Duruşma ve Duruşmanın Sona Ermesi Kararları
Duruşma, iddianamenin kabulüyle başlayan “kovuşturma” evresinin en temel aşamasıdır. İddia makamı (savcı), savunma makamı (sanık ve avukatı) ve yargılama makamının (hakim/heyet) yüz yüze geldiği, delillerin doğrudan doğruya, sözlü ve kural olarak açık (aleni) bir şekilde tartışıldığı evredir.
Duruşmanın sona ermesi, mahkemenin “Artık bu dosyada toplanacak, okunacak ve tartışılacak hiçbir delil kalmamıştır, dosya karar vermeye (hüküm kurmaya) yeterli olgunluğa erişmiştir” tespitini yaptığı andır. CMK m. 225 uyarınca, hüküm ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurda tartışılmış delillere dayandırılabilir. Bu nedenle mahkeme, delillerin tartışılması bittikten sonra “araştırılacak başkaca bir husus kalmadığını” tutanağa geçirerek duruşmanın sona erdiğini açıklar ve ardından hüküm (CMK 223) aşamasına geçer.
Ceza Muhakemesi Kanunu 223. madde bir ceza davasının esastan veya usulden nasıl sonuçlandırılabileceğini düzenler. Ceza mahkemeleri, yargılama sonunda ancak CMK m. 223’te sayılan hüküm türlerinden birini (sui generis hükümler) verebilir.
İlgili maddenin içeriğine baktığımızda hakim;
- Beraat kararı
- Ceza verilmesine yer olmadığı kararı
- Mahkumiyet kararı
- Güvenlik tedbirlerine hükmedilmesi
- Davanın reddi kararı
- Davanın düşmesi kararlarından birine veya bazı durumlarda birkaçına hükmedebilir.
1. Beraat Kararı (CMK m. 223/2)
Sanığın işlemiş olduğu ileri sürülen suçu işlemediği veya sanığın fiilinin suç oluşturmadığının tespit edildiği hallerde verilir. Beraat kararı için kanunda 5 adet gerekçe öngörülmüştür:
- a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması: Fiil işlenmiştir ancak işlenen fiilin ceza kanunlarında bir karşılığı yoktur. Cezaların kanuniliği prensibi gereği kanunda suç olarak sayılmamış fiillere cezai hükmolunamaz.
- b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması: Fiil ceza kanunu uyarınca suçtur ancak sanığın bu suçu işlemediği kesin olarak kanıtlanmıştır.
- c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması: Fiil sanık tarafından işlenmiştir ancak manevi unsur (kast/taksir) oluşmamıştır. Ceza hukukunda bir fiilin “suç” olabilmesi için sadece dış dünyada bir değişiklik yapması yetmez; failin bu fiili ya bilerek ve isteyerek (kast) ya da dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak (taksir) işlemiş olması gerekir.
- d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması (Meşru müdafaa, kanunun hükmünü yerine getirme, hakkın kullanılması, ilgilinin rızası).
- e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması: Delil yetersizliği ile karşımıza çıkar. Burada şüpheden sanık yararlanır ilkesi beraat kararının temel kaynağıdır.
1.1 Beraat Kararında Yargıtay Uygulamaları
Yargıtay’ın beraat kararlarına (CMK m. 223/2) ilişkin yerleşik içtihatları, kararın sadece sonucuna değil; beraat gerekçesinin niteliğine, beraat nedenleri arasındaki hiyerarşiye ve sanığın hukuki yararına odaklanır. Yargıtay, “sanık sonuçta ceza almamış” diyerek dosyayı kapatmaz; beraatin hangi bentten verildiğini denetler. Yargıtay uygulamalarında beraat kararına yön veren 4 temel prensip vardır:
- a-) Beraat Gerekçesinin Temyizi ve “Hukuki Yarar”: Kural olarak lehine karar verilen taraf kararı temyiz edemez. Ancak Yargıtay, sanık beraat etmiş olsa bile kararı sadece gerekçesi yönünden temyiz etmesinde “hukuki yarar” görür. Sanık tarafından gerekçesi yönünden temyiz edilirse, Yargıtay dosyayı esastan inceler ve sanığı haklı bulursa beraat kararını daha lehe olan bende göre yeniden düzenler.
- b-) Beraat nedenleri arasındaki hiyerarşi: Yargıtay, CMK 223/2’deki bentlerin (a, b, c, d, e) kanun koyucu tarafından rastgele sıralanmadığını, aralarında mutlak bir inceleme sırası ve hiyerarşi olduğunu kabul eder. Bu sıra ve hiyerarşiye uyulmadan verilen kararları Yargıtay düzeltir.
- c-) “Derhal Beraat” kuralı: CMK 223/9 uyarınca; derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Ancak bu kuralın sınırı vardır. Yargıtay derhal beraat kararı verebilmek için delil takdiri, tanık dinleme veya uzun bir yargılama gerekiyorsa bu kuralı işletmez; şartları oluşmuşsa derhal düşme kararı verilmesi gerektiğini belirtir.
- d-) Şüpheden sanık yararlanır ilkesi: Yargıtay uygulamasında beraat, sanığın lekelenmeme hakkını doğrudan etkileyen teknik bir statüdür. Bu nedenle avukatların, müvekkilleri beraat etmiş olsa dahi kararın gerekçesini (hangi bentten verildiğini) kontrol etmeleri ve aleyhe bir durum varsa (örneğin (a) yerine (e) verilmişse) gerekçe yönünden temyiz/istinaf yoluna başvurmaları büyük pratik önem taşır.
2. Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı (CMK m. 223/3 ve 4)
Bu karar, fiilin suç teşkil etmeye devam ettiği ancak faildeki bir özellik veya olaydaki özel bir durum nedeniyle faile ceza verilemediği hallerde uygulanır. İkiye ayrılır:
- Kusurluluğu Ortadan Kaldıran Nedenler (CMK m. 223/3): Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik, geçici nedenler, alkol/uyuşturucu etkisinde olma, hukuka aykırı ve bağlayıcı emrin yerine getirilmesi, zorunluluk hali, cebir/tehdit veya meşru savunmada sınırın heyecan/korku/telaşla aşılması halleridir. Yargıtay, bu hallerde CMK 223/3-a maddesinin hükümde açıkça gösterilmemesini eksiklik saysa da, mahallinde giderilebilir maddi hata olarak değerlendirip kararları onamaktadır.
- Cezasızlık Nedenleri (CMK m. 223/4): Etkin pişmanlık, şahsi cezasızlık sebebinin varlığı, karşılıklı hakaret veya işlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı (örn: malın değerinin az olması) hallerinde verilir.
3. Mahkûmiyet Kararı (CMK m. 223/5)
Yüklenen suçu sanığın işlediğinin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle sabit olması halinde verilir. Mahkûmiyet kararı hapis cezası olabileceği gibi adli para cezası da olabilir. Mahkumiyet hükmüyle yakından ilişkili olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunu ise Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Nedir, Nasıl İşler? yazımızda ayrıntılı olarak incelemiştik.
4. Güvenlik Tedbirine Hükmedilmesi (CMK m. 223/6)
Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması şartıyla, belli bir cezaya mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine (örn: eşya müsaderesi, hak yoksunluğu, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri) hükmedilebilir.
5. Davanın Reddi Kararı (CMK m. 223/7)
Aynı sanık için, aynı fiil nedeniyle önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa (Ne bis in idem – aynı fiilden dolayı iki kez yargılama olmaz ilkesi), sonradan açılan davanın reddine karar verilir.
6. Davanın Düşmesi Kararı (CMK m. 223/8)
Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen düşme sebeplerinin (sanığın ölümü, genel af, dava zamanaşımı, şikayetten vazgeçme) varlığı veya soruşturma/kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde verilir.
6.1 Davanın Düşmesi Kararında Yargıtay Uygulamaları
Dava açma sürelerine uyulmaması da bir düşme nedenidir. Örneğin, Basın Kanununda öngörülen hak düşürücü dava açma süresinden sonra açılan kamu davalarında Yargıtay, CMK 223/8 uyarınca verilen düşme kararlarını hukuka uygun bularak onamaktadır.
Beraat Kararı ve Mahkumiyet Kararı Arasındaki Fark
Mahkûmiyet kararı devletin cezalandırma yetkisinin (ius puniendi) fail üzerinde vücut bulduğu, hürriyeti bağlayıcı veya mali yaptırımlar içeren bir sonuçtur. Beraat kararı ise isnat edilen suçlamanın düşürülerek kişinin masumiyetinin hukuken tescil edilmesi ve devletin haksız yargılama pratiğinin mali/hukuki sonuçlarına katlanmasıdır. Yani yargı organı bir kişi hakkında yanlış bir hüküm verdiyse maddi/manevi tazminatını ödemek; avukatlık ücretini ve mahkeme masraflarını hazineden ödemekle sorumludur.
İlgili Yazılarımız
- Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Nedir, Nasıl İşler?
- CMK 100: Tutuklama Nedenleri ve Şartları
- CMK 147: İfade ve Sorgu Esnasında Müdafi Yardımından Yararlanma Hakkı
Kaynakça
Mevzuat
- Ceza Muhakemesi Kanunu, Kanun No: 5271, Kabul Tarihi: 4.12.2004, RG 17.12.2004-25673 (özellikle m. 223 ve 225)
- Türk Ceza Kanunu, Kanun No: 5237, Kabul Tarihi: 26.9.2004, RG 12.10.2004-25611
- Basın Kanunu, Kanun No: 5187, Kabul Tarihi: 9.6.2004, RG 26.6.2004-25504
Yargı Kararları
- Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2015/6332, K. 2016/166 (Dava açma süresine uyulmaması nedeniyle düşme kararı verilmesi)
- Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2015/6274, K. 2016/996 (Dava açma süresine uyulmaması nedeniyle düşme kararı verilmesi)
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2015/16611, K. 2015/30633 (Ceza verilmesine yer olmadığı kararlarında kanun maddesinin eksik gösterilmesinin maddi hata sayılması)
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2015/25144, K. 2016/5133 (Ceza verilmesine yer olmadığı kararlarında kanun maddesinin eksik gösterilmesinin maddi hata sayılması)
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2015/8940, K. 2016/2648 (Beraat gerekçesinin yanlış bende dayandırılması; taksirin bulunmaması ile suçun yasal unsurlarının oluşmaması arasındaki fark)
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2015/11054, K. 2017/4898 (Beraat nedenleri arasındaki hiyerarşi; suç işleme kastı yokken delil yetersizliğinden beraat verilemeyeceği)
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2016/11698, K. 2017/6859 (Beraat eden sanığa ödenecek manevi tazminatın hak ve nesafet kurallarına göre belirlenmesi)
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2016/1733, K. 2017/6058 (Maddi tazminatın asgari ücret veya ispatlanan gerçek gelir üzerinden hesaplanması ve manevi tazminat kriterleri)
- Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2016/5430, K. 2018/7303 (Duruşmanın amacı, delillerin yüz yüze tartışılması ve maddi gerçeğe ulaşma felsefesi)
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2016/10826, K. 2017/4565 (Hükümden önce son sözün bizzat sanığa verilmesinin zorunluluğu ve savunma hakkının kısıtlanması yasağı)
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2016/14343, K. 2017/8137 (Müdafii bulunsa dahi son sözün sanığa sorulması gerektiği, aksi durumun mutlak bozma nedeni olduğu)