Bir ticaret şirketinin kuruluş sözleşmesi, anonim şirketler için “esas sözleşme”; limited, kollektif ve adi komandit şirketler için ise “şirket sözleşmesi” ile düzenlenmiştir. Hukuki niteliği itibarıyla kurucu iradelerin birleşmesiyle oluşan ve ticaret siciline tescil ile birlikte üçüncü kişilere karşı da hüküm ifade eden objektif bir statü belgesidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), sermaye şirketlerinin makroekonomik etkilerini ve alacaklıların korunması ihtiyacını gözeterek, bu kurucu metinlerin içeriğini ve sınırlarını kesin kurallara bağlamıştır.
Aşağıda, anonim ve limited şirket kuruluş sözleşmelerinin hukuki çerçevesi, TTK m. 339, 340, 576 ve 577 hükümleri ile Yargıtay içtihatları ekseninde teknik ve dogmatik boyutuyla incelenmektedir.
1. Anonim Şirketlerde Esas Sözleşme ve Tip Zorlaması (TTK m. 339 – 340)
Anonim şirketler, sermaye unsurunun mutlak hakim olduğu şirket türleridir. Bu doğrultuda kanun koyucu, anonim şirket esas sözleşmelerini sıkı bir şekil ve içerik denetimine tabi tutmuştur. Anonim şirketlerde esas sözleşme, Türk Ticaret Kanunu (TTK) kapsamında sıkı şekil şartlarına ve emredici hükümlere tabi olan bir “kuruluş sözleşmesi” niteliğindedir. Bu nedenle borçlar hukukundaki genel sözleşme serbestisinden farklı olarak, esas sözleşme içeriğinde ve yapısında belirgin bir tip zorlaması ve içerik sınırlaması mevcuttur.
A. Kanuni Zorunlu İçerik (TTK m. 339)
Bir anonim şirket esas sözleşmesinde bulunması zorunlu olan asgari unsurları TTK m. 339’da tahdidi (sınırlı) olarak düzenlenmiştir. Bu unsurlardan en kritik öneme haiz olanlar şunlardır:
- Kimlik ve Merkez: Şirketin ticaret unvanı ve merkezinin bulunacağı yer.
- Faaliyet Alanı: Şirketin işletme konusu (esaslı noktaları belirtilmiş ve tanımlanmış şekilde).
- Sermaye Yapısı: Şirketin esas sermayesi ile her payın itibari değeri, payların ödenme şekli ve şartları.
- Pay Senetleri ve İmtiyazlar: Pay senetlerinin nama veya hamiline yazılı olacakları; belirli paylara tanınan imtiyazlar; devir sınırlamaları.
- Ayni Sermaye: Paradan başka sermaye konuluyorsa bunların değerleri; kurulurken devralınacak işletmeler ve ayınlar ile şirket kurucularına veya diğer kişilere sağlanacak menfaatler.
- Yönetim ve Temsil: Yönetim kurulu üyelerinin sayıları, bunlardan şirketi temsile yetkili olanlar.
- Genel Kurul: Genel kurulların toplantıya nasıl çağrılacakları ve oy hakları.
- Süre ve İlan: Şirket bir süre ile sınırlandırılmışsa bu süre ve şirkete ait ilanların nasıl yapılacağı.
Bu unsurlardan herhangi birinin eksikliği, şirketin kuruluş aşamasında tescil talebinin reddine yol açar. Uygulamada özellikle “şirket merkezi” ve “toplantı yeri” hususları hukuki ihtilaflara konu olmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin içtihatlarında açıkça vurgulandığı üzere; şirket merkezinin hangi ticaret sicil müdürlüğünün yetki çevresinde olduğu şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Ayrıca, genel kurul toplantılarının şirket merkezinin bulunduğu mülki idare sınırları dışında yapılabilmesi, ancak bu hususun esas sözleşmede sarih bir şekilde düzenlenmesiyle hukuken geçerli kabul edilmektedir.
B. Emredici Hükümler İlkesi (TTK m. 340)
Anonim şirketler hukukunun temel sınırı TTK m. 340’ta düzenlenen “Emredici Hükümler İlkesi”dir. İlgili hüküm uyarınca; esas sözleşme, TTK’nın anonim şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak kanunda buna açıkça izin verilmişse sapabilir. Diğer kanunların, öngörülmesine izin verdiği tamamlayıcı esas sözleşme hükümleri o kanuna özgülenmiş olarak hüküm doğururlar. Kurucuların irade özerkliği, kanunun emredici normları ile sınırlandırılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararlarında istikrarla belirtildiği üzere; anonim şirketin temel yapısına uymayan, sermayenin korunması ilkesini ihlal eden veya kanunun emredici normlarına aykırı olan esas sözleşme hükümleri mutlak butlanla batıldır. Bu tür batıl hükümlere dayanılarak alınan organ kararları da hukuken geçersizdir.
2. Limited Şirketlerde Şirket Sözleşmesi ve İrade Özerkliği (TTK m. 576 – 577)
Limited şirketler, sermaye şirketi niteliği taşımakla birlikte ortakların kişisel özelliklerinin de önem arz ettiği yapılardır. Bu ikili yapı sebebiyle TTK, limited şirket sözleşmelerinde ortaklara nispeten daha geniş bir düzenleme serbestisi tanımıştır. Limited şirket ortaklarının ve müdürlerinin kamu borçlarından doğan sorumluluğunu ise Limited Şirket Kamu Borçlarından Ortakların ve Müdürlerin Sorumluluğu yazımızda ayrıntılı olarak incelemiştik.
A. Zorunlu Unsurlar (TTK m. 576)
Limited şirketler için TTK’nın 576. maddesi uyarınca şirket sözleşmesinde aşağıdaki kayıtların açıkça yer alması zorunludur:
- Şirketin ticaret unvanı ve merkezinin bulunduğu yer.
- Şirketin işletme konusu (esaslı noktaları belirtilmiş ve tanımlanmış şekilde).
- Esas sermayenin itibari tutarı, esas sermaye paylarının sayısı, itibari değerleri, varsa imtiyazlar, esas sermaye paylarının grupları.
- Müdürlerin adları, soyadları, unvanları, vatandaşlıkları.
- Şirket tarafından yapılacak ilanların şekli.
B. Sözleşmeye Derç Edilmesi Zorunlu İhtiyari Kayıtlar (TTK m. 577)
Limited şirket sözleşmelerinin hukuki mimarisindeki en kritik düzenleme TTK m. 577’dir. Kanun koyucu, ortaklık ilişkisini doğrudan etkileyen bazı özel hak ve yükümlülüklerin geçerliliğini, bunların şirket sözleşmesinde açıkça öngörülmesi şartına bağlamıştır. Sözleşmede yer almadığı sürece bu hususlar şirketler hukuku bağlamında ileri sürülemez. İlgili kayıtlar şunlardır:
- Ek Ödeme ve Yan Edim Yükümlülükleri: Ortakların, taahhüt ettikleri sermaye payı dışında şirkete nakit sağlama (ek ödeme) veya belirli bir hizmeti ifa etme (yan edim) yükümlülükleri.
- Pay Devri Kısıtlamaları: Limited şirketlerde pay devri kural olarak genel kurul onayına tabidir. Ancak ortaklar, pay devrini tamamen yasaklayabilir veya kanuni şartlardan daha ağır koşullara bağlayabilirler.
- Özel Haklar: Ortaklara tanınan önalım (şufa), alım (iştira) ve geri alım (vefa) hakları ile rekabet yasağının kapsamı.
- Ağırlaştırılmış Nisaplar: Kanunda öngörülen karar nisaplarını ağırlaştıran özel düzenlemeler.
Bu hususların şirket sözleşmesine derç edilmesi, onlara kurumsal bir etki kazandırır ve üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilmesini sağlar.
3. Kollektif Şirketlerde Şirket Sözleşmesi
Şahıs şirketlerinden olan kollektif şirketlerin kuruluşu TTK’nın 211. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TTK’nın 212. maddesi uyarınca kollektif şirket sözleşmesinin yazılı şekle tabi olması ve kurucuların imzalarının noterce onaylanması veya ticaret sicili müdürü huzurunda imzalanması şarttır. Sözleşmede bulunması zorunlu kayıtlar şunlardır:
- Ortakların adları ve soyadları, yerleşim yerleri ve vatandaşlıkları.
- Şirketin kollektif olduğu hususu.
- Şirketin ticaret unvanı ve merkezi.
- Şirketin işletme konusu (Esaslı noktaları belirtilmiş ve tanımlanmış bir şekilde)
- Her ortağın sermaye olarak koymayı taahhüt ettiği para miktarı; para dışındaki sermayenin değeri ve bu değerin ne suretle biçilmiş olduğu; kişisel emek sermaye olarak konulmuşsa bu emeğin niteliği ve kapsamı.
- Şirketi temsile yetkili kimselerin ad ve soyadları ile temsil yetkisinin kullanılma şekli.
4. Komandit Şirketlerde Şirket Sözleşmesi
Komandit şirketler, adi komandit ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket olmak üzere iki alt türe ayrılır ve sözleşme yapıları buna göre farklılık gösterir:
Adi Komandit Şirket: TTK’nın 305. maddesi uyarınca adi komandit şirketlerin sözleşmelerinde, kollektif şirket sözleşmesinde bulunması zorunlu olan unsurlara ek olarak, hangi ortakların “komandite” (sorumluluğu sınırsız) ve hangi ortakların “komanditer” (sorumluluğu sınırlı) olduğunun açıkça belirtilmesi zorunludur. Ayrıca komanditer ortakların koydukları veya koymayı taahhüt ettikleri sermaye miktarı sözleşmede yer almak zorundadır. Bir şirketin komandit olduğu açıkça saptanamıyorsa o şirket kollektif sayılır.
Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirket: TTK’nın 564. maddesi uyarınca bu şirket türünde, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır. Dolayısıyla esas sözleşmenin içeriği, anonim şirket esas sözleşmesinde bulunması zorunlu olan unsurları (TTK m. 339) barındırmalıdır. Ek olarak, komandite ortakların kimlikleri ve sorumluluk statüleri esas sözleşmede açıkça gösterilmelidir.
5. Esas Sözleşmenin Bağlayıcılığı ve Değiştirilmesi Usulü
Ticaret şirketlerinde esas veya şirket sözleşmesi, şirketin iç işleyişini, organlarının yetki ve görevlerini, ortakların hak ve yükümlülüklerini belirleyen temel hukuki belgedir. Bu sözleşmeler, ticaret siciline tescil ve ilan edildikleri andan itibaren şirket tüzel kişiliğini, şirket organlarını (yönetim kurulu, müdürler, genel kurul) ve tüm pay sahiplerini/ortakları bağlar. Ticaret siciline tescil ile birlikte esas sözleşme, şirketin tüm organlarını ve pay sahiplerini bağlayan bir iç hukuk metni niteliğini kazanır. Yönetim kurulu veya müdürler, esas sözleşmede kendilerine tanınmayan bir yetkiyi kullanamaz ve sözleşmedeki temsil kurallarını tek taraflı organ kararlarıyla değiştiremezler.
Sözleşmelerin bağlayıcılığının sınırı, kanunun emredici hükümleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 340. maddesi uyarınca, esas sözleşme kanunun emredici hükümlerinden sapamaz. Sözleşmede yer alan ve kanuna aykırı olmayan hükümler, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin anayasası niteliğindedir. Örneğin, pay devrini sınırlandıran bağlam kuralları veya belirli pay gruplarına tanınan imtiyazlar, sözleşmede yer aldığı sürece tüm ortaklar ve yönetim organları için bağlayıcıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin E.2015/893 K.2015/8774 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, esas sözleşme ile bir ortağa tanınan müktesep (kazanılmış) haklar, o ortağın rızası olmaksızın genel kurul kararıyla dahi ortadan kaldırılamaz.
Esas sözleşmenin değiştirilmesi yetkisi münhasıran genel kurula aittir. Bu değişiklik işlemleri, TTK’da öngörülen veya esas sözleşme ile özel olarak ağırlaştırılmış toplantı ve karar nisaplarına tabidir. Yargıtay uygulamasına göre; esas sözleşmede yer alan ağırlaştırılmış nisaplara (örneğin oybirliği veya nitelikli çoğunluk şartına) riayet edilmeden alınan genel kurul kararları hukuka aykırıdır. Somut uyuşmazlığın niteliğine göre bu kararların iptali talep edilebilir veya kararlar yok hükmünde sayılabilir.
Sonuç
Türk Ticaret Kanunu, şirket türlerine göre esas ve şirket sözleşmelerinin asgari içeriğini emredici kurallarla belirlemiştir. Bu sözleşmeler, şirketlerin tüzel kişilik kazanabilmesi için ticaret siciline tescil aşamasında hukuki bir ön şarttır. Sözleşmelerin kanunun emredici hükümlerine uygun olarak hazırlanması, şirket organlarının yetki sınırlarının belirlenmesi ve ortaklar arası hukuki ilişkilerin tesisi açısından temel dayanak niteliğindedir.
Türk Ticaret Kanunu, şirket esas sözleşmelerini salt birer kurucu işlem olarak değil, şirketin hukuki yaşam döngüsünü belirleyen objektif statü metinleri olarak düzenlemiştir. Anonim şirketlerde TTK m. 340 ile emredici hükümler çerçevesinde sıkı bir koruma rejimi benimsenirken; limited şirketlerde TTK m. 577 ile ortakların irade özerkliğine daha geniş bir alan bırakılmıştır. Hukuki güvenliğin tesisi ve olası organ ihtilaflarının önlenmesi adına, kuruluş sözleşmelerinin kanunun emredici sınırları gözetilerek ve somut kurumsal ihtiyaçlara özgülenerek teknik bir hassasiyetle hazırlanması esastır.
İlgili Yazılarımız
- Limited Şirket Ortaklığından Haklı Sebeple Çıkma ve Ayrılma Akçesi
- Limited Şirket Kamu Borçlarından Ortakların ve Müdürlerin Sorumluluğu
Kaynakça
Mevzuat
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
Yargı Kararları
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2015/9937 E. 2016/4885 K.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/5382 E. 2017/3443 K.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2015/893 K. 2015/8774