Avukatlık Kanunu m.36, avukatların öğrendikleri hususları “açığa vurmalarını” yasaklar. Metinde aktarma, işleme, saklatma veya bulut geçmez. Bir müvekkil dosyasının üçüncü taraf bir bulut veya yapay zekâ hizmetine yüklenmesinin bu yasağı ihlal edip etmediğine dair Türkiye’de bağlayıcı bir düzenleme, yayımlanmış bir Türkiye Barolar Birliği görüşü, bilinen bir disiplin kurulu kararı veya yerleşik bir yüksek mahkeme içtihadı tespit edilememiştir. Bu, bu yazının araştırma eksiği değil, bulgusudur ve baştan böyle söylenmesi gerekir. Cevap belirsizdir, çünkü kural belirsizdir. Buna karşılık belirsiz olmayan bir rejim vardır: KVKK. m.36’nın aksine KVKK somut, bağlayıcı ve rakamlı yükümlülükler getirir ve uygulamada avukatı fiilen sınırlayan şey, yurt dışına aktarım rejimidir. Aşağıda önce m.36’nın lafzı, sonra TBB Meslek Kuralları m.37’nin kurduğu tedbir alma ödevi, ardından bağlayıcı kural ile baro tavsiyesini ve doktrini ayıran bir tablo yer almaktadır.
Kısaca
- m.36’daki yasak fiil “açığa vurma”dır. Metin, üçüncü kişiye aktarmayı, işlemeyi veya saklatmayı ayrıca anmaz. Belirsizliğin kaynağı budur.
- Otoriter hüküm yoktur. Müvekkil dosyasının buluta yüklenmesinin m.36’yı ihlal edip etmediğine dair bağlayıcı bir kural, yayımlanmış TBB görüşü, bilinen disiplin kararı veya yerleşik içtihat tespit edilememiştir.
- En operasyonel hüküm TBB Meslek Kuralları m.37/b’dir. Avukata, çevresindeki kişilerin sırra aykırı davranışlarını engelleyecek tedbir alma ödevi yükler. Ancak metin “yardımcıları, stajyerleri ve çalıştırdığı kimseler” der; yazılım sağlayıcısını saymaz.
- Sağlayıcıyı bu lafza sokmak yorumdur, kural değildir. Bu yazıda öyle işaretlenmiştir.
- AK m.46’nın lafzı ters yöne işaret eder. Kanun yardımcı kullanımını “kendi sorumluluğu altındaki” ve “yanında çalışan” kişilerle sınırlar; harici bir sağlayıcı bu sıfatları taşımaz.
- Bağlayıcı olan KVKK’dır. m.36 belirsizken, yurt dışına aktarım rejimi somuttur ve ihlali idari para cezasına bağlıdır. Uygulamadaki gerçek sınır oradadır.
m.36 tam olarak neyi yasaklıyor
m.36, öğrenilen hususların açığa vurulmasını yasaklar. Metnin tamamı şudur:
“Avukatların, kendilerine tevdi edilen veya gerek avukatlık görevi, gerekse Türkiye Barolar Birliği ve barolar organlarındaki görevleri dolayısiyle öğrendikleri hususları açığa vurmaları yasaktır.
Avukatların birinci fıkrada yazılı hususlar hakkında tanıklık edebilmeleri, iş sahibinin muvafakatini almış olmalarına bağlıdır. Ancak, bu halde dahi avukat tanıklık etmekten çekinebilir. Çekinme hakkının kullanılması hukuki ve cezai sorumluluk doğurmaz.
Yukarıki hükümler, Türkiye Barolar Birliği ve baroların memurları hakkında da uygulanır.”
Hükmün yapısı dar ve nettir. Korunan şey, avukatın görevi dolayısıyla öğrendiği hususlardır. Yasaklanan fiil ise tek bir kelimeyle ifade edilmiştir: açığa vurma.
İkinci fıkra bu okumayı destekler. Fıkra, sırrın nasıl korunacağını değil, sırrın bir ortamda nasıl açıklanabileceğini düzenler: tanıklık. Muvafakat şartı ve çekinme hakkı, açıklamanın kişiye yönelik ve iradi biçimlerine ilişkindir. Maddenin tasarımı, bir kişinin sırrı bir başkasına söylemesi ekseninde kurulmuştur.
Metinde bulunmayanlar da en az bulunanlar kadar önemlidir. m.36’da “üçüncü kişiye aktarma”, “işleme”, “saklatma”, “depolama” veya “bulut” ifadeleri geçmez. Madde 1969 tarihli bir kanunun parçasıdır ve ikinci fıkrasına yapılan ek 2001 tarihlidir; hiçbir aşamada veri işleme teknolojilerini düzenlemek üzere kaleme alınmamıştır.
Bir dosyanın buluta yüklenmesi “açığa vurma” mıdır
Bu sorunun Türk hukukunda kabul edilmiş bir cevabı yoktur ve bu, araştırmanın değil hukukun durumudur.
İki okuma da savunulabilir ve ikisi de metne dayanabilir.
Birinci okuma, açığa vurmanın bir muhatabı ve bir irade unsurunu gerektirdiğini söyler. Bir dosyanın şifreli biçimde bir sunucuda saklanması, kimseye bir şey söylemek değildir. Bu okumaya göre m.36 bir sır tutma yükümlülüğüdür ve veri saklama biçimlerini düzenlemez; teknik saklama ilişkisi başka rejimlerin, örneğin KVKK’nın konusudur.
İkinci okuma, sırra vakıf olabilecek bir üçüncü kişinin devreye sokulmasının kendisinin açığa vurma sayılması gerektiğini söyler. Bu okumada belirleyici olan, sağlayıcının içeriği okuma veya kullanma imkânıdır: içerik model eğitiminde kullanılıyorsa, personel tarafından incelenebiliyorsa veya başka bir müşterinin sorgusunda görünme ihtimali varsa sırrın çevresi genişlemiştir.
İkisi arasında seçim yapan bir Türk kaynağı bulunmamaktadır. Somut olarak eksik olanlar şunlardır: konuyu düzenleyen bağlayıcı bir hüküm; yayımlanmış bir TBB görüşü; bilinen bir TBB Disiplin Kurulu kararı; ve yerleşik bir yüksek mahkeme içtihadı. Dördü de tespit edilememiştir.
Bunun okur için anlamı şudur. Bu konuda kesin bir cevap sunan her metin, ya bir yorumu kural gibi göstermektedir ya da varlığı doğrulanamayan bir kaynağa dayanmaktadır. Doğru tutum, boşluğu kabul edip riski yönetmektir.
TBB Meslek Kuralları m.37 ne ekliyor
m.37, m.36’nın üzerine bir organizasyon ödevi ekler ve yapay zekâ tartışmasında en işlevsel hüküm budur. Metin şudur:
“Avukat meslek sırrı ile bağlıdır.
a. Tanıklıktan çekinmede de bu ölçüyü esas tutar. Avukat, davasını almadığı kimselerin başvurması nedeniyle öğrendiği bilgileri de sır sayar. Avukatlık sırrının tutulması süresizdir, meslekten ayrılmak bu yükümü kaldırmaz.
b. Avukat, yardımcılarının, stajyerlerinin ve çalıştırdığı kimselerin de meslek sırrına aykırı davranışlarını engelleyecek tedbirler alır.”
m.37/b’nin niteliği belirleyicidir. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil, süreç yükümlülüğüdür. Avukattan sırrın hiçbir koşulda açığa çıkmamasını sağlaması değil, açığa çıkmasını engelleyecek tedbirleri alması istenir. Tedbirin alınıp alınmadığı, alındığında ne ölçüde makul olduğu değerlendirilebilir bir sorudur ve belgelenebilir.
Bu yapı, araç seçimi, sözleşme içeriği, anonimleştirme uygulaması, kayıt ve eğitim ayarlarının kapatılması gibi adımların “tedbir” başlığı altında konumlandırılmasına imkân verir. Meslek Kuralları’na uyma yükümlülüğü Avukatlık Kanunu m.34 ile kanun düzeyine taşınmıştır; Meslek Kuralları ihlali doğrudan m.34 ihlalidir.
Buradaki sınır açıkça çizilmelidir. m.37/b’nin metni “yardımcılarının, stajyerlerinin ve çalıştırdığı kimselerin” der. Bir yazılım sağlayıcısı bu üç kategoriden hiçbirine girmez. Sağlayıcıyı bu lafza dahil eden okuma bir kıyastır ve kıyas, kural değil yorumdur. Bu yazıda öyle işaretlenmektedir. Buna karşılık m.37/b’nin tedbir alma ödevinin, avukatın kendi organizasyonuna ilişkin olduğu ve araç seçimi de o organizasyonun parçası olduğu için dolaylı olarak uygulanabileceği görüşü savunulabilir niteliktedir.
AK m.46’nın lafzı ne ima ediyor
m.46, yardımcı kullanımına izin verirken bunu iki sıfatla sınırlar ve bu sınır, yapay zekâ aracının hukuki niteliğini belirlemekte kullanılabilir.
“Avukat, işlerini kendi sorumluluğu altındaki stajyeri veya yanında çalışan sekreteri eliyle de takip ettirebilir, fotokopi veya benzeri yollarla örnek aldırabilir.”
İki ifade taşıyıcıdır. “Kendi sorumluluğu altındaki” ifadesi, yardımcının bağımsız bir sorumluluk merkezi olmadığını baştan kabul eder. “Yanında çalışan” ifadesi ise örgütsel bir bağı, gözetim ve talimat ilişkisini varsayar.
Harici bir bulut sağlayıcısı ne avukatın sorumluluğu altındadır ne de yanında çalışmaktadır. Aralarındaki ilişki bir hizmet sözleşmesidir. Bunun iki sonucu vardır. Birincisi, sağlayıcı m.46 anlamında bir yardımcı değil, avukatın kullandığı bir araçtır; dolayısıyla sırrın korunmasına ilişkin ödev tümüyle avukatta kalır ve paylaşılacak ikinci bir mesleki özne yoktur. İkincisi, m.46 avukata yardımcı kullanma imkânını verirken bunu bilinçli olarak sınırladığına göre, sınırın dışındaki bir yapıya sırrın açılmasının kanun tarafından zımnen serbest bırakıldığı söylenemez.
Bu ikinci sonuç, m.36’yı geniş yorumlayan görüşün en güçlü yapısal dayanağıdır. Yine de bir yorumdur ve bir Türk kaynağı tarafından bu şekilde karara bağlanmış değildir.
Doktrin ne diyor
Türk doktrininde sır saklama yükümlülüğünün yardımcı şahısları da kapsadığı kabul edilmiştir, ancak bu kabulün kaynağı bulut bilişimden önceye aittir.
Özcan Günergök’ün “Avukatın Sır Saklama Yükümlülüğü” başlıklı çalışması, Atatürk Üniversitesi Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi’nin Haziran 2003 tarihli sayısında yayımlanmıştır. Çalışmadaki tespit şudur:
“Müvekkilin sırrını saklama yükümü, avukatın yardımcı şahısları hakkında da geçerlidir.”
Aynı çalışmanın teknolojiye ilişkin dipnotu da kaydedilmeye değer:
“Müvekkil ile haberleşmede E-Posta gibi teknolojik gelişmelerden yararlanmak faydalı olmakla birlikte, meslek sırrının korunması bakımından, yazışmaların içeriğinden üçüncü kişilerin haberdar olmamalarını temin için gerekli tedbirlerin alınması tavsiye edilmelidir.”
Bu ifadenin yönü açıktır: teknoloji kullanımı yasaklanmaz, tedbir alınması istenir. Ne var ki metin 2003 tarihlidir. Bulut bilişimi, çok kiracılı hizmet mimarilerini veya model eğitimini kapsamlı biçimde ele almaz. Bugünün sorusuna doğrudan cevap vermez; yalnızca yaklaşımın yönünü gösterir.
Doktrindeki bu yaklaşımın bir sonucu vardır: yardımcı şahıslar üzerinden kurulan analoji, en azından hizmet sağlayıcısının içeriğe erişebildiği hâllerde savunulabilir bir zemine sahiptir. Bu, bir kural değil, bir argümandır.
Ankara Barosu ne diyor
Ankara Barosu’nun rehberi bulut hizmetlerini ayrıca düzenlemez, ancak kendini eğiten araçlar hakkında doğrudan bir uyarı içerir.
“Avukatlıkta Yapay Zeka Araçlarının Kullanımı Rehberi v.1.0”, Ankara Barosu HUBİTEM bünyesinde hazırlanmıştır ve Türkiye’de bu konudaki en yüksek otoriteli baro kaynağıdır. Bağlayıcı mevzuat değildir. Belgede yayım tarihi belirtilmemiştir. Atıf yaptığı ulusal hükümler Avukatlık Kanunu m.34 ve m.36, Türk Borçlar Kanunu m.508 ile TBB Meslek Kuralları m.43’tür.
Bulut ve SaaS sorusuna en yakın ifade şudur:
“Kendini eğiten yapay zeka araçları, girilen verileri depolanabilir ve gelecekte yapılacak taleplerde bu veriler üzerinden yanıtlar üretebilir. Bu durum, müvekkil bilgilerinin gizliliği açısından risk oluşturabilir.”
Cümlenin yapısına dikkat edilmelidir. Rehber bir yasak koymaz; bir risk tespiti yapar ve riski aracın davranışına bağlar. Belirleyici olan aracın bulutta çalışması değil, girilen veriyi saklayıp sonraki taleplerde kullanmasıdır. Bu ayrım, satın alma görüşmesinde sorulacak soruyu da belirler.
Rehberin ilk tavsiye başlığı kişisel verilerin korunması, gizlilik ve sır saklamadır ve buradaki ifade nettir:
“Müvekkillere ilişkin her türlü kişisel bilgi anonim hale getirilmeli”
Rehberin sınırları da kaydedilmelidir. Bulut hizmetleri, SaaS sözleşmeleri, veri lokasyonu veya veri işleyen sözleşmeleri konusunda özel bir düzenleme içermez. Anonimleştirmenin nasıl yapılacağı, hangi alanların kimlik açığa vurduğu ve yeniden kimliklendirme riski rehberde ele alınmamıştır; bu konular kümedeki anonimleştirme yazısında ayrıntılandırılmaktadır.
TBB düzeyinde ne var, ne yok
TBB’nin yayımlanmış ve yürürlükte bir yapay zekâ rehberi yoktur. 13 Ağustos 2026 itibarıyla TBB düzeyinde bağlayıcı bir yapay zekâ düzenlemesi bulunmamaktadır.
Bir çalışma süreci vardır. TBB, 14-15 Şubat 2026’da Ankara’da Av. Özdemir Özok Kongre ve Kültür Merkezi’nde Yapay Zeka ve Avukatlık Çalıştayı düzenlemiştir. Açılışı TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, TBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Bilişim ve Teknoloji Hukuku Komisyonu Koordinatörü Av. Ali Bayram ile Komisyon Sözcüsü Av. Dr. Resul Göksoy yapmıştır. Çalıştay beş masa üzerinden yürütülmüştür: mevzuat ve meslek kuralları, yapay zeka okuryazarlığı ve eğitimi, müvekkil hakları, akreditasyon ve denetim, hukuk teknolojileri ekosistemi. Hedeflenen çıktılar arasında bir Yapay Zeka Kullanım Rehberi yer almıştır; rehberin yayımlandığına dair bir kaynak bulunamamıştır. TBB bünyesinde ayrıca bir Yapay Zekâ ve Hukuk ArGe Birimi kurulmuştur.
20 Haziran 2026 tarihli sonuç panelinde Av. Ali Bayram, tartışmanın yapay zekânın kullanılıp kullanılmayacağı noktasını aştığını, asıl meselenin hangi etik ilkeler, hukuki sınırlar ve sorumluluk mekanizmaları çerçevesinde kullanılacağı olduğunu ifade etmiştir. Panelde benimsenen ilkeler, yapay zekânın avukatın bağımsız muhakemesinin, etik sorumluluğunun ve mesleki takdirinin yerini alamayacağı; destek aracı olarak kabul edilebileceği; insan onuru ve temel hakların öncelikli olduğu yönündedir.
Bir konumlandırma uyarısı gerekir. Nisan 2026’da 78 baro ortak bir bildiri yayımlamıştır. Bildiri Avukatlık Kanunu m.1, m.2 ve m.35’e dayandırılmış ve savunma makamının teknolojik araçlar gerekçe gösterilerek zayıflatılmasına karşı çıkılmıştır. Bu bildiri, avukatın yapay zekâ kullanmasına karşı değildir; yapay zekânın savunmanın yerine geçmesine karşıdır. İkisini karıştırmak yaygın bir hatadır.
İstanbul Barosu bünyesinde Bilişim Hukuku Komisyonu içinde bir Yapay Zeka Çalışma Grubu bulunmaktadır ve 21-22 Şubat 2026’da “Yapay Zeka Çağında Avukatlık” konferansı düzenlenmiştir; oturum başlıkları arasında avukatın sır saklama ve KVKK kapsamındaki yükümlülükleri yer almaktadır. Yayımlanmış bir İstanbul Barosu rehberi tespit edilememiştir. İzmir Barosu’nun bağımsız bir yapay zekâ rehberi de tespit edilememiştir.
Bağlayıcı kural, baro tavsiyesi ve yorum nasıl ayrılır
Bu alanda en sık yapılan hata, üç farklı ağırlıktaki kaynağın aynı cümlede eşit gibi kullanılmasıdır. Ayrım şudur.
| Kaynak | Ne der | Bağlayıcılık | Yaptırım |
|---|---|---|---|
| Avukatlık Kanunu m.36 | Öğrenilen hususların açığa vurulması yasaktır | Bağlayıcı kural | Disiplin; m.34 ve m.134 zinciri üzerinden |
| Avukatlık Kanunu m.34 | Özen, doğruluk, onur; Meslek Kuralları’na uyma | Bağlayıcı kural | Disiplin |
| Avukatlık Kanunu m.46 | Yardımcı kullanımı “kendi sorumluluğu altındaki” ve “yanında çalışan” kişilerle sınırlı | Bağlayıcı kural | Doğrudan yaptırımı yoktur; sorumluluk dağılımını belirler |
| TBB Meslek Kuralları m.37/b | Yardımcıların, stajyerlerin ve çalıştırılan kimselerin sırra aykırı davranışını engelleyecek tedbir alınır | Bağlayıcı kural (m.34 üzerinden kanun düzeyinde) | Disiplin |
| m.37/b’nin yazılım sağlayıcısına uygulanması | Sağlayıcı da “tedbir alınacak çevre” sayılır | Yorum. Kural değildir | Yoktur |
| Ankara Barosu Rehberi v.1.0 | Müvekkile ilişkin her türlü kişisel bilgi anonim hale getirilmeli | Baro tavsiyesi; bağlayıcı mevzuat değildir | Doğrudan yaptırımı yoktur; özen ölçütünde dikkate alınabilir |
| Günergök (2003) | Sır saklama yükümü yardımcı şahıslar için de geçerlidir | Doktrin | Yoktur |
| Bulutun m.36’yı ihlal edip etmediği | Cevap yok | Otoriter hüküm yoktur | Belirsiz |
| KVKK m.9, m.12 | Aktarım rotası ve güvenlik tedbirleri | Bağlayıcı kural | İdari para cezası |
Tablonun okunma biçimi şudur: bir avukatın bugün karar verirken dayanabileceği somut ve rakamlı tek satır, en alttaki satırdır.
Pratikte asıl bağlayıcı kısıt neden KVKK’dır
Çünkü m.36 belirsizken KVKK belirlidir, hükümleri sayılıdır ve ihlali para cezasına bağlanmıştır.
İki rejim paralel işler ve birbirinin yerine geçmez. Bir dosyanın harici bir yapay zekâ hizmetine verilmesi, aynı anda hem Avukatlık Kanunu m.36 bakımından bir açığa vurma sorusu hem de KVKK bakımından bir aktarım ve güvenlik sorusu doğurur. İki bağımsız rejim, iki bağımsız yaptırım: disiplin ve idari para cezası. Birinden çıkmak diğerinden çıkmayı sağlamaz.
Somut fark şudur. m.36’nın ihlal edilip edilmediğine dair uygulanabilir bir ölçüt bulunmazken, KVKK’nın 7499 sayılı Kanunla yeniden yazılan m.9’u yurt dışına aktarım için kapalı bir mekanizma listesi verir: yeterlilik kararı, uygun güvenceler ve arızi istisnalar. Bu mekanizmaların hangi sırayla uygulanacağı metinde yazılıdır. Standart sözleşme kullanıldığında imzadan itibaren beş iş günü içinde Kuruma bildirim zorunludur ve bu bildirimin yapılmaması m.18/1-d uyarınca ayrı bir idari para cezası sebebidir.
Uygulamadaki tablo bunu daha da keskinleştirir. Kurum’un Ocak 2025 tarihli Yurt Dışına Aktarım Rehberi’nde, yeterlilik kararı listesinin henüz yayımlanmadığı ve bu nedenle uygulamada bir karşılığının bulunmadığı belirtilmiştir. Kurum’un 2025 Faaliyet Raporu’nda 2025 yılında 2.497 standart sözleşme bildirimi yapıldığı, 90 taahhütname başvurusundan 13’ünün onaylandığı ve 76’sının reddedildiği bildirilmiştir; yeterlilik kararına ilişkin bir rakam yer almamaktadır.
Bunun avukat için anlamı doğrudandır. Modeli yurt dışında çalışan bir araç kullanılıyorsa, sorulması gereken soru “bu m.36’ya aykırı mı” değil, “hangi aktarım mekanizmasına dayanıyorum” sorusudur. Rejimin tamamı kümedeki yurt dışına veri aktarımı yazısında ele alınmaktadır. KVKK yükümlülüklerinin genel çerçevesi ise KVKK yazısında yer almaktadır.
Bir noktanın altı çizilmelidir: KVKK’ya uygunluk, m.36’ya uygunluğu ispat etmez. Ancak KVKK kapsamında alınan tedbirler, m.37/b anlamında “tedbir alınmış olduğunu” göstermekte kullanılabilecek en somut belgelerdir. İki rejim arasındaki tek köprü budur.
m.36 ihlali hangi yaptırıma bağlanır
Doğrudan bir yaptırım maddesi yoktur; sonuç disiplin sorumluluğudur ve zincir Avukatlık Kanunu m.34 ile m.134 üzerinden kurulur.
m.34, avukatların yüklendikleri görevleri “özen, doğruluk ve onur içinde” yerine getirmekle ve Türkiye Barolar Birliği’nce belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlü olduklarını söyler. Bu iki unsurun aynı maddede bulunması, Meslek Kuralları ihlalini doğrudan bir kanun ihlali hâline getirir. Sır saklamaya ilişkin TBB Meslek Kuralları m.37, bu köprü üzerinden kanun düzeyinde bağlayıcılık kazanır.
Zincirin ikinci halkası olan m.134, 2025 sonunda yeniden yazılmıştır ve bu, konunun en az bilinen tarafıdır. Anayasa Mahkemesi, E.2025/50 ve K.2025/47 sayılı, 6/3/2025 tarihli kararıyla m.134 ve m.135’i iptal etmiştir; karar 22/5/2025 tarihli ve 32907 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış, yürürlüğü yayımdan başlayarak dokuz ay ertelenmiştir. İptal gerekçesi, hangi eyleme hangi cezanın verileceğinin öngörülebilir olmamasıdır. Yasama, 24/12/2025’te kabul edilen ve 25/12/2025 tarihli, 33118 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7571 sayılı Kanun ile karşılık vermiştir.
Yürürlükteki m.134 şudur:
“Avukatlara; avukatlık onur ve unvanına, savunma hakkının kutsallığının gerektirdiği saygı ve güvene veya özen ve doğruluk yükümlülüklerine uymayan hâl ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine, ihlalin niteliğine ve eylemin ağırlık derecesine göre bu Kanunda yazılı disiplin cezalarından biri verilir.”
Metin, disiplin suç ve cezalarını saymaz; disiplin cezalarının uygulanacağı halleri düzenleyen bir çerçeve hükümdür. Cezaların listesi m.135’tedir ve şunlardan oluşur: uyarma, kınama, para cezası, işten çıkarma, meslekten çıkarma. Para cezası tutarları ve işten çıkarma süreleri konusunda kamuya açık kaynaklar çelişmektedir; bu nedenle burada rakam verilmemektedir.
Bu zincirin sır saklama bakımından anlamı şudur. Bir bulut veya yapay zekâ kullanımının m.36’yı ihlal ettiği bir gün somut bir olayda tespit edilirse, sonuç doğrudan m.36’dan değil, m.34 ve m.134 üzerinden doğar. Aynı zincir, m.37/b’deki tedbir alma ödevinin ihlali için de işler; yani “sır açığa çıkmadı ama hiçbir tedbir de alınmadı” hâli, kendi başına değerlendirilebilir bir durumdur.
İki kayıt gerekir. Birincisi, bu değerlendirme yürürlükteki metinlerin lafzına dayanır; bu yönde verilmiş, kamuya açık ve doğrulanabilir bir TBB Disiplin Kurulu kararı tespit edilememiştir. İkincisi, disiplin sorumluluğu KVKK’daki idari para cezasından bağımsızdır. Aynı fiil için iki ayrı süreç yürüyebilir ve birinde sonuç alınmaması diğerini etkilemez. Bu iki katmanın yanında, müvekkile karşı vekâlet ilişkisinden doğan tazminat sorumluluğu üçüncü bir katman olarak durur; Ankara Barosu rehberinin atıf yaptığı hükümler arasında Türk Borçlar Kanunu m.508 de yer almaktadır.
Sözleşmede hangi soruların cevabı aranır
Sır saklama tartışmasının pratik karşılığı sağlayıcının içeriğe erişimidir; sorular bu eksende sorulmalıdır.
- İçerik model eğitiminde kullanılıyor mu? Ankara Barosu rehberinin işaret ettiği risk tam olarak budur. Cevap sözleşme metninde yer almalı, ürün içi bir ayara bırakılmamalıdır.
- Sağlayıcı personeli içeriği görebiliyor mu? Görebiliyorsa hangi hâllerde, hangi yetkiyle ve kaydı tutularak. Destek talebi açıldığında erişimin genişleyip genişlemediği ayrıca sorulmalıdır.
- İçerik ne kadar süreyle saklanıyor? Sıfır saklama, kısa süreli saklama ve süresiz saklama farklı sonuçlar doğurur. Silme talebinin yedekleri kapsayıp kapsamadığı ayrıca sorulur.
- Alt işleyiciler kimler ve nerede? Bir arayüzün arkasında çalışan model başka bir şirkete ait olabilir. Sır saklama bakımından çevre, arayüzle değil zincirin tamamıyla belirlenir.
- Süresiz sır saklama taahhüdü sözleşmede var mı? Kurum’un Kişisel Veri Güvenliği Rehberi, veri işleyenin süresiz sır saklama yükümlülüğü altında olacağının sözleşmede yer almasını arar. Bu, avukatın kendi süresiz sır ödeviyle de örtüşür: TBB Meslek Kuralları m.37/a, avukatlık sırrının tutulmasının süresiz olduğunu ve meslekten ayrılmanın bu yükümü kaldırmadığını söyler.
- İhlal hâlinde bildirim ne kadar sürede yapılıyor? KVKK m.12/5 uyarınca Kurul’a ve ilgilisine bildirim ödevi veri sorumlusu sıfatıyla avukattadır. Sağlayıcının geç bildirimi bu ödevi ortadan kaldırmaz.
Bu soruların hiçbiri m.36’nın metninden çıkmaz. Hepsi, m.37/b’nin aradığı “tedbir”in içeriğini doldurmak için sorulur.
Büroda hangi tedbirler kaydedilebilir
Aşağıdakiler bir zorunluluk listesi değildir. m.37/b bir süreç yükümlülüğü kurduğuna göre, gösterilebilecek şey de sürecin kendisidir. Uygulaması büronuzun koşullarına bağlıdır.
- İzin verilen araç listesi. Hangi araçların hangi iş türünde kullanılabileceği yazılı olsun. KVKK’nın 5 Mart 2026 tarihli duyurusu, kurumsal yönlendirme olmadan yapılan kullanımı ayrı bir risk kategorisi olarak ele almaktadır.
- Girilmesi yasak veri türleri. Özel nitelikli veri içeren belgeler, kimlik bilgileri ve dosya PDF’leri için ayrı kural konulabilir.
- Anonimleştirme kuralı. Ankara Barosu rehberinin ifadesi bu başlığın dayanağıdır.
- Sözleşme dosyası. Eğitim kullanımı, saklama süresi, alt işleyiciler ve sır saklama taahhüdüne ilişkin hükümlerin bulunduğu metin saklansın.
- Erişim kontrolü. Aracın hangi cihazlardan ve hangi kullanıcı hesaplarıyla kullanılabileceği belirlensin.
- Kayıt. Hangi dosyada hangi aracın kullanıldığı kaydedilsin. Bir disiplin değerlendirmesinde beyandan fazlasını sunabilecek tek unsur budur.
- Müvekkil bilgilendirmesi. Ankara Barosu rehberi, avukatın kullandığı yapay zekâ araçları hakkında müvekkilini açık ve doğru şekilde bilgilendirmesini tavsiye etmektedir. Bu bir mevzuat hükmü değil, baro tavsiyesidir.
Bu adımların hiçbiri m.36 sorusunu çözmez. Hepsi, soru bir gün somut bir olayda sorulduğunda cevabın yalnızca beyandan ibaret kalmamasını sağlar.
Sık sorulan sorular
Müvekkil dosyasını yurt dışında sunucusu olan bir yapay zekâ aracına yüklemek Avukatlık Kanunu m.36’yı ihlal eder mi?
Bu sorunun Türk hukukunda kabul edilmiş bir cevabı yoktur. Konuyu düzenleyen bağlayıcı bir hüküm, yayımlanmış bir TBB görüşü, bilinen bir disiplin kurulu kararı veya yerleşik bir yüksek mahkeme içtihadı tespit edilememiştir. Buna karşılık aynı fiil KVKK m.9 kapsamında bir yurt dışına aktarımdır ve orada somut, bağlayıcı bir rejim uygulanır.
Müvekkilden yazılı onay alırsam m.36 sorunu çözülür mü?
Kanun, açığa vurma yasağının müvekkil muvafakatiyle aşılabileceğini yalnızca tanıklık bakımından, m.36/2’de düzenler. Bu fıkranın teknik saklama ve işleme ilişkilerine uygulanıp uygulanmayacağı hakkında bir Türk kaynağı bulunamamıştır. Onay almanın uygulamadaki değeri, KVKK tarafındaki aydınlatma yükümlülüğü ve baro tavsiyesindeki bilgilendirme ödevi bakımından daha nettir.
Veriyi anonimleştirirsem sır saklama sorunu ortadan kalkar mı?
Ortadan kalkmayabilir. Sır kavramı kimlik bilgisinden ibaret değildir; olay örgüsü, strateji ve dosyanın kendisi de sır kapsamındadır. Anonimleştirme kimlik verisini çıkarır, ancak bir dosyanın konusunun ve tarafların pozisyonunun bir üçüncü tarafa görünür olmasını her zaman engellemez. Yine de anonimleştirme, m.37/b anlamında alınmış somut bir tedbirdir ve KVKK tarafında yükü belirgin biçimde azaltır.
Yerli sunucuda çalışan bir araç kullanırsam m.36 açısından güvenli midir?
Veri lokasyonu, m.36 tartışmasının belirleyici unsuru değildir. m.36’daki soru, sırrın üçüncü bir kişiye açılıp açılmadığıdır; sunucunun bulunduğu ülke bu soruyu doğrudan cevaplamaz. Yerli sunucu kullanımının kesin faydası KVKK tarafındadır: yurt dışına aktarım rejimi devreye girmez. Sır saklama bakımından belirleyici olan, sağlayıcının içeriğe erişip erişmediğidir.
TBB’nin bir yapay zekâ rehberi çıkarsa bağlayıcı olur mu?
Bir rehberin bağlayıcılığı, hangi biçimde çıkarıldığına bağlıdır. TBB Meslek Kuralları’na yapılacak bir değişiklik, Avukatlık Kanunu m.34 üzerinden kanun düzeyinde bağlayıcılık kazanır. Buna karşılık tavsiye niteliğinde bir rehber, baro tavsiyesi ağırlığında kalır. 13 Ağustos 2026 itibarıyla yayımlanmış ve yürürlükte bir TBB yapay zekâ rehberi bulunmamaktadır.
Sır saklama yükümlülüğü ne kadar sürer?
Süresizdir. TBB Meslek Kuralları m.37/a, avukatlık sırrının tutulmasının süresiz olduğunu ve meslekten ayrılmanın bu yükümü kaldırmadığını açıkça belirtir. Aynı madde, avukatın davasını almadığı kimselerin başvurması nedeniyle öğrendiği bilgileri de sır saydığını söyler. Bu, ilk görüşmede alınan notların da kapsamda olduğu anlamına gelir.
Bulut kullanmayan bir büro bu riskten tamamen kaçınabilir mi?
Tam kaçınma pratikte güçtür, çünkü avukatın zorunlu olarak kullandığı sistemlerin bir kısmı zaten elektroniktir. Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi’nin kullanımı avukatlar için zorunludur ve UYAP Avukat Portal üzerinden yürütülen işlemler elektronik ortamdadır. Ancak bunlar kamu sistemleridir; üçüncü taraf ticari bir sağlayıcıya içerik verilmesinden farklı bir hukuki konumdadırlar.
Kaynakça
- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu (Kabul 19/3/1969; RG 7/4/1969, S.13168), m.34 (Değişik: 2/5/2001-4667/21), m.36, m.46 (Değişik: 2/5/2001-4667/32). app.e-uyar.com (Erişim: 20 Ağustos 2026)
- Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları (Kabul: 8-9 Ocak 1971, IV. Genel Kurul; yayım: 26 Ocak 1971 tarihli TBB Bülteni), m.2, m.37, m.38.
- Günergök, Özcan, “Avukatın Sır Saklama Yükümlülüğü”, Atatürk Üniversitesi Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi, C.VII, S.1-2, Haziran 2003, s.656-667.
- Ankara Barosu HUBİTEM, “Avukatlıkta Yapay Zeka Araçlarının Kullanımı Rehberi v.1.0” (belgede yayım tarihi belirtilmemiştir). Hazırlayanlar: Av. Canset Yıldız, Av. Göksu Çelebi, Av. Maralgül Erol, Av. Aybüke Yılmaz, Av. Meltem Vural Yıldırım, Av. Naz Nebile Karataş. PDF belgesi Ankara Barosu resmî sitesinde yayımlanmıştır (Erişim: 20 Ağustos 2026).
- 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (Kabul 24/3/2016; RG 7 Nisan 2016, S.29677), m.9 (Değişik: 2/3/2024-7499/34), m.12, m.18. Konsolide metin: kisiselverilerinkorunmasi.org (Erişim: 20 Ağustos 2026)
- Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Kişisel Veri Güvenliği Rehberi (Teknik ve İdari Tedbirler), Ocak 2018, Ankara, ISBN 978-975-19-6834-0; “Kişisel Verilerin Bulutta Depolanması” bölümü. Kurum’un resmî sitesinde PDF olarak yayımlanmıştır (Erişim: 20 Ağustos 2026).
- Kişisel Verileri Koruma Kurumu, “İş Yerlerinde Üretken Yapay Zekâ Araçlarının Kullanımı” duyurusu, 05 Mart 2026. Duyurunun içeriği ve değerlendirmesi: Erdem & Erdem, erdem-erdem.av.tr (Erişim: 20 Ağustos 2026)
- Kişisel Verilerin Yurt Dışına Aktarılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, RG 10 Temmuz 2024, S.32598. alomaliye.com (Erişim: 20 Ağustos 2026)
- Erdem & Erdem, “Yurt Dışına Kişisel Veri Aktarımı Rehberi Neleri Düzenliyor” (Kurum’un Ocak 2025 tarihli Rehberi ve yeterlilik kararı durumu hakkında). erdem-erdem.av.tr (Erişim: 20 Ağustos 2026)
- GRC Legal, KVKK 2025 Faaliyet Raporu özeti: Kuruma sunulan standart sözleşme sayısı 2.497 (2024’te 1.364); 90 taahhütname başvurusundan 13’üne izin verilmiş, 76’sı reddedilmiştir. grc-legal.com (Erişim: 20 Ağustos 2026)
- Hukuki Haber, “TBB Yapay Zeka ve Avukatlık Çalıştayı tamamlandı”, 15.02.2026. hukukihaber.net (Erişim: 20 Ağustos 2026)
- Haberler.com, “TBB ‘Yapay Zeka ve Avukatlık Çalıştayı Sonuç Paneli’ Düzenledi”, 20.06.2026. haberler.com (Erişim: 20 Ağustos 2026)
- BirGün, “78 barodan ortak açıklama: Savunma hakkı yapay zekaya devredilemez”, 25.04.2026. birgun.net (Erişim: 20 Ağustos 2026)
- 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.7/a ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği, RG 6 Aralık 2018, S.30617.
Son güncelleme: 20 Ağustos 2026.
Bu yazı, Türk hukukuna özel yapay zekâ altyapısı geliştiren Hammurabi ekibi tarafından hazırlanmıştır. hammurabi.tr