Bir küçüğün, akıl hastasının veya kısıtlının üçüncü kişilere zarar vermesi halinde yalnızca fiili gerçekleştiren kişinin değil, onu gözetim altında bulundurmakla yükümlü kişilerin de hukuki sorumluluğu gündeme gelebilmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 369. maddesinde düzenlenen “ev başkanının sorumluluğu” kurumu, özellikle anne ve babanın gözetim yükümlülüğü bakımından uygulamada önemli sonuçlar doğurmaktadır.
Bu düzenleme, aile hukukuna ilişkin bir hüküm olmasının yanında, zarar gören üçüncü kişilerin korunmasını amaçlayan özel bir sorumluluk türü niteliğindedir. Günümüzde çocukların sebep olduğu trafik kazaları, sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen ihlaller, okul dışında meydana gelen zarar verici davranışlar ya da gözetim altında bulunması gereken kişilerin üçüncü kişilere zarar vermesi gibi birçok olayda TMK m. 369 uygulama alanı bulmaktadır.
Uygulanacak Mevzuat
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 369:
“Ev başkanı, ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan kişinin verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe sorumludur.”
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 49:
Haksız fiil sorumluluğu (Ayırt etme gücüne sahip küçüklerin şahsi sorumluluğu yönünden).
TMK m. 369’un Hukuki Niteliği
Türk Medeni Kanunu’nun 369. maddesi, gözetim altında tutulması gereken kişilerin – ayırt etme gücünden yoksun küçüklerin, kısıtlıların, akıl hastalarının ve akıl zayıflığı bulunan kişilerin – üçüncü kişilere zarar vermesi durumunda, bu kişilerin otoritesi altında bulunduğu ev başkanının sorumluluğunu düzenlemektedir. Kısıtlılık ve vesayet sürecinin nasıl işlediğini ise Vasi Tayini ve Vesayet Davası: Nedir, Nasıl Açılır? yazımızda ayrıntılı olarak incelemiştik.
Öğretide kabul edilen görüşe göre bu sorumluluk türü, kusursuz sorumluluk halleri içerisinde yer alan “olağan sebep sorumluluğu” niteliğindedir. Bu nedenle meydana gelen zarar bakımından ev başkanının kusurunun ayrıca ispat edilmesine gerek bulunmamaktadır.
Ev başkanının sorumluluktan kurtulabilmesi ise ancak “kurtuluş kanıtı” getirmesiyle mümkündür. Bunun için ya gerekli gözetim ve denetim yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirdiğini ya da gerekli dikkat ve özen gösterilmiş olsa bile zararın yine de meydana geleceğini ispat etmesi gerekir. İkinci durumda, zarar ile gözetim yükümlülüğünün ihlali arasındaki uygun illiyet bağının kesilmesi gerekir.
Ev Başkanlığı İlişkisi Hangi Durumlarda Ortaya Çıkar?
Ev başkanlığı ilişkisi üç farklı kaynaktan doğabilir:
Kanundan
Evlilik birliği içerisinde anne-baba ile velayet altındaki küçük arasındaki ilişki bu durumun en tipik örneğini oluşturur. Anne ve babanın çocuk üzerindeki velayet hakkı, TMK m. 369 kapsamında ev başkanlığı ilişkisini doğurmaktadır.
Sözleşmeden
Bakım evi veya özel okul gibi sözleşme ile gözetim yükümlülüğü üstlenen gerçek ya da tüzel kişiler de ev başkanı sıfatını taşıyabilir.
Örf ve Adetten
Fiili aile birliktelikleri ya da geleneksel aile yapılarında büyük ebeveynlerin üstlendiği gözetim ilişkileri de bu kapsamda değerlendirilebilir.
Ev Başkanı Kavramı Sadece Anne ve Babayı mı Kapsar?
TMK m. 369 kapsamında “ev başkanı” sıfatı yalnızca anne ve babaya özgülenmiş değildir. Yargıtay içtihatlarına göre ev başkanı; aile halinde birlikte yaşayan kişilerin idaresini sağlayan, aile düzenini sürdüren ve korunmaya veya gözetilmeye ihtiyaç duyan aile bireyleri üzerinde fiili gözetim ve denetim yetkisi bulunan kişidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin yerleşik kararlarında (Örn: E. 2016/19836, K. 2016/13529 [6]) de vurgulandığı üzere, ev başkanlığı kurumunun temel amacı gözetim altında bulunması gereken aile bireylerinin davranışlarından zarar gören üçüncü kişilerin korunmasıdır. Bu nedenle somut olayın özelliklerine göre aynı evde yaşayan büyükbaba, büyükanne, yetişkin kardeş veya çocuğu fiilen gözetimi altında bulunduran başka kişiler de ev başkanı sıfatına sahip olabilir.
Sorumluluğun doğması bakımından belirleyici unsur yalnızca kan bağı veya velayet ilişkisi değildir. Asıl önemli olan husus, taraflar arasındaki bağımlılık ilişkisi ile fiili gözetim ve idare durumunun bulunup bulunmadığıdır.
Aynı Evde Yaşamak Tek Başına Yeterli midir?
Aynı evde yaşayan kişilerin ev başkanı sayılıp sayılmayacağı, ev içindeki düzeni fiilen kimin sağladığı ve aile üzerindeki otoritenin kimde bulunduğu dikkate alınarak belirlenir.
Bağımlılık İlişkisinin Kesilmesi
Ev başkanının sorumluluğuna gidilebilmesi için, haksız fiili gerçekleştiren kişi ile ev başkanı arasında olay tarihinde fiili bir bağımlılık ilişkisinin bulunması gerekir.
Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin E. 2015/4937, K. 2015/10212 sayılı kararında [9], babanın cezaevinde bulunduğu ve küçüğün bakım yurdunda kaldığı olayda, baba ile çocuk arasındaki bağımlılık ilişkisinin ortadan kalktığı kabul edilmiş ve babanın ev başkanı sıfatıyla sorumluluğunun sona erdiğine karar verilmiştir. Benzer şekilde, çocuğun evi izinsiz terk ederek yurda yerleştirildiği dönemde meydana gelen zararlardan dolayı da velayet sahibi babanın sorumluluğuna gidilemeyeceği belirtilmiştir [6].
Birden Fazla Ev Başkanı
Aynı evde yaşayan ve evin idaresini birlikte üstlenen kişiler – örneğin anne ve babanın birlikte yaşadığı durumlarda – ev başkanı sıfatını birlikte taşırlar ve üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olurlar.
Gözetim ve Denetim Yükümlülüğünün Sınırları
Ev başkanının sorumluluğu, kusursuz sorumluluk türlerinden biri olan olağan sebep sorumluluğudur. Bu nedenle sorumluluğun doğması için ev başkanının kusurlu olduğunun ayrıca ispat edilmesi aranmaz. Kanun, ev başkanının gözetim yükümlülüğünü ihlal ettiğini karine olarak kabul etmektedir.
Bununla birlikte ev başkanı, TMK m. 369/1 kapsamında kurtuluş kanıtı getirerek sorumluluktan kurtulabilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararlarında [6][8], gözetim ve denetim yükümlülüğünün kapsamı şu şekilde açıklanmaktadır:
Ev başkanı, olayın özelliklerine göre gerekli dikkat ve özeni göstererek küçüğü veya kısıtlıyı gözetim altında tuttuğunu ispat etmek zorundadır.
Ev başkanının alması gereken önlemler her olay bakımından farklılık gösterebilir. Yargıtay uygulamasında bu tedbirler arasında;
- eğitmek, öğüt ve talimat vermek,
- uyarı ve yasaklamalarda bulunmak,
- bu yasakların uygulanmasını denetlemek,
- tehlikeli araç veya eşyaları ortadan kaldırmak ya da muhafaza altına almak
gibi yükümlülükler sayılmaktadır. Örneğin ehliyetsiz çocuğun araç anahtarına ulaşmasının engellenmesi gerektiği kabul edilmektedir [8].
İlliyet Bağının Kesilmesi
Ev başkanı, gerekli dikkat ve özen gösterilmiş olsa dahi zararın yine de meydana geleceğini ispat ettiği takdirde sorumluluktan kurtulabilir. Bu durumda uygun illiyet bağının kesildiği kabul edilir.
Görevli Mahkeme Hangi Mahkemedir?
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre [1][2][3][4][5], haksız fiili gerçekleştiren kişi dava tarihinde ergin olsa bile, olay tarihinde küçük veya kısıtlı ise TMK m. 369 kapsamında ev başkanına karşı açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.
Bu nedenle Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davalar görev yönünden reddedilmektedir.
Sorumluluğun Doğması İçin Gerekli Şartlar
Dört temel başlık altında toplanmaktadır:
a) Gözetimi gereken kişinin varlığı
Küçük, kısıtlı, akıl hastası veya akıl zayıflığı bulunan; başka bir ifadeyle toplum hayatına zarar vermeden katılması için gözetim altında tutulması gereken bir kişinin bulunması gerekir.
b) Hukuka aykırı zarar verici davranış
Gözetim altında bulunan kişi, kusurlu veya kusursuz şekilde hukuka aykırı bir davranışla üçüncü kişiye zarar vermiş olmalıdır. Ayırt etme gücünden yoksun kişinin haksız fiil ehliyetinin bulunmaması, ev başkanının sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Aksine TMK m. 369, bu boşluğu doldurmak amacıyla düzenlenmiştir.
c) Uygun illiyet bağı
Zarar verici davranış ile ev başkanının gözetim ve denetim yükümlülüğünü ihlal etmesi arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Mücbir sebep veya tamamen tesadüfi olaylardan kaynaklanan zararlar bu kapsamın dışında kalır.
d) Ev başkanının kurtuluş kanıtı getirememesi
Ev başkanı gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini veya gerekli dikkat gösterilmiş olsa bile zararın yine de meydana geleceğini kanıtlayabilirse sorumluluktan kurtulur. Ancak uygulamada bu ispat oldukça ağır kabul edilmektedir.
Anne-Baba ile Çocuğun Sorumluluğu Birlikte Doğabilir mi?
TMK m. 369’un uygulamada en sık karşılaşılan görünümü, velayet altındaki küçüğün üçüncü kişilere verdiği zararlardır. Velayet ilişkisi hem gözetim hem de denetim yetkisini içerdiğinden anne ve baba doğrudan ev başkanı sıfatını taşımaktadır.
Öğretide bu noktada iki önemli ayrım yapılmaktadır:
Küçüğün Kendi Sorumluluğu
Ayırt etme gücüne sahip küçük, yaşına, zihinsel gelişimine ve somut olayın özelliklerine göre TBK m. 49 kapsamında bizzat sorumlu tutulabilir. Bu durumda küçüğün sorumluluğu ile anne-babanın ev başkanı sıfatıyla doğan sorumluluğu birlikte var olabilir. Ancak zarar gören aynı zararı iki defa talep edemez. Burada müteselsil sorumluluk söz konusudur.
Ayırt Etme Gücünden Yoksun Küçük
Ayırt etme gücünden yoksun küçük bakımından doğrudan haksız fiil sorumluluğu söz konusu değildir. Bu durumda anne-baba ev başkanı olarak öncelikli şekilde sorumlu tutulur. Ancak kurtuluş kanıtı getirebildikleri takdirde sorumluluktan kurtulmaları mümkündür. Yalnızca istisnai durumlarda TBK m. 54 kapsamında hakkaniyet gereği küçüğün kendisine başvurulabilir.
TBK ile İlişkisi: Sorumluluk Halleri Birlikte Uygulanabilir mi?
Ev başkanının sorumluluğu, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen diğer sorumluluk halleriyle birlikte gündeme gelebilir.
TBK m. 55 – Adam Çalıştıranın Sorumluluğu
Küçüğün ücret karşılığı çalıştığı durumlarda işverenin sorumluluğu da ayrıca doğabilir.
TBK m. 54 – Ayırt Etme Gücünden Yoksunun Hakkaniyet Sorumluluğu
Ev başkanının sorumluluğunun gerçekleşmediği durumlarda tali olarak uygulanabilir.
TBK m. 60 – Sorumluluk Sebeplerinin Yarışması
Aynı zarar bakımından birden fazla sorumluluk sebebinin bulunması halinde hâkim, zarar gören açısından en uygun giderim sağlayan sebebe göre karar verir.
Sonuç
TMK m. 369, anne-babanın çocuk üzerindeki gözetim yükümlülüğünün özel hukuk alanındaki en önemli yansımalarından biridir. Düzenlenen sorumluluk türü kusursuz sorumluluk niteliğinde olmakla birlikte, kurtuluş kanıtı getirilmesi halinde sorumluluktan kurtulma imkânı tanınmaktadır.
Küçüğün ayırt etme gücüne sahip olup olmaması, ev başkanının sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmamaktadır. Ayırt etme gücüne sahip küçük bakımından hem küçüğün hem de anne-babanın birlikte sorumluluğu gündeme gelebilirken; ayırt etme gücünden yoksun küçük bakımından esas sorumluluk ev başkanına yönelmektedir.
İlgili Yazılarımız
- Vasi Tayini ve Vesayet Davası: Nedir, Nasıl Açılır?
- Yoksulluk Nafakasının Artırılması veya Kaldırılması Davasında İspat Yükü
Kaynakça
Mevzuat
- Türk Medeni Kanunu, Kanun No: 4721 (özellikle m. 369)
- Türk Borçlar Kanunu, Kanun No: 6098 (özellikle m. 49, 54, 55 ve 60)
Yargı Kararları
- [1] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/4622, K. 2017/13442
- [2] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/4629, K. 2017/13352
- [3] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/13188, K. 2018/741
- [4] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/9883, K. 2017/16856
- [5] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/18607, K. 2016/12271
- [6] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/19836, K. 2016/13529
- [8] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/2316, K. 2016/906
- [9] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/4937, K. 2015/10212