Tarafların Duruşmaya Gelmemesi Halinde Dosyanın İşlemden Kaldırılması

Usul ekonomisi ilkesinin bir yansıması olarak 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 150. maddesinde dosyanın işlemden kaldırılması kurumu düzenlenmiştir. Uyuşmazlığı başlatmakta ve bitirmekte olduğu gibi uyuşmazlığı sürdürmekte de davanın tarafları yargılamanın akıbetini tayin eden belirleyici öznelerdir. Söz konusu usul hukuku müessesesi tarafların davayı takip etme iradelerinin kesintiye uğraması durumunda derdestlik statüsünün askıya alınmasına ve belirli koşullar altında davanın açılmamış sayılmasına sebep olmaktadır. Bu müessese, takip edilmeyen davaların mahkemeler üzerinde yük oluşturmasını engellerken; taraflara davayı yenileme imkânı tanıyan dosyanın bir süreliğine işlemden kaldırılması usulünü de bünyesinde barındırmaktadır. Mahkemece tesis edilen dosyanın işlemden kaldırılması kararı açıklayıcı niteliktedir.

Dosyanın İşlemden Kaldırılmasını Gerektiren Haller Nelerdir?

Dosyanın işlemden kaldırılmasını gerektiren haller HMK’nın “Tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması” kenar başlıklı 150. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre ilk olarak tarafların usulüne uygun şekilde duruşmaya davet edilmiş olması gerekmektedir [1]. Bu bağlamda usulüne uygun şekilde duruşmaya davet edilmeyen taraflardan duruşma günü ve saatini mahkeme kaleminden veya UYAP üzerinden öğrenmeleri beklenememektedir [2]. Söz konusu usulüne uygun davete rağmen tarafların duruşmaya gelmemeleri veya duruşmaya gelmelerine karşın davayı takip etmeyeceklerini bildirmeleri durumunda dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmektedir. Usulüne uygun biçimde duruşmaya davet edilen taraflardan yalnız birinin duruşmaya katılmaması durumunda ise duruşmaya katılan tarafın talebi üzerine mahkeme dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verebilir. Duruşmaya davete ilişkin tebligatların elektronik ortamda yapılmasını ise E-Tebligat Rehberi yazımızda ayrıntılı olarak incelemiştik.

Taraf vekillerinin geçerli bir mazeret bulunmaksızın duruşmaya katılmamaları durumunda da dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilebilmektedir [3]. Sunulan bir mazeretin geçerli olup olmadığı mahkemenin takdir yetkisi dahilindedir. Söz konusu takdir yetkisi keyfi olarak kullanılamamakta ve belirli usuli güvencelere tabi bulunmaktadır. Vekilin mazeret dilekçesini geç göndermesi [4], belgesiz veya soyut mazeretler sunulması gibi durumlarda mahkemenin mazereti geçerli kabul etmemesi mümkün görülmektedir.

Kural olarak mahkemenin, bir duruşmayı ertelerken bir sonraki duruşmanın gün ve saatini tutanağa yazması gerekmektedir. Bu gereklilik HMK m. 154/3-a bendinde açıkça düzenlenmiş olup tarafların yargılama takviminden haberdar edilmesi yükümlülüğünün yasal dayanağını teşkil etmektedir. Ancak yargılamanın doğası gereği bazı durumlarda bir sonraki işlemin ne zaman gerçekleşeceği öngörülememektedir. Bu gibi durumlarda mahkeme, duruşma tutanağına net bir tarih yazmak yerine duruşma gününün talep halinde tayinine şeklinde ara karar kurmaktadır. Bekletici mesele yapılan dosyalar, yurt dışı tebligat ve istinabe işlemleri, hâkimin reddi, uzun süreli idari işlemlerin beklenmesi gibi durumlarda gündeme gelebilen bu uygulama, HMK’nın 150. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen özel takipsizlik rejiminin uygulama alanına girmektedir. Duruşma gününün tarafların müracaatına bırakıldığı bu istisnai hallerde, yargılamanın belirsiz bir süreyle askıda kalmasını engellemek amacıyla taraflara bir aylık bir süre tanımaktadır. Buna göre; son işlem tarihinden itibaren bir ay içerisinde taraflardan herhangi biri duruşma gününün tayini için mahkemeye müracaat etmezse dosya re’sen işlemden kaldırılacaktır. Ancak vurgulamak gerekir ki; bu müessese mahkemenin re’sen harekete geçmekle yükümlü olduğu durumlarda uygulama alanı bulamamaktadır. Yargıtay’ın bozma ilamı sonrasında dosyanın mahkemesine dönmesi gibi durumlarda tarafların başvurusu beklenmeksizin taraflara davetiye çıkarılması mahkemenin usuli bir ödevi olduğundan mahkemenin re’sen duruşma günü tayin ederek tarafları çağırması gereken bu tip hâllerde, tarafların başvuru yapmadığından bahisle dosyanın işlemden kaldırılması usul ve yasaya aykırılık teşkil edecektir.

Dava değerinin dava dilekçesinde gösterilen miktardan fazla olduğu kimi zaman yargılamanın ilerleyen safhalarında saptanabilmektedir. Bu durumda mahkemece eksik harcın tamamlanması için kesin süre verilmektedir. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun emredici hükümleri uyarınca süresi içinde harcı ödenmeyen işlem yapılamayacağından dosya HMK m. 150’nin sert usuli mekanizmasıyla karşı karşıya kalmakta ve yine dosyanın işlemden kaldırılması söz konusu olmaktadır [5].

Davanın Yenilenmesi

Dosyanın işlemden kaldırılması durumunda davanın yenilenmesi için kanunda 3 aylık bir süre öngörülmektedir. Söz konusu 3 aylık süre dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlamaktadır. Süresi içinde davanın taraflarından herhangi biri davanın yenilenmesini mahkemeden talep edebilir. Bu durumda mahkemece yeni bir duruşma günü ve saati tayin edilmektedir. Tayin edilen yeni duruşma gün ve saati yenileme dilekçesi ile birlikte taraflara tebliğ edilmektedir [6].

Yenileme talebinin dosyanın işlemden kaldırılmasından itibaren 1 ay içinde mahkemeye sunulması hâlinde talepte bulunan tarafın dosyanın yenilenmesi için harç ödemesi gerekmemektedir. Ancak söz konusu talebin dosya işlemden kaldırıldıktan 1 ay sonra ve davanın yenilenebileceği 3 aylık süre içinde sunulması hâlinde mahkemenin davanın yenilenmesine ve yeni bir duruşma günü tayin edilmesine karar verebilmesi için tekrardan harç ödemesi gerekmektedir. Yenileme talebinin yanında ödenmesi gereken harcın ödenmemesi hâlinde mahkemece harcın ödenmesi için kesin süre verilmektedir.

Dosyanın İşlemden Kaldırılması ile Davanın Açılmamış Sayılması Arasındaki Fark Nedir?

Bu iki kavram sıklıkla birbirine karıştırılsa da usuli sonuçları itibarıyla tamamen farklıdır. Dosyanın işlemden kaldırılması, davanın derdestliğini (görülmekte olma vasfını) sona erdirmemekte; yalnızca yargılamayı geçici bir süreliğine durdurmaktadır. Davanın açılmamış sayılması ise, işlemden kaldırılan dosyanın yasal süresi içinde yenilenmemesi neticesinde davanın usulden, kesin olarak sona ermesini ifade etmektedir [7]. Bu bağlamda işlemden kaldırmanın bir bekleme aşaması, açılmamış sayılmanın ise bu aşamanın nihai yaptırımı olduğu anlaşılmaktadır.

Davanın Açılmamış Sayılmasına Karar Verilmesi ve Sonuçları Nelerdir?

İşlemden kaldırılan dosyada süresi içinde yenileme talebinde bulunulmaması veya davanın yenilenmesi için ödenmesi gereken harcın ödenmemesi durumunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmektedir. Basit yargılama usulüne göre yürütülen davalarda iki kez; yazılı yargılama usulünde ise üç kez davanın takipsiz bırakılması hâlinde açılmamış sayılmasına karar verilmektedir [8].

Davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi durumunda davanın açılması ile doğmuş olan derdestlik durumu ortadan kalkmaktadır. Buna bağlı olarak kesilen zamanaşımı süresi işlemeye devam etmektedir [9]. Benzer şekilde hak düşürücü süre bakımından da dava açılması ile ortaya çıkan koruma sona ermektedir. Bunun yanında davanın açılmamış sayılması ile dava şartlarının ve davanın esasının davanın açıldığı tarihe göre incelenmesi gerekliliği ortadan kalkmaktadır. Davanın açılmasıyla gündeme gelen iddia ve savunmaların değiştirilmesi ve genişletilmesi yasakları da davanın açılmamış sayılması kararıyla önemini yitirmektedir. Hak kaybını önlemek amacıyla tesis edilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz gibi geçici hukuki korumaların sağladığı koruma etkisi, asıl davanın açılmamış sayılmasıyla birlikte sona ermektedir.

Açılmamış sayılmasına karar verilen davada karşı taraf (davalı) kendisini vekille temsil ettirmişse, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin (“AAÜT”) 7. maddesi uyarınca davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmektedir. Hükmedilecek olan vekalet ücretinin miktarı ise davanın açılmamış sayılmasına ön incelemeden önce veya sonra karar verildiğine göre değişiklik göstermektedir. Ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar davanın açılmamış sayılması kararı verilmesi durumunda AAÜT’de yazılı ücretin yarısına, ön inceleme tutanağının imzalanmasından sonra karar verilmesi durumunda tamamına hükmolunmaktadır [10].

İlgili Yazılarımız

Kaynakça

Mevzuat

  • Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 12 Ocak 2011 Tarih ve 6100 Sayılı (Resmî Gazete, 4 Şubat 2011 Sayı 27836)
  • Harçlar Kanunu, 2 Temmuz 1964 Tarih ve 492 Sayılı (Resmî Gazete, 17 Temmuz 1964 Sayı 11756)
  • Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, (Resmî Gazete, 4 Kasım 2025 Sayı 33067)

Yargı Kararları

  • [1] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 16 Kasım 2015 Tarih, E. 2015/17153, K. 2015/28184
  • [2] Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 29 Mart 2023 Tarih, E. 2023/1289, K. 2023/1277
  • [3] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 1 Aralık 2015 Tarih, E. 2015/23447, K. 2015/22716
  • [4] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 23 Mart 2016 Tarih, E. 2015/14398, K. 2016/5771
  • [5] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 16 Şubat 2021 Tarih, E. 2020/2781, K. 2021/1280
  • [6] Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 14 Nisan 2015 Tarih, E. 2015/7918, K. 2015/7219
  • [7] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 11 Aralık 2024 Tarih, E. 2024/719, K. 2024/703
  • [8] Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 6 Aralık 2022 Tarih, E. 2021/25555, K. 2022/16256
  • [9] Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 15 Mayıs 2018 Tarih, E. 2015/32070, K. 2018/11933
  • [10] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 25 Ekim 2016 Tarih, E. 2016/11885, K. 2016/8382