1. Dijital Delil Nedir?
Dijital delil; günümüzün dijitalleşen dünyasında bilgisayarlar, akıllı telefonlar, internet siteleri ve sosyal medya hesapları gibi kaynaklardan elde edilen her türlü verinin, hukuki süreçlerde bir gerçeği aydınlatmak amacıyla kullanılmasıdır[1]. Teknolojinin hızla ilerlemesiyle birlikte dijitalleşen dünyada yeni gelişmeler elde edilmiş, hukuk sistemimiz bu ilerlemenin gerisinde kalmayarak ekranların ardındaki veri ve bilgilerin mahkeme salonlarına taşınması yoluna gitmiştir. Bu sayede bilgisayar, telefon ve sosyal medya gibi kaynaklardan elde edilen her türlü veri dijital bir delil haline gelmiştir.
2. Dijital Delillerin Hukuki Uyuşmazlıklardaki Yeri
Dijital deliller fiziki delillerin aksine gözle görülebilir somut bir yapıya sahip değildir. Bu verilerin somutlaşıp dijital delil haline gelebilmeleri için adli bilişim uzmanları tarafından incelenmesi gerekmektedir. Dijital veriler, sıradan sistem işlemleriyle kolay bir şekilde değiştirilip yok edilebildiğinden[2] oldukça hassas bir yapıya sahiptirler. Bu nedenle mahkemeye sunulmadan önce bütünlüklerinin korunabilmesi büyük önem taşır.
3. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Uyarınca Belgenin Kapsamı
Belge, tanım olarak ilk kez 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (“HMK”) 199. Maddesinde[3] düzenlenmiştir. Buna göre belge, “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları…” şeklinde tanımlanmıştır. Görüldüğü üzere belgenin sınırlı bir tanımı (numerus clausus) yapılmamıştır. Kanunda da görüldüğü üzere “elektronik ortamdaki veriler” ibaresine açıkça yer verilmiştir.
Nitekim bu durum, elektronik verilerin de birer belge niteliği taşıdığını ortaya koymaktadır[4]. Peki bu belgelerin ispat gücü nedir?
4. Hukuk Davalarında Elektronik Verilerin Delil Başlangıcı Sayılması
Teknolojinin hızla gelişmesiyle hukuki uyuşmazlıkların çözümünde elektronik verilerin ispat aracı olarak kullanılması, söz konusu kayıtların delil başlangıcı[5] sayılabileceği tartışmalarını ortaya çıkarmıştır.
Bir davada taraflar haklılıklarını kanıtlamak için iddia ve savunmalarını ispatla delil yoluna başvurur[6]. Hukuki anlamda ispat, taraflarca ileri sürülen bir talebin somut olayda iddia edildiği şekilde işlendiğini davaya bakan hakime sunulan bilgilerle bir kanaat uyandırmak amacıyla yapılan ikna etme faaliyetidir. Türk hukukunda uyarınca senetle ispat zorunluluğu[7] olduğundan belirli bir miktarın üzerindeki hukuki işlemler ancak kesin delil olarak senet ile ispatlanabilir[8]. WhatsApp, Telegram gibi mesajlaşma uygulamaları; Instagram, Facebook vb. sosyal medya mecralarında 5070 sayılı Kanun[9] bakımından güvenli elektronik imza bulunmadığı için senet niteliği taşımazlar bu nedenle elektronik verilerin tek başına kesin delil olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
HMK m. 199 uyarınca belge sayılan elektronik veriler mahkemelerce delil başlangıcı olarak kabul edilmektedir[10]. Elektronik verilerin elektronik delile dönüşebilmesi için üç şartın bir arada bulunması gerekir:
- Elektronik veri HMK m. 199 kapsamında bir belge (yazı, ses, görüntü vb.) olmalıdır.
- Uyuşmazlığa konu belgenin kendisinden sadır olduğu konusunda hiçbir şüphe olmamalı.
- Elektronik veri söz konusu hukuki işlemin yapıldığı konusunda ispat sağlamasa da bu işlemin gerçekleşmiş olmasına dair kuvvetli bir kanaat oluşturmalıdır[11].
Bu şartların varlığı halinde veriler delil başlangıcı kabul edilerek senetle ispat zorunluluğuna bir istisna getirilerek uyuşmazlığın çözümünde tanık dinletilmesi mümkün hale gelir[12].
5. Ceza Yargılamasında WhatsApp ve Telegram Kayıtlarının Delil Sayılabilmesi Şartları
Ceza yargılamasında temel amaç maddi gerçeğe ulaşmaktır ancak sonuca giden yolda kullanılan araçların yasal sınırlar içinde kalması gerekir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (“CMK”) 217. maddesi[13] uyarınca yüklenen bir suç ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir. Bu bağlamda WhatsApp ve Telegram kayıtlarının ceza yargılamasında delil sayılabilmesi için bazı şartların bir arada bulunması gerekir.
- Söz konusu delil hukuka uygun şekilde elde edilmiş olmalıdır[14]. Bir mesajı mahkemeye delil olarak sunacak kişi, bizzat o mesajın tarafı veya bulunduğu grup sohbetinde olması kuraldır. Bir başkasının telefonunu kişinin rızası dışında ele geçirmek, casus programı yüklemek, sahibinin izni olmaksızın gizlice mesajları kopyalamak özel hayatın gizliliğini ihlal edip aynı zamanda Türk Ceza Kanunu’nun 243. maddesi[15] uyarınca “Bilişim Sistemine Girme” suçuna konu teşkil eder. Bu yollarla elde edilen veriler, Zehirli Ağacın Meyvesi ilkesi[16] gereğince hukuka aykırı delil sayılır ve hükme esas alınmaz.
- Hukuka aykırı deliller kural olarak kullanılmasa da ani gelişen durumlar için Yargıtay’ın tanıdığı bir istisna vardır[17]. Kişiye karşı cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira, şantaj gibi ani gelişen bir suçun olması durumunda kişinin o an yetkili makamlara başvurma imkanı yoksa kaybolma olasılığı bulunan delile karşı, kendi haklarını korumak amacıyla iletişim içeriklerini veya görüntülerini anlık olarak kaydetmesi hukuka uygun kabul edilir.
- Adli makamlar tarafından şüphelinin cihazlarından WhatsApp ve Telegram kayıtlarının elde edilebilmesi için CMK’da düzenlenen[18] sıkı kurallara uyularak karar alınması zorunludur. Buna göre; somut delillere dayanan kuvvetli bir suç şüphesi olmalı ve bu delilin elde edilmesi hususunda başka yolun kalmamış olması gerekir. Şüphelinin cihazlarının incelenebilmesi için mutlaka hakim kararı, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde cumhuriyet savcısının emri gerekir. Yargıtay kararlarına göre, şüphelinin cihazlarının incelenmesi konusunda rızası olsa dahi, hakim kararı veya savcının emri olmadan cihazlardaki verilere bakılması ve bunların delil olarak kullanılması hukuka aykırıdır. İncelenmek üzere alınan cihazdaki verilerin değiştirilmediğini ispatlamak için yedeğinin (imajının) alınması gerekir. Şüpheliye bir kopyası verilmeden elde edilen dijital deliller Yargıtay tarafından hukuka aykırı olarak kabul edilir[19]. Şüphelinin mesajları kendisinin yazmadığını belirterek inkar etmesi durumundan mesajın aidiyeti savcılık makamınca kesin olarak ispatlanmalıdır.
6. Ekran Görüntüleri (Screenshot) Tek Başına Kesin Delil Sayılır Mı?
Ekran Görüntüleri (screenshot) tek başına kesin delil niteliği taşımaz. Nitekim dijital ortamda bu görüntülerin kurgulanması oldukça kolaydır. Şüphelinin bu görüntüleri inkar etmesi durumunda mesajların mutlaka adli bilişim raporu, log kayıtları, zaman damgası, IP adresleri ile doğrulanması gerekir. İlaveten yazışmaların silinmesi riskine karşı, bu mesajları mağdurun en kısa zamanda “mesaj tespit tutanağı” ile resmiyet kazandırması önemlidir.
7. Dijital Delillerin Güvenilirliği Nasıl Sağlanır?
Yargıtay İçtihatları özellikle WhatsApp Web gibi harici erişim sunan platformlara vurgu yapmaktadır. Sanığın telefonundan bir başkası tarafından QR kod okutularak bilgisayardan mesaj gönderilme olasılığı bulunduğundan, mahkemenin yazışmanın kim tarafından yapıldığına, hangi cihazdan, hangi konumdan ve IP adresinden gönderildiğinin tespiti için teknik inceleme yapılması amacıyla bilirkişiye tevdii etmesi gerekir[20]. Bu hususlar şüpheyi kesinliğe kavuşturacak şekilde aydınlatılamazsa, ceza hukukunun temel prensibi olan şüpheden sanık yararlanır “in dubio pro reo” ilkesi uygulama alanı bulur. Nitekim bu mesajlar münferiden mahkumiyete gerekçe teşkil etmez[21].
8. Sonuç
Teknolojinin hızla gelişmesiyle dijitalleşen dünyanın bir sonucu olarak bilgisayarlar, akıllı telefonlar ve sosyal medya hesaplarından elde edilen veriler hukuki uyuşmazlıkların çözümünde dijital birer delil haline gelmiştir. Bu makalede incelediğimiz üzere hukuk sistemimiz dijital dönüşüme kayıtsız kalamamıştır, hukuki uyuşmazlıkların aydınlatılmasında kullanılır hale gelmiştir.
Özel hukuk alanında WhatsApp, Telegram ve benzeri sosyal medya platformlarındaki yazışmalar, HMK uyarınca belge niteliği taşımaktadır. Fakat bu belgeler güvenli elektronik imza bulundurmadıkları için kesin delil niteliği taşımazlar. Bununla birlikte bu kayıtların en önemli işlevi delil başlangıcı olarak kabul edilmeleridir. Bu sayede uyuşmazlıkların çözümünde tanık dinletilmesi gibi diğer ispat araçlarının kullanılmasına imkan sağlarlar.
Ceza hukuku alanında ise maddi gerçeğe ulaşma yolunda kullanılan dijital yazışmaların delil olarak sayılabilmesi için hukuka uygun olarak elde edilmiş olmaları şarttır. Hukuka aykırı elde edilen deliller “Zehirli Ağacın Meyvesi” ilkesi kapsamında hükme esas alınmazlar fakat ani gelişen durumlar için Yargıtay’ın tanıdığı bir istisna vardır buna göre kişiye karşı cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira, şantaj gibi ani gelişen bir suçun olması durumunda kişinin o an yetkili makamlara başvurma imkanı yoksa kaybolma olasılığı bulunan delile karşı, kendi haklarını korumak amacıyla iletişim içeriklerini veya görüntülerini anlık olarak kaydetmesi hukuka uygun kabul edilir.
Son olarak, dijital verilerin kolayca manipüle edilebilir yapısı olduğu için, ekran görüntülerinin (screenshot) tek başına kesin delil sayılamayacağı unutulmamalıdır. İnkar edilen mesajların adli bilişim uzmanları tarafından teknik araçlarla mutlaka incelenmeleri gerekir böylece mahkumiyete gerekçe olabilir. Teknik incelemelere rağmen şüphelerin giderilememesi durumunda “şüpheden sanık yararlanır ilkesi” devreye girmektedir.
Özetle; WhatsApp ve Telegram gibi dijital iletişim araçları hukuk ve ceza yargılamasında güçlü ispat imkanları sunsa da bu delillerin güvenirliğinin sağlanması, mahkemeye sunulmadan önce bütünlüklerini koruyabilmeleri ve yasaların öngördüğü sıkı şartlara uymaları hukuki güvenliğin ve adil yargılanmanın temel bir gerekliliğidir.
İlgili Yazılarımız
- KVKK Uyarınca Kullanıcı Verilerini Yurt Dışı Sunucularda Saklamanın Hukuki Riskleri
- E-Haciz: Banka Hesaplarına Elektronik Haciz Uygulaması ve Borçlunun Hakları
- HAGB Nedir, Nasıl İşler?
Kaynakça
I. Mevzuat
- 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu, Kanun No: 5070, Kabul Tarihi: 15.1.2004, RG 23.1.2004-25355.
- 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu, Kanun No: 5237, Kabul Tarihi: 26.9.2004, RG 12.10.2004-25611.
- 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, Kanun No: 5271, Kabul Tarihi: 4.12.2004, RG 17.12.2004-25673.
- 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Kanun No: 6100, Kabul Tarihi: 12.1.2011, RG 4.2.2011-27836.
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Kanun No: 2709, Kabul Tarihi: 18.10.1982, RG 09.11.1982-17863 (Mükerrer).
II. Yargı Kararları
- Yargıtay 4. CD, 02.12.2019, E. 2015/23290, K. 2019/19520.
- Yargıtay 9. CD, 10.02.2025, E. 2024/4261, K. 2025/929.
- Yargıtay 16. CD, 26.09.2017, E. 2015/2056, K. 2017/5023.
III. Kitaplar ve Makaleler
- Faheem Zafar ve diğerleri, “A Survey of Cloud Computing Data Integrity Schemes: Design Challenges, Taxonomy and Future Trends”, Computers & Security, C. 65, 2017, s. 29-49.
- Hakan Pekcanıtez, Oğuz Atalay ve Muhammet Özekes, Medeni Usul Hukuku, 13. Bası, İstanbul, On İki Levha Yayıncılık, 2025.
- Hamid Köse, “Delil Değerlendirme Yasakları Bakımından Zehirli Ağacın Meyvesi Doktrini”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, S. 49, 2022, s. 165-202.
- İbrahim Özbay, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Neler Getirdi?, 2. Bası, Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2013.
- Mustafa Göksu, “6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Çerçevesinde Senetle İspat Kuralları ve Bunların İstisnaları”, Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 1, S. 1, 2011, s. 53-65.
- Nihat Güman, “Elektronik Deliller Işığında Delil Başlangıcı ve Uygulama Alanı”, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 22, S. 2, 2025, s. 685-722.
- Türkay Henkoğlu, Adli Bilişim: Dijital Delillerin Elde Edilmesi ve Analizi, İstanbul, Pusula Yayıncılık, 2020.