5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu Değişiklikleri ve İdari Sorumluluk: Sokak Hayvanları Düzenlemesinin Anayasal Sınırları

5199 sayılı Kanun, Türk hukukunda Hayvanları Koruma Kanunu olarak bilinen ve 24 Haziran 2004 tarihinde kabul edilen temel mevzuattır.

Bu kanunun temel amacı; hayvanların rahat yaşamlarını ve hayvanlara iyi muamele edilmesini temin etmek, hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını ve her türlü mağduriyetlerinin önlenmesini sağlamaktır.

Özellikle 2021 yılında 7332 sayılı Kanun ile yapılan köklü değişikliklerle birlikte, hayvanlar hukuken “eşya” statüsünden çıkarılarak “canlı” statüsüne kavuşturulmuş ve hayvanlara karşı işlenen bazı fiiller idari kabahat olmaktan çıkarılarak Türk Ceza Kanunu anlamında “suç” olarak tanımlanmıştır.

A-) 5199 Sayılı Kanun’un Temel Düzenleme Alanları ve Getirdiği Hukuki Çerçeve

1. Temel İlkeler ve Hayvan Hakları

  • Bütün hayvanlar eşit doğar ve bu Kanun hükümleri çerçevesinde yaşama hakkına sahiptir.
  • Evcil hayvanlar, türüne özgü hayat şartları içinde yaşama özgürlüğüne sahiptir. Sahipsiz hayvanların da sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir.
  • Hayvanların korunması, gözetilmesi, bakımı ve kötü muamelelerden uzak tutulması için gerekli önlemlerin alınması esastır.

2. Suçlar ve Adli Yaptırımlar (2021 Değişiklikleri)

Kanunda yapılan en önemli reformlardan biri, hayvanlara yönelik ağır ihlallerin hapis cezası ile yaptırıma bağlanmasıdır. Kanun’un 28/A maddesi uyarınca:

  • Nesli Yok Olma Tehlikesi Altında Olan Hayvanları Öldürme: 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası.
  • Bir Ev Hayvanını veya Evcil Hayvanı Kasten Öldürme: 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası.
  • Hayvanlara İşkence Etme veya Acımasız ve Zalimce Muamelede Bulunma: 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası.
  • Hayvanlarla Cinsel İlişkide Bulunma (Tecavüz): 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası.
  • Hayvanları Dövüştürme: 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adlî para cezası (Folklorik amaçlı şiddet içermeyen geleneksel gösteriler istisnadır).

Not: Bu suçların birden fazla hayvana karşı aynı anda işlenmesi veya veteriner hekim, hayvan koruma gönüllüsü gibi hayvanlara bakmakla yükümlü kişilerce işlenmesi halinde verilecek cezalar yarı oranında artırılır.

3. İdari Yaptırımlar ve Kabahatler

Adli yaptırım gerektirmeyen diğer ihlaller için (örneğin; hayvanı sokağa terk etmek, gürültü veya kirlilik yaratarak çevreye rahatsızlık vermek, yetkisiz tıbbi müdahalede bulunmak, hayvanların bakımını ihmal etmek) Kanun’un 28. maddesi uyarınca idari para cezaları öngörülmüştür. Bu cezalar her yıl yeniden değerleme oranında artırılmaktadır.

4. Yerel Yönetimlerin Sorumlulukları

Kanun, sahipsiz hayvanların korunması ve popülasyon kontrolü konusunda en büyük sorumluluğu belediyelere yüklemiştir. Belediyeler; sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması, kısırlaştırılması, aşılanması ve rehabilite edilmesi için hayvan bakımevleri (barınaklar) kurmakla yükümlüdür. Rehabilite edilen (kısırlaştırılıp aşılanan ve küpelenen) hayvanların, ilgili mevzuat çerçevesinde öncelikle alındıkları ortama bırakılmaları esastır.

5. Yasaklı Irklar ve Diğer Önemli Düzenlemeler

  • Tehlike Arz Eden Hayvanlar: Pitbull Terrier, Dogo Argentino, Fila Brasileiro, Japanese Tosa gibi tehlike arz eden köpek ırklarının üretilmesi, sahiplenilmesi, barındırılması, beslenmesi, takas edilmesi, sergilenmesi, hediye edilmesi ve ülkeye girişi yasaklanmıştır. (Mevcut sahipli olanlar için geçmişte kısırlaştırma ve kayıt altına alma şartıyla muafiyet tanınmıştı).
  • Petshop Düzenlemesi: Evcil hayvan satış yerlerinde (petshoplarda) kedi ve köpek bulundurulması yasaklanmıştır. Satışlar, üretim çiftlikleri üzerinden katalog/internet yoluyla yapılmaktadır.
  • Hayvan Sirkleri ve Yunus Parkları: Yeni hayvan sirkleri ve su parklarının (yunus parkları vb.) kurulması yasaklanmıştır.

Özetle 5199 sayılı Kanun; hayvanların yaşam haklarını güvence altına alan, onlara karşı işlenen suçları cezalandıran ve sahipsiz hayvanların rehabilitasyonuna ilişkin idari usulleri belirleyen temel hukuki metindir.

B-) Sokak Hayvanları Düzenlemesinin Anayasal Sınırları

Sokak hayvanlarına (sahipsiz hayvanlara) yönelik yasal düzenlemelerin anayasal sınırları, Türk anayasa hukukunda temel hak ve özgürlüklerin çatışması ve dengelenmesi ekseninde şekillenmektedir. Özellikle idarenin (merkezi yönetim ve belediyelerin) yetki ve sorumlulukları belirlenirken, insanın yaşam hakkı ile çevrenin/doğanın korunması yükümlülüğü arasında hassas bir anayasal terazi kurulması zorunludur.

Mevcut anayasal çerçeve, Anayasa Mahkemesi (AYM) içtihatları ve idare hukuku prensipleri ışığında sokak hayvanları düzenlemelerinin anayasal sınırları şu temel başlıklarda toplanabilir:

1. Devletin Pozitif Yükümlülüğü: Yaşama ve Maddi/Manevi Varlığı Koruma Hakkı (Madde 17)

Anayasa’nın 17. maddesi uyarınca herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Bu madde, devlete sadece bireylerin yaşam hakkına müdahale etmeme (negatif yükümlülük) değil, aynı zamanda bireylerin yaşamını ve vücut bütünlüğünü üçüncü kişilerden veya çevresel tehlikelerden koruma (pozitif yükümlülük) görevi yükler.

  • Sınır: Kanun koyucu, sokak hayvanlarının popülasyonunu ve yönetimini düzenlerken, vatandaşların (özellikle çocukların, yaşlıların ve engellilerin) sokak hayvanları saldırılarına veya kuduz gibi zoonotik hastalıklara karşı güvenliğini sağlamak zorundadır.
  • İdarenin Sorumluluğu: Danıştay içtihatlarında istikrar kazandığı üzere, sahipsiz hayvanların saldırısı sonucu meydana gelen yaralanma veya ölüm olaylarında, idarenin (özellikle 5199 sayılı Kanun uyarınca görevli olan belediyelerin ve valiliklerin) önlem alma yükümlülüğünü ihlal etmesi “hizmet kusuru” teşkil eder. Düzenlemeler, idarenin bu koruma yükümlülüğünü ortadan kaldıracak şekilde yapılamaz.

2. Sağlıklı ve Dengeli Çevrede Yaşama Hakkı (Madde 56)

Anayasa’nın 56. maddesi, “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir” hükmünü amirdir.

  • Hayvanların Çevrenin Unsuru Olması: Anayasa Mahkemesi kararlarında hayvanlar, korunması gereken çevrenin ve doğanın ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla devletin, hayvanların yaşamını ve refahını korumak yönünde anayasal bir ödevi bulunmaktadır.
  • Denge Testi: Anayasal sınır, Madde 17 (İnsan yaşamı) ile Madde 56 (Çevre/Hayvan koruma) arasındaki çatışmanın çözümündedir. İnsan yaşamı ve güvenliği mutlak bir önceliğe sahip olmakla birlikte, bu güvenliği sağlarken çevreye ve hayvanlara verilecek zararın asgari düzeyde tutulması anayasal bir zorunluluktur.

3. Ölçülülük İlkesi ve “Ultima Ratio” (Son Çare) Kuralı (Madde 13)

Sokak hayvanlarına yönelik toplatma, kapalı alanlarda (barınaklarda) tutma veya “uyutma/itlaf” (ötanazi) gibi sert tedbirler öngören düzenlemelerin Anayasa’ya uygunluğu, Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen Ölçülülük İlkesi ile test edilir. Ölçülülük ilkesinin üç alt unsuru vardır:

  • Elverişlilik: Öngörülen tedbir (örneğin toplatma), kamu güvenliğini sağlama amacına ulaşmaya elverişli olmalıdır.
  • Gereklilik (Zorunluluk): İstenen amaca daha hafif bir tedbirle (örneğin; kısırlaştır-aşıla-yerinde yaşat modeliyle) ulaşmak mümkünse, daha ağır bir tedbir (örneğin toplu itlaf) anayasaya aykırı hale gelir. İtlaf veya ötanazi gibi hayvanın yaşam hakkını tamamen ortadan kaldıran tedbirler, ancak “ultima ratio” (son çare) olarak öngörülebilir. (Örneğin; kuduz riski taşıyan, rehabilite edilemeyen saldırgan köpekler veya barınak kapasitelerinin halk sağlığını tehdit edecek boyutta aşılması gibi istisnai ve zorunlu haller).
  • Orantılılık: Elde edilmek istenen kamu yararı (insan güvenliği) ile feda edilen değer (hayvanın yaşamı/refahı) arasında makul bir denge olmalıdır.

4. Uluslararası Sözleşmelerin Anayasal Statüsü (Madde 90)

Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Türkiye’nin taraf olduğu Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi, sokak hayvanları düzenlemeleri için bağlayıcı bir anayasal sınır çizer.

  • Sözleşme’nin 12. maddesi, sahipsiz hayvanların sayısının sorun yaratması halinde devletlere bu sayıyı azaltma yetkisi verir; ancak bu azaltmanın “hayvanların gereksiz acı, ıstırap ve sıkıntı çekmesine neden olmayacak şekilde” (uygun yöntemlerle yakalama ve acısız uyutma) yapılmasını emreder. İç hukuktaki düzenlemeler bu uluslararası standardın gerisine düşemez.

5. Mülkiyet Hakkı (Madde 35)

Sahipli hayvanlar, hukuken (eşya statüsünden çıkarılmış olsalar da) Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında mülkiyet hakkının koruması altındadır. Kanuni düzenlemeler, sahipsiz hayvanlar ile sahipli hayvanlar arasındaki ayrımı net yapmalı; idareye, kişilerin sahipli hayvanlarına (hayvana eziyet gibi haklı ve kanuni bir gerekçe olmadıkça) keyfi olarak el koyma veya itlaf etme yetkisi veremez.

Bir sokak hayvanları düzenlemesinin Anayasa Mahkemesi norm denetiminden geçebilmesi için;

  1. İnsan yaşamını ve kamu düzenini koruma (M.17) amacına dayanması,
  2. Hayvanların toptan ve keyfi itlafına cevaz vermemesi,
  3. Ötanazi/uyutma gibi tedbirlerin ancak “hastalık, saldırganlık veya barınma imkanlarının tamamen tükenmesi” gibi objektif, denetlenebilir ve zorunlu (son çare) kriterlere bağlanması,
  4. İdareye sınırsız ve keyfi bir takdir yetkisi bırakmaması gerekmektedir.

Bu sınırları aşan, ölçülülük ilkesini ihlal eden veya devletin çevreyi koruma pozitif yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldıran yasal düzenlemeler Anayasa’ya aykırılık teşkil edecektir.

Uygulamada sokak hayvanları ve evcil hayvanlara ilişkin hukuki ihtilaflar; idare hukuku, medeni hukuk, borçlar hukuku ve ceza hukuku olmak üzere dört ana eksende toplanmaktadır. Mahkemelerin (özellikle Yargıtay ve Danıştay’ın) bu konulardaki yerleşik içtihatları, ihtilafların çözümünde belirleyici standartlar oluşturmuştur.

Uygulamada en sık karşılaşılan hukuki ihtilaflar ve mahkemelerin yaklaşımı şu şekildedir:

C-) Uygulamadaki Hukuki İhtilaflar

1. İdare Hukuku İhtilafları: Sokak Hayvanı Saldırıları ve Hizmet Kusuru

Sokak köpeklerinin vatandaşlara saldırması veya yola çıkarak trafik kazalarına sebebiyet vermesi, uygulamadaki en yaygın idari yargı uyuşmazlıklarındandır.

  • Dava Türü: İdare Mahkemelerinde açılan Tam Yargı (Maddi ve Manevi Tazminat) Davası.
  • Hukuki Dayanak: Anayasa m. 125 (İdarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödeme yükümlülüğü) ve 5199 sayılı Kanun.
  • Danıştay’ın Yaklaşımı (Hizmet Kusuru): Danıştay yerleşik içtihatlarında; sahipsiz hayvanların toplatılması, rehabilite edilmesi ve tehlike arz edenlerin barınaklarda tutulması görevinin Belediyelere ve Valiliklere (İl Çevre ve Orman Müdürlükleri) ait olduğunu vurgular. Bir sokak köpeği saldırısı gerçekleştiğinde idare, “köpeği bulamadık” veya “bütçemiz yoktu” gibi savunmalarla sorumluluktan kurtulamaz. İdarenin bu koruyucu tedbirleri almaması “hizmet kusuru” kabul edilir ve mağdurun maddi (tedavi masrafı, işgöremezlik vb.) ve manevi zararları idarece müştereken ve müteselsilen tazmin edilir.
  • Otoyol Kazaları: Hayvanların otoyola çıkması sonucu oluşan kazalarda ise sorumluluk ağına, yolu güvenli tutma yükümlülüğü nedeniyle Karayolları Genel Müdürlüğü de dahil edilmektedir.

2. Kat Mülkiyeti Hukuku İhtilafları: Apartmanda Evcil Hayvan Beslenmesi

Apartman veya sitelerde komşular arasında evcil hayvan (özellikle köpek) beslenmesi nedeniyle çıkan uyuşmazlıklar, Sulh Hukuk Mahkemelerinin en yoğun mesai harcadığı konulardandır.

  • Dava Türü: Hakimin Müdahalesi ve Hayvanın Tahliyesi Davası.
  • Yargıtay’ın Katı “Yönetim Planı” Kuralı: Yargıtay’ın bu konudaki içtihadı son derece nettir. Uyuşmazlıkta ilk bakılacak belge, tapuda kayıtlı olan Yönetim Planı’dır.
  • Eğer Yönetim Planında “Bağımsız bölümlerde kedi, köpek vb. hayvan beslenemez” şeklinde açık bir yasak varsa; hayvanın çevreye rahatsızlık verip vermediğine, havlayıp havlamadığına bakılmaksızın tahliyesine karar verilir.
  • Eğer Yönetim Planında böyle bir yasak yoksa, hayvanın tahliyesi ancak Kat Mülkiyeti Kanunu m. 18 uyarınca komşulara “tahammül edilemez boyutta” rahatsızlık vermesi (sürekli gürültü, koku, hijyen sorunu) ve bu durumun bilirkişi raporuyla ispatlanması halinde mümkündür.

3. Borçlar Hukuku İhtilafları: Sahipli Hayvanın Zarar Vermesi

Sahipli bir köpeğin bir insana veya başka bir hayvana saldırması durumunda ortaya çıkan tazminat talepleridir.

  • Hukuki Dayanak: Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 67 – Hayvan Bulunduranın Sorumluluğu.
  • Kusursuz Sorumluluk İlkesi: Bu sorumluluk türü bir “tehlike sorumluluğu” (kusursuz sorumluluk) halidir. Yargıtay uygulamasına göre, köpeğin sahibi (veya o an bakımını üstlenen kişi), köpeğin verdiği zararı tazmin etmek zorundadır. Hayvan sahibinin “benim suçum yok, aniden fırladı” demesi onu kurtarmaz. Sorumluluktan kurtulabilmesinin tek yolu, “kurtuluş kanıtı” getirmesidir; yani hayvanı tutmak ve gözetmek konusunda gerekli tüm özeni (tasma, ağızlık, sağlam çit vb.) gösterdiğini ispatlaması gerekir ki uygulamada bu ispat oldukça zordur.

4. Ceza Hukuku İhtilafları

Ceza hukuku boyutunda ihtilaflar iki farklı yönden ortaya çıkar:

  • Sahipli Hayvanın Taksirle Yaralamaya Sebep Olması: Sahipli bir köpeğin birini ısırması halinde, hayvan sahibi hakkında sadece tazminat davası açılmaz; aynı zamanda Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 89 uyarınca “Taksirle Yaralama” ve TCK m. 177 uyarınca “Hayvanın Tehlike Yaratabilecek Şekilde Serbest Bırakılması” suçlarından ceza davası açılır.
  • Hayvana Yönelik Şiddet ve Meşru Müdafaa Sınırı: 5199 sayılı Kanun’daki 2021 değişiklikleriyle hayvan öldürmek hapis cezasını gerektiren bir suçtur. Uygulamada en büyük ihtilaf, bir sokak köpeğini öldüren veya yaralayan kişinin “Bana/sürüme saldırdı, kendimi korudum” savunması yapmasıdır. Mahkemeler burada TCK m. 25 (Meşru Müdafaa) veya m. 27 (Zorunluluk Hali) şartlarının oluşup oluşmadığını inceler. Hayvanın fiili bir saldırısı yokken sırf “korktuğu için” veya orantısız bir güçle (örneğin uzaklaşan hayvana ateş ederek) hayvanı öldürenler, 5199 sayılı Kanun m. 28/A kapsamında hapis cezası almaktadır.

5. İdari Yaptırımların (Para Cezalarının) İptali İhtilafları

Vatandaşlar ile idare (Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü veya Belediyeler) arasında kesilen idari para cezalarına karşı Sulh Ceza Hakimliklerine yapılan itirazlardır.

  • Yasaklı Irk İhtilafları: Pitbull, Dogo Argentino gibi tehlike arz eden ırkları kayıt dışı besleyenlere kesilen yüksek idari para cezaları ve hayvanın elden alınarak barınağa götürülmesi (müsadere) işlemlerine karşı açılan davalardır.
  • Besleme Yapanlara Kesilen Cezalar: Sokak hayvanlarını besleyen gönüllülere, zaman zaman komşu şikayetleri üzerine idare tarafından “çevreyi kirletmek” (Kabahatler Kanunu) gerekçesiyle para cezası kesilmektedir. Sulh Ceza Hakimlikleri, besleme yapmanın 5199 sayılı Kanun kapsamında yasal bir hak olduğunu belirterek, ortada gerçek bir çevre kirliliği (çöp yığınları bırakma vb.) yoksa bu cezaları genellikle iptal etmektedir.

Özetle; uygulamadaki hukuki ihtilaflar, idarenin görev ihmalinden doğan tazminat yükleri ile mülkiyet/komşuluk hakları ve hayvanların yaşam hakkı arasındaki hassas dengenin mahkeme salonlarında sınanmasından ibarettir.

İlgili Yazılarımız

Kaynakça

Mevzuat

  • 1982 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Madde 13, 17, 35, 56, 90, 125)
  • 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu (Madde 28, 28/A)
  • 7332 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (Madde 67)
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (Madde 25, 27, 89, 177)
  • 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu (Madde 18)
  • 5326 sayılı Kabahatler Kanunu
  • Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi (Madde 12)

Yargı Kararları

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/21918, K. 2018/9278
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/19378, K. 2018/5863
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2016/961, K. 2017/5551
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2016/2125, K. 2017/6609