Türk Medeni Kanunu (TMK) kapsamında nişanlanma, hukuki sonuçları olan ve kendine özgü kuralları bulunan bir sözleşmedir. Ancak günümüzde flört, sevgililik ve nişanlılık kavramlarının iç içe geçmesi, ilişkinin sona ermesi durumunda ciddi hukuki uyuşmazlıklara yol açmaktadır. Özellikle nişanın haksız yere bozulması halinde tarafların maddi ve manevi tazminat talepleri ile takılan ziynet eşyalarının iadesi, en çok merak edilen konuların başında gelmektedir.
1. Hangi Sevgililik veya Flört Halleri Hukuken “Nişanlılık” Sayılır?
Bir ilişkinin hukuken nişanlılık sayılabilmesi için en temel şart, taraflar arasında karşılıklı evlenme vaadinin bulunmasıdır (TMK m. 118). Toplumdaki genel algının aksine, nişanlanmanın geçerli olması için mutlaka aileler arasında büyük bir tören yapılması veya yüzük takılması şart değildir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre, nişan sözleşmesi şekle bağlı olmaksızın örtülü irade beyanlarıyla dahi kurulabilir. Örneğin, tarafların internet üzerinden tanışıp kendi aralarındaki e-mail ve mesajlaşmalarında evlenme vaadinde bulunmaları dahi hukuken nişanlanma olarak kabul edilebilmektedir [3].
Ancak her uzun süreli ilişki veya birlikte yaşama durumu nişanlılık sayılamaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, tarafların evlilik dışı birlikte yaşamalarını, tatile gitmelerini veya birbirlerine eş adayı olarak bakmalarını, ortada net bir evlenme vaadi yoksa TMK m. 118 kapsamında nişanlanma olarak değerlendirmemektedir [2]. Aynı şekilde, evlenme vaadiyle kaçırarak birlikte yaşama eylemi de bir nişan sözleşmesi değil, haksız fiil (haksız eylem) niteliğindedir [5]. Dolayısıyla, bir ilişkinin nişanlılık sayılabilmesi için evlenme iradesinin karşılıklı ve somut bir şekilde ortaya konmuş olması aranır.
2. Nişanın Bozulması Halinde Maddi Tazminat Şartları Nelerdir?
Nişanın bozulması nedeniyle maddi tazminat talep edilebilmesi (TMK m. 120), nişanın haklı bir sebep olmaksızın bozulmasına veya diğer tarafın kusurlu hareketleri neticesinde sona ermesine bağlıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin kararlarında vurgulandığı üzere, burada talep edilecek tazminat menfi tazminat niteliğindedir. Yani “nişanlanma olmasaydı uğranılmayacak olan parasal zararlar” talep edilebilir [4]. Bu kapsamda dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yapılan şu harcamalar maddi tazminata konu edilebilir:
- Düğün salonu kiralama bedelleri ve kaporalar,
- Dağıtılan düğün davetiyelerinin masrafları,
- Evlenme amacıyla alınan çeyizler, yatak odası veya oturma grubu gibi mobilya masrafları,
- Gelinlik veya damatlık için yapılan harcamalar.
Ancak bu harcamaların tazmin edilebilmesi için, harcamayı yapan tarafın nişanın bozulmasında kusursuz (veya daha az kusurlu) olması ve zararı ispat etmesi şarttır [4].
3. Nişan Atılması Durumunda Manevi Tazminat Talep Edilebilir mi?
Nişanın bozulması, doğası gereği taraflarda hayal kırıklığı ve üzüntü yaratır. Ancak hukuken manevi tazminat talep edilebilmesi için sadece üzülmüş olmak yeterli değildir. TMK m. 121 uyarınca, nişanın bozulması yüzünden tarafın kişilik hakkının saldırıya uğramış olması gerekir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin emsal kararına göre; sırf nişanın bozulmasından dolayı duyulan doğal üzüntü ve menfaat ihlali manevi tazminata esas alınmaz. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için, istemde bulunan nişanlının şeref, haysiyet, onur veya toplum içindeki saygınlığı gibi kişisel haklarının fahiş olarak zarara uğramış olması ve bu fahiş zararın somut olaylarla ispat edilmesi zorunludur [1]. Örneğin; nişanın düğüne çok kısa bir süre kala hakaret edilerek, aldatılarak veya toplum önünde küçük düşürülerek bozulması hallerinde manevi tazminat şartları oluşabilecektir.
4. Alışılmışın Dışındaki Hediyelerin (Takılar, Eşyalar) İadesi Usulü Nasıldır?
Nişanlılığın evlenme dışındaki bir sebeple sona ermesi halinde, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların diğer nişanlıya verdikleri alışılmışın dışındaki hediyeler aynen, aynen iadesi mümkün değilse bedeli karşılığında iade edilmelidir (TMK m. 122).
Alışılmışın dışındaki hediye ne demektir? Yargıtay uygulamalarına göre; nişanlılık süresince takılan altınlar, bilezikler, setler, değerli saatler, araç veya taşınmaz devirleri alışılmışın dışındaki hediye kabul edilir ve mutlak surette iadeye tabidir. Buna karşılık; giysi, kozmetik, çiçek, yemek masrafları gibi tüketilen veya günün koşullarına göre ufak tefek sayılan hediyeler “alışılmış hediye” kabul edilir ve iadesi istenemez.
Görevli Mahkeme Ayrımına Dikkat: Hediyelerin iadesi davalarında en kritik nokta, ilişkinin hukuki niteliğidir. Eğer taraflar arasındaki ilişki hukuken geçerli bir “nişanlanma” ise, hediyelerin iadesi davası Aile Mahkemesinde görülür. Ancak Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin kararına göre; taraflar arasındaki ilişki evlenme vaadine dayanmıyor, sadece flört veya birlikte yaşama (sevgililik) boyutunda kalıyorsa, bu durumda TMK’nın nişanlılık hükümleri uygulanamaz. Bu tür ilişkilerde verilen değerli hediyelerin veya borç paraların iadesi, Aile Mahkemesinde değil, genel hükümlere (sebepsiz zenginleşme/haksız fiil) göre Asliye Hukuk Mahkemesinde talep edilmelidir [2]. Görev kuralı kamu düzeninden olduğundan, davanın yanlış mahkemede açılması usulden ret kararına yol açacaktır. Evlilik birliği içindeki mal paylaşımı uyuşmazlıkları için boşanmada değer artış payı ve mal paylaşımı yazımızı inceleyebilirsiniz.
İlgili Yazılarımız
- Boşanmada Değer Artış Payı ve Mal Paylaşımı Alacağı
- İsim ve Soyisim Değiştirme Davası
- Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası
Kaynakça
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/3073 E. 2016/836 K.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/11211 E. 2015/18974 K.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2016/2846 E. 2017/8285 K.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/14953 E. 2016/12329 K.
- Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2015/7959 E. 2015/10108 K.