KHK Serisi (375, 696): KHK ile İhraç Edilenlerin Göreve İade Süreci ve Özlük Hakları

Türkiye’de Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde ve sonrasında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK), idare hukuku ve kamu personeli rejimi açısından eşi benzeri görülmemiş hukuki süreçleri beraberinde getirmiştir. 667 sayılı KHK ile başlayan doğrudan ihraç dalgaları, 696 sayılı KHK gibi kamu kurumlarının yapısını ve taşeron işçi statülerini kökten değiştiren düzenlemelerle devam etmiş; OHAL’in kalkmasının ardından ise 375 sayılı KHK’ya eklenen Geçici 35. Madde ile ihraç usulü belirli bir süre daha idarelerin yetkisine bırakılmıştır.

Bu yazımızda, KHK veya KHK’nın verdiği yetkiye dayanılarak tesis edilen idari işlemlerle kamu görevinden çıkarılan personelin göreve iade süreci, atama işlemleri ve geçmişe dönük özlük haklarının hukuki akıbetini güncel yargı içtihatları ışığında inceliyoruz. Özel sektör çalışanları yönünden haksız fesih ve işten çıkış kodu mağduriyetlerini ise Haksız İşten Çıkarma ve “Kod 46” Mağduriyeti yazımızda ayrıntılı olarak incelemiştik.

1. Göreve İade Sürecinde İşletilecek Hukuki Yollar

KHK ile ihraç edilenlerin hukuki arayış süreci, ihracın türüne göre ikiye ayrılmaktadır:

Doğrudan KHK Listeleriyle İhraç Edilenler: Bu kişiler için ilk başvuru mercii OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu idi. Komisyonun Ocak 2023 itibarıyla görev süresini tamamlayarak kapanmasının ardından, devredilen dosyalar ve yeni ortaya çıkan hukuki durumlara ilişkin başvurular, ilgilinin en son görev yaptığı kurumun bağlı olduğu Bakanlık veya ilgili kurullar tarafından karara bağlanmaktadır. Bu ret kararlarına karşı, yetkilendirilmiş Ankara İdare Mahkemelerinde 60 gün içinde iptal davası açılması zorunludur.

375 Sayılı KHK Geçici Madde 35 Kapsamında İhraç Edilenler: OHAL sonrası dönemde, doğrudan KHK listesiyle değil, kurumun en üst amirinin (Bakan onayı vb.) kararıyla ihraç edilen kamu görevlileri, OHAL Komisyonu’na gitmeksizin doğrudan işlemi tesis eden idareye karşı genel yetkili İdare Mahkemelerinde iptal davası açmalıdır.

Derinlemesine Not: Bu süreçte “yetkili mahkeme” ayrımı hayati önem taşır. KHK listesiyle ihraçlarda Ankara İdare Mahkemeleri münhasır (özel) yetkiliyken, 375 sayılı KHK kapsamındaki ihraçlarda davanın, personelin son görev yaptığı yerdeki idare mahkemesinde açılması gerekir. Yanlış mahkemede dava açılması süreçte ciddi zaman kayıplarına yol açabilmektedir.

2. Göreve İade Kararı Sonrası Atama İşlemleri

İdari yargıdan iptal kararı alan veya idari yoldan göreve iadesine karar verilen personelin atama süreci, 7075 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat çerçevesinde yürütülür. Kural olarak, göreve iade edilen kamu görevlisi eski kadrosuna ve unvanına uygun şekilde atanır. Ancak mevzuatta bazı istisnalar öngörülmüştür:

  • TSK, Emniyet ve Dışişleri Personeli: Milli güvenlikle doğrudan ilgili bu kurumlardan ihraç edilip iade kararı alan personelin bir kısmı, eski aktif görevleri yerine kurulan “Araştırma Merkezlerine” (örneğin, Milli Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı bünyesindeki araştırma merkezleri) araştırmacı unvanıyla atanabilmektedir.
  • Akademisyenler (Barış Akademisyenleri vb.): Üniversitelerden ihraç edilen ve iade kararı alan akademisyenlerin, Ankara, İstanbul ve İzmir dışındaki üniversitelere atanmasını öngören kural, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Güncel durumda, iade edilen akademisyenlerin eski üniversitelerine dönmesinin önü açılmıştır.

Ek Bilgi: Atama sürecinde idarenin 30 günlük bir uygulama süresi vardır. İptal kararının idareye tebliğinden itibaren en geç 30 gün içinde atama işleminin yapılması gerekir. Bu süre aşılırsa “kararın uygulanmaması” nedeniyle idarenin hukuki ve mali sorumluluğu doğacaktır.

3. Geçmişe Dönük Mali ve Özlük Hakların İadesi

Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası amirdir: “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” Göreve iade kararı, hukuka aykırı olan ihraç işlemini geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırır. Bu nedenle, kamu görevlisi hiç ihraç edilmemiş gibi kabul edilir. İade edilen personele;

  • İhraçta geçen süreye ilişkin tüm maaşları, ek göstergeleri, ikramiyeleri ve döner sermaye payları (sabit olanlar) toplu olarak ödenir.
  • Bu süreler, personelin derece ve kademe ilerlemesinde (terfi) değerlendirilir.
  • Emekli Sandığı / SGK primleri idare tarafından geriye dönük olarak yatırılır.

Hukuki Detay: Özlük hakları sadece maaşla sınırlı değildir. Personelin ihraçta geçen sürede hak kazandığı yıllık izinlerin durumu, unvan değişikliği sınavlarına katılım hakları ve varsa lojman puanı gibi yan haklar da “eski hale iade” prensibi gereği hesaplanmalı ve personelin dosyasına işlenmelidir.

4. İki Kritik Hukuki Tartışma: Yasal Faiz ve Mahsup İşlemi

Göreve iade süreçlerinde idare ile personeli en çok karşı karşıya getiren iki temel uyuşmazlık bulunmaktadır:

A. Yasal Faiz Talebi

İdareler, göreve iade edilen personele geçmiş maaşlarını toplu olarak öderken genellikle yasal faiz işletmekten kaçınmaktadır. Ancak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu ve Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarına göre; enflasyonist ortamda paranın değer kaybının telafi edilmesi mülkiyet hakkının bir gereğidir. Bu nedenle, ödenmeyen maaşların, her bir maaşın muaccel olduğu (ödenmesi gereken) tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi hukuki bir zorunluluktur. İdare faiz ödemezse, bu durum ayrıca bir tam yargı (tazminat) davasına konu edilmelidir.

B. Özel Sektör Gelirlerinin Mahsubu (Kesilmesi)

Geçmiş yıllarda idareler, göreve iade edilen personelin ihraçta kaldığı süre boyunca hayatta kalabilmek için özel sektörde çalışarak elde ettiği SGK’lı gelirleri, geriye dönük ödenecek toplu maaştan “mahsup ediyor” (kesiyordu). Ancak Anayasa Mahkemesi, bu uygulamanın yasal dayanağı olmadığına ve kişinin çalışma hürriyeti ile mülkiyet hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. Güncel hukuki durumda; ihraç döneminde özel sektörde çalışılarak elde edilen gelirler, devletin ödeyeceği geriye dönük maaşlardan mahsup edilemez.

Önemli Hatırlatma: Mahsup yasağı konusundaki AYM kararı, sadece haksızlığın giderilmesi değil, aynı zamanda mülkiyet hakkının korunması adına devrim niteliğindedir. Eğer idare hala bu kesintiyi yapıyorsa, personelin tebliğden itibaren süresini geçirmeden dava açması şarttır.

Sonuç ve Pratik Hukuki Notlar

KHK ile ihraç ve göreve iade süreçleri, standart bir idari davadan çok daha karmaşık usul kurallarına tabidir. Göreve iade kararı alınması sürecin sadece bir aşamasıdır; sonrasında mali hakların eksiksiz tesisi, faiz taleplerinin reddi halinde süresi içinde (60 gün) tam yargı davası açılması ve atama işleminin hukuka uygunluğunun denetlenmesi gerekmektedir.

Özellikle 375 sayılı KHK Geçici Madde 35 kapsamında tesis edilen işlemlerde ve OHAL Komisyonu sonrası devredilen dosyalarda, hak kayıplarının önüne geçilebilmesi için dava dilekçelerinde “yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi” talebinin açıkça ve spesifik olarak vurgulanması büyük önem taşımaktadır.

İlgili Yazılarımız

Kaynakça

Mevzuat

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası. T.C. Resmî Gazete, 17863 Mükerrer, 9 Kasım 1982.
  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu. T.C. Resmî Gazete, 17580, 20 Ocak 1982.
  • 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (Geçici Madde 35 Ek: 25/7/2018-7145/26 md.). T.C. Resmî Gazete, 20211 Mükerrer, 30 Haziran 1989.
  • 7075 sayılı OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında KHK’nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun. T.C. Resmî Gazete, 30354 Mükerrer, 8 Mart 2018.

Yargı Kararları

  • Anayasa Mahkemesi Kararı: Akademisyenlerin eski kurumlarına dönüşü ve 7075 sayılı Kanun m. 10/1’e ilişkin iptal kararı.
  • Anayasa Mahkemesi Kararı: (Özel sektör gelirlerinin mahsubu ve mülkiyet hakkı ihlali hakkında) Genel Kurul Kararı, B. No: 2018/3189, 15/12/2021.
  • Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK): Göreve iade süreçlerinde “yasal faiz” ve “tam yargı” taleplerine ilişkin yerleşik içtihat birleştirme niteliğindeki kararlar.