Türkiye 2026-2030 Yapay Zekâ Eylem Planı Yürürlükte: Peki Hukuk Teknolojileri (LegalTech) Nerede?

18 Ağustos 2026 tarihli ve 33344 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2026/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026-2030) resmen yürürlüğe girdi. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan ve kamuoyuna duyurulan bu yeni dönem ulusal stratejisi; yapay zeka alanında Ar-Ge kapasitesini artırmayı, nitelikli insan kaynağı yetiştirmeyi ve kamu hizmetleri ile üretimde veri altyapılarını güçlendirmeyi hedefliyor.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın resmi sosyal medya hesabı üzerinden de vurguladığı gibi, Türkiye, yapay zekanın belirlediği yeni küresel düzende seyirci değil, teknolojiyi üreten ve yönlendiren öncü ülkelerden biri olmayı amaçlıyor. “Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet” olmak üzere dört eksen ve 16 öncelikli eylem üzerine kurulan plan; insan odaklılık, güvenilirlik, etik sorumluluk, dijital egemenlik ve sürdürülebilir kalkınma ilkelerini esas alıyor.

Planın Öne Çıkan Hedefleri

Kamuoyuna açıklanan hedefler, planın ölçeğini net biçimde ortaya koyuyor:

  • Özel sektör öncülüğünde 10 milyar dolarlık yapay zeka yatırımı,
  • 2030’a kadar 1 GW veri merkezi kapasitesi,
  • İki yılda 5 milyon kişiye ulaşacak Ulusal Yapay Zekâ Okuryazarlığı Programı,
  • 2027 sonuna kadar 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı ve 100 bin uygulama profesyoneli,
  • En az 10 milyar TL büyüklüğünde Ulusal Yapay Zekâ Araştırma Fonu,
  • En az 20 yapay zeka girişimini desteklemek üzere 15 milyar TL tutarında büyüme fonu,
  • Kamu yatırım bütçesinin en az yüzde 2’sinin yapay zeka projelerine ayrılması.

Ulusal vizyon belgesi kapsamında sağlık, tarım, deprem teknolojileri, enerji ve sanayi alanlarında alana özgü temel modeller geliştirilmesi; finans, sağlık, enerji, mobilite ve telekomünikasyon sektörlerinde ise düzenleyici deneme alanları (regulatory sandbox) kurulması öngörülüyor. Uygulamanın takibi, kamuya açık ilerleme raporlarıyla Ulusal Yapay Zekâ Konseyi tarafından yürütülecek.

Ulusal Vizyondaki Büyük Boşluk: Hukuki Yapay Zeka

Ancak resmi hedeflere ve belirlenen sektörel odak alanlarına daha yakından bakıldığında, uluslararası arenada milyarlarca dolarlık bir büyüklüğe ulaşan LegalTech (Hukuk Teknolojileri) ve hukuk tabanlı yapay zeka uygulamalarına yönelik spesifik bir politika başlığının eksikliği dikkat çekiyor.

Yayımlanan eylem planında, yatırım ortamı için “hukuki öngörülebilirlik” sağlamaktan, yapay zeka etiğinden ve veri aktarımı standartlarından söz ediliyor. Fakat doğrudan adalet sisteminin, hukuk bürolarının ve yargı süreçlerinin teknoloji ile dönüştürülmesine dair somut bir inovasyon ya da LegalTech teşvik kalemi bulunmuyor. Alana özgü model geliştirilecek sektörler arasında sağlık, tarım, deprem, enerji ve sanayi sayılırken; hukuk, bu listenin dışında kalıyor.

Oysa LegalTech, evrakların dijitale aktarılmasının (UYAP vb. altyapılar) çok ötesine geçmiştir. Hukuk dünyası; algoritmaların doğrudan “karar destek”, “içtihat analizi” ve “otomatik dokümantasyon” süreçlerine dahil olduğu yeni bir dönemi yaşamaktadır.

Türk Hukuku İçin Neden Ayrı Bir LegalTech Odağına İhtiyacımız Var?

Hukuk teknolojilerinin makro planlarda özel olarak konumlandırılmaması, yerli hukuk ekosisteminin teknolojik rekabette geride kalma riskini doğurur. Eylem planında ıskalanan, ancak Türk hukuk sistemini geleceğe taşıyacak olan LegalTech dinamikleri şunlardır:

Türk Hukuku İçin Özelleştirilmiş Yerli Modeller: Anglosakson hukuku için üretilmiş yabancı yapay zeka sistemleri, kıta Avrupası geleneğine dayanan Türk hukuk sisteminde beklenen doğruluğu sağlayamaz. Genel amaçlı modellerin hukuk alanındaki güvenilirlik sorunu artık teorik bir tartışma da değil; yargı pratiğine yansıyan somut örneklerini Kızılcahamam vakasına ilişkin analizimizde ele almıştık. Milli teknoloji hamlesinin asıl ihtiyacı; Türk mevzuatı ve içtihat birikimiyle eğitilmiş, Hammurabi gibi hukuka özel yerli sistemlerin devlet politikalarıyla önceliklendirilmesidir.

Büyük Veri ile İçtihat Analizi ve Karar Destek: Devasa hacimli yargı kararlarını, Yargıtay ve Danıştay içtihatlarını ve akademik metinleri analiz etmek yapay zeka ile dakikalar sürüyor. Hukuka özel yapay zeka platformları, avukatların saatler süren emsal karar araştırma süreçlerini kısaltarak hukukçuların vakitlerini katma değerli stratejik muhakemeye ayırmasını sağlıyor. Bu dönüşümün meslek pratiğine etkilerini Avukatlar İçin Yapay Zekâ: Asistan mı, Ortak mı? yazımızda tartışmıştık.

Veri Güvenliği ve Milli Hukuk Altyapısı: Adli süreçlerin ve dava dosyalarının incelenmesinde veri gizliliği (KVKK) en hassas noktadır. Eylem planının ilkeleri arasında yer alan “dijital egemenlik” hedefiyle de uyumlu biçimde, hukuki yapay zekanın dış kaynaklı sunucularda değil, yerli ve güvenli altyapılarda inşa edilen LegalTech girişimleriyle desteklenmesi stratejik bir zorunluluktur.

Sonuç: Adaleti Teknolojiden Ayrı Düşünemeyiz

Türkiye’nin “yatırımın, yeteneğin ve teknolojinin merkezi” olma hedefi, yalnızca teknoloji üreten sektörlerin gelişmesiyle değil; bu dönüşümü taşıyabilecek güçlü, erişilebilir ve teknolojiyle uyumlu bir hukuk ekosisteminin kurulmasıyla mümkün olabilir. Yapay zekânın kamu hizmetlerinden özel sektöre kadar hemen her alanda yeniden şekillendirdiği bir dönemde, adalet hizmetlerinin ve hukuk sektörünün bu dönüşümün dışında bırakılması düşünülemez.

Hammurabi AI olarak; hukuki araştırma, metin üretimi, dosya analizi ve bilgiye erişim süreçlerinde yapay zekânın güvenli ve etkin kullanımını destekleyen yerli hukuk teknolojileri geliştiriyor, bu teknolojilerin Türk hukuk sisteminin ihtiyaçlarıyla uyumlu biçimde yaygınlaşması için çalışıyoruz.

Bu nedenle 2026-2030 Yapay Zekâ Eylem Planı’nın uygulama sürecinde ve oluşturulacak çalışma yapılarında Hukuk Teknolojileri (LegalTech) alanının ayrı ve stratejik bir odak olarak ele alınmasının önemli olduğunu düşünüyoruz. Yerli LegalTech girişimlerinin desteklenmesi, hukukçuların yapay zekâ yetkinliklerinin geliştirilmesi ve adalet sisteminde güvenilir yapay zekâ kullanımına ilişkin standartların oluşturulması; yalnızca hukuk sektörünün dönüşümü açısından değil, Türkiye’nin bütüncül yapay zekâ vizyonunun başarısı açısından da kritik önem taşıyor.

Resmi Kaynaklar ve Referanslar