebile Karataş. PDF belgesi Ankara Barosu resmî sitesinde yayımlanmıştır (erişim: 20.08.2026).
  6. Mata v. Avianca, Inc., No. 1:22-cv-01461 (S.D.N.Y.), 678 F. Supp. 3d 443; yaptırım kararı 22.06.2023, Hâkim P. Kevin Castel.
  7. R (Ayinde) v London Borough of Haringey; Al-Haroun v Qatar National Bank QPSC [2025] EWHC 1383 (Admin), Divisional Court, Dame Victoria Sharp P ve Johnson J, 06.06.2025.
  8. Whiting v. City of Athens (6th Cir., 13.03.2026); Eugene Volokh’un aktarımı. reason.com (erişim: 20.08.2026)
  9. Ergin Ergül, “Türk Yapay Zeka Kanununa Doğru: TBMM Raporunun Hukuki Değerlendirmesi”, SETA, 14.06.2026. setav.org (erişim: 20.08.2026)
  10. Hukuki Haber, “TBB Yapay Zeka ve Avukatlık Çalıştayı tamamlandı”, 15.02.2026. hukukihaber.net (erişim: 20.08.2026)
  11. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.33.
  12. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümler.
  13. Damien Charlotin, “AI Hallucination Cases” veritabanı; 19.08.2026 itibarıyla 1.934 karar. damiencharlotin.com (erişim: 20.08.2026)
  14. Varun Magesh, Faiz Surani, Matthew Dahl, Mirac Suzgun, Christopher D. Manning, Daniel E. Ho, “Hallucination-Free? Assessing the Reliability of Leading AI Legal Research Tools”, Stanford RegLab / HAI, Mayıs 2024. reglab.stanford.edu (erişim: 20.08.2026)

Son güncelleme: 20 Ağustos 2026.


Bu yazı, Türk hukukuna özel yapay zekâ altyapısı geliştiren Hammurabi ekibi tarafından hazırlanmıştır. hammurabi.tr