Avukatlık Mesleğinde Yapay Zeka Kullanımı Bağlamında Vekilin Özen Yükümlülüğü

Teknolojinin giderek büyüdüğü ve hayatımıza etkisinin daha da arttığı son yıllarda Avukatların yapay zekayı kullanması artık kaçınılmaz olmuş, adeta bir yardımcı kaynak görevi görerek bürolarda yerini almıştır.

Amerikalı bir şirket 2025 yılında yaptığı araştırmada avukatların %71’inin daha önceki savunmalarında yapay zekadan yararlandığını ortaya koydu.

Peki avukatlar ve hukuk büroları neden yapay zekayı tercih ediyor?

Özellikle günümüz dünyasında zamanın en kıymetli şey olduğu düşüncesiyle avukatlar ve hukuk büroları yapay zeka ile zamandan tasarruf, yardımcı bir kaynak olması ve her an ulaşılabilmesiyle stajyer öğrenci yerine kullanarak ekonomik tasarrufta bulunuyor.

Yapay zekanın hukuk dünyasında yerinin her geçen gün artması göz önüne alındığında, avukatların artık yapay zeka kullanımında ne kadar başarılı olduğu sorusu akıllarda canlanıyor. İşte bu yüzden bu yazımızda “Avukatlık mesleğinde yapay zeka kullanımı bağlamında vekilin özen yükümlülüğü: Teknolojik Hatalardan Doğan Sorumluluğun Sınırları” konusunu ele alacağız.

Türkiye’de Vekilin Özen Yükümlülüğü

Ülkemizde vekilin yükümlülüğü ile ilgili birçok kanun maddesi bulunmaktadır. Belki de bunların en önemlisi olan TBK’nin 506. maddesinin 2. ve 3. fıkralarıdır. Bu fıkralara göre vekil üstlendiği işi müvekkilin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özen yükümlülüğünü basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranışlar çerçevesinde yürütmelidir.

Bir başka özen yükümlülüğü içeren madde ise Avukatlık Kanunu’nun 34. ve 36. maddeleridir.

Bu maddelerde ise avukatların mesleklerini avukatlık mesleğinin kutsallarını dikkate alarak gerekli doğruluk ve özen içerisinde yerine getirmeleri beklenir; ayrıca avukatların kendilerine tevdi edilen ve avukatlık mesleği gereği öğrendikleri hususları sır saklama yükümlülüğü adı altında açığa vurmaları yasaklanmıştır.

Ayrıca avukatlar Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesinde belirtildiği gibi Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler. Bu kuralların 3. ve 4. maddeleri öne çıkmaktadır.

Yapay Zeka Kapsamında Özenli ve Basiretli Avukat

Yukarıdaki maddelerde de bahsedildiği üzere avukatın birçok özen yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülük yapay zekâ kullanımında dikkat edilmesi gereken bir husustur. Yapay zekaların da hata yapabileceği veya halüsinasyon görebileceği unutulmamalıdır ki, örnek olarak bu konudaki ilk ve en ünlü olan MATA v. AVIANCA INC (2023) Amerika Birleşik Devletleri Bölge Mahkemesi kararı (ayrıca bkz: Couvrette v Wisnovsky kararı ve Zhang v. Chen (2024 BCSC 285) kararı) verilebilir. Bu kararda davacı avukatları Steven A. Schwartz ve Peter Lo Duca, dilekçelerinde zaman aşımına dair sundukları hukuki argümanları desteklemek için yapay zekayı kullanmışlardır; ancak mahkemenin ilerleyen safhalarında bu dilekçelerde bahsedilen kararların yapay zeka tarafından uydurulduğu ortaya çıkmıştır. Bu yüzden mahkeme, avukatlara özen yükümlülüğüne uymamak ve yargıya zarar vermekten dolayı 5.000 dolar ceza vermiştir. İşte bu yüzden yapay zekadan elde edilen çıktılar mutlaka bir profesyonel tarafından titizlikle incelenmelidir; avukatlar yapay zekayı bir ana kaynak olarak değil yardımcı bir kaynak olarak görmelidir. Yapay zekanın uydurduğu Yargıtay künyelerinin ülkemizde dilekçelere yansıması konusunu Kızılcahamam Vakası: Uydurulan Yargıtay Künyeleri yazımızda ayrıntılı olarak incelemiştik.

Bizzat İfa Yükümlülüğü ve Vekilin Hukuki Sorumluluğu

Avukatlık mesleği salt kanun ezberlemek veya sadece bilgiye ulaşma hizmeti değildir. Avukat somut bilgiyi mesleki tecrübe ve muhakeme yeteneğine dayanarak bir süzgeçten geçiren ve bu bilgiyi işleyen kişidir. Ayrıca avukatlar görevini TBK m.506/1 gereğince bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Bu yüzden bir avukatın bütün dava sürecini, dilekçe yazımını, delil değerlendirmelerini yapay zekaya bırakması veya yapay zeka çıktısını gerektiği gibi denetlemeden sunması, avukatın bu muhakeme yeteneğini bir algoritmaya devretmesi anlamına gelir. İşbu devir, bizzat ifa etme yükümlülüğünü ve vekalet sözleşmesini ihlal etmiş olur zira vekalet sözleşmesinin tarafları müvekkil ve yapay zeka değildir. Çünkü müvekkil bu sözleşmeyi avukatın muhakeme ve hukuki bilgisine güvenerek yapmaktadır. Bu yüzden basiretli bir vekil için yapay zeka iş bitiren değil, ona yardımcı bir kaynak olarak kalmalıdır.

Girişte de bahsettiğimiz üzere, yapay zekanın hukuk bürolarında adeta bir stajyer gibi kullanılması, akıllara TBK m. 66 ve TBK m. 116 hükümlerini getirmektedir. Vekilin yapay zeka çıktılarını gözetim ve denetim yükümlülüğü, tıpkı stajyerini denetleyen bir avukatın sorumluluğuna benzemektedir; ancak mevcut sistemde yapay zekanın hem kişiliğinin bulunmaması hem de teknik olarak bir çalışan veya ifa yardımcısı sayılmadığı için ortaya çıkan zarardan, tıpkı stajyerini denetleyen bir avukatın sorumluluğu gibi, TBK m. 506 uyarınca yapay zekanın verdiği çıktıyı denetlemeyen avukat şahsi kusurundan dolayı sorumlu olacaktır. Ancak doktrinde, günümüz hukuk sisteminde değişiklik yapılarak yapay zeka için sorumluluk ve haklar verilmesi konusunda görüşler vardır. Geçtiğimiz yıllarda Avrupa Birliği, Revize Edilmiş Ürün Sorumluluğu Direktifi (2024/2853) ile yapay zekayı “ürün” olarak tanımlamış ve yapay zekanın kusursuz sorumlu olabileceğinin yolunu açmıştır. Ancak doktrinde bu konuda günümüzde de birçok tartışma halen devam etmektedir. Bunlardan ilki yapay zekaya e-kişilik verilerek mal varlığı üzerinden yapay zekanın sorumlu tutulabileceği görüşüdür. Diğer görüşlerden biri ise “Dijital Peculium” adı ile yapay zekanın sadece basit bir eşya olarak görülmeyip, ancak eşya statüsü dışında da bir kişilik verilmeyerek tıpkı Roma hukukundaki köleler gibi sınırlı bir fiil ehliyetlerinin olmasıdır. Çünkü Roma hukukunda köleler (res) eşya sayılırlardı ve kendilerine ait bir mal varlıkları olmazdı; fakat efendiler (dominus) kölelerine ticaret yapmaları için küçük bir sermaye/malvarlığı bırakırdı. Buna da peculium denirdi ve ilerleyen zamanlarda da ise yapay zeka sistemlerine de üretim aşamasında tahsis edilecek bir “dijital malvarlığı” olacağını düşünürsek, sistemin otonom kararları sonucu doğacak zararların tazmininde ilk başvuru kaynağı tıpkı peculium gibi bu dijital malvarlıkları olabilir.

Gizli Tehlike: Sır Saklama Yükümlülüğü ve KVKK

Yapay zeka kullanımı konusunda avukatların belki de en çok dikkat etmesi gereken nokta, Avukatlık Kanunu’nun 36. maddesinden doğan sır saklama yükümlülüğüdür. Bu yükümlülük müvekkil-avukat ilişkisi açısından büyük bir öneme sahiptir. Özellikle avukatların dilekçe yazmak, sözleşme inceletmek veya dava delillerini özetlemek için kullandıklarında, eğer kullanılan yapay zeka modelinin “verileri eğitim için kullanmama” (opt-out) garantisi yoksa, bu verileri hem kendini eğitmek hem de ile

Kişisel verilerin kullanılmasında ise avukatlar müvekkilleri bakımından veri sorumlusu görevini üstlenirler. Yapay zeka kullanımı konusunda avukatlar için tehlikeli durumlardan biri ise 6698 sayılı KVKK’nın 9. maddesindeki kişisel verilerin yurt dışına aktarılamaması yasağıdır. Bir avukatın müvekkilinin adını, kimlik numarasını veya dava dosyası detaylarını veri merkezleri yurt dışında olan sistemlere girmesi, kişisel verilerin yurt dışına aktarımı anlamına gelir. Bunun hukuka uygun olabilmesi için ya müvekkilden bu durum için kanunda belirtildiği gibi “açık rıza” alınmış olması ya da durumun kanun hükmündeki diğer istisnaları karşılaması gerekir. Aksi hâlde avukat, ağır idari para cezalarıyla ve tazminat talepleriyle karşı karşıya kalabilir.

Yukarıda bahsettiğimiz yaptırımlar ve cezalarla karşı karşıya kalmamak için en sık kullanılan önlemlerden biri Anonimleştirme / Mutlak Veri Karartma, diğeri ise Kapalı Devre (On-Premise) ve Yerel Dil Modelleri kullanmaktır.

Anonimleştirme / Mutlak Veri Karartma önlemi; verilerin sisteme girilmeden önce anonimleştirilerek 6698 sayılı KVKK’nın 28. maddesi uyarınca kişisel verilerin kimliği belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişiyle ilişkilendirilemeyecek hâle getirilmesi (anonimleştirilmesi) durumudur. Bu durumda veriler korunan hukuki değer kapsamının dışına çıkar, bu yüzden sisteme girilen verilerin anonimleştirilmesi hayati öneme sahiptir.

Kapalı Devre (On-Premise) ve Yerel Dil Modelleri kullanarak önlem almak aslında, verileri yurt dışı sunucularına aktaran yapay zeka modelleri yerine “kapalı devre” çalışan sistemlere geçiş yapmaktır. İnternet bağlantısı gerektirmeden doğrudan hukuk bürosunun kendi yerel bilgisayarlarında veya güvenli sunucularında (on-premise) çalışan açık kaynaklı dil modellerinin kullanılması, veri sızıntısı riskini sıfıra indirir. Bu sistemlerde veri dışarı çıkmadığı için 6698 sayılı KVKK’nın 9. maddesindeki ihlal durumu yaşanmaz ve sır saklama yükümlülüğü aslında bu şekilde güvence altına alınır.

İlgili Yazılarımız

Kaynakça

Mevzuat

  • Türk Borçlar Kanunu, Kanun No: 6098, Kabul Tarihi: 11.1.2011, RG 4.2.2011-27836 (özellikle m. 66, 116 ve 506)
  • Avukatlık Kanunu, Kanun No: 1136, Kabul Tarihi: 19.3.1969, RG 7.4.1969-13168 (özellikle m. 34 ve 36)
  • Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Kanun No: 6698, Kabul Tarihi: 24.3.2016, RG 7.4.2016-29677 (özellikle m. 9 ve 28)
  • Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları (özellikle m. 3 ve 4)
  • Avrupa Birliği Revize Edilmiş Ürün Sorumluluğu Direktifi, (AB) 2024/2853